Zor çocuklar…

30 Haziran 2013

Vatan / 30.06.2013

Çocukların gelişim süreçleri boyunca, başkalarıyla iletişime geçtikçe aldığı tepkilere göre davranışları şekillenir, kuralları öğrenir. Bazıları yönlendirmelerle bu süreci rahat atlatır, ama bazıları engellerle karşılaştıklarında aşırı tepki gösterir ve olumsuz davranış sergilerler.

Uyumlu çocuk denildiğinde kast edilen, söyleneni itiraz etmeden yapan, itaat eden çocuk değildir. Uyumlu çocuk, mevcut durumu gerçekçi ve başkalarını da kapsayacak şekilde değerlendirebilen çocuktur. Bulunduğu yaş grubuna göre çocuk, bunu ilk aşamada kendi yapamayabilir. Ancak uyumlu çocuklar basit yönlendirmelerle sorunlar karşısında da bu tür bir değerlendirme yapmayı başarabilir. Geçimsiz çocuklar, genellikle ben merkezli yapının dışına çıkamaz ve engellenmeyle karşılaştığında çabuk öfkelenir.

Neden sorunlu davranır?
2-7 yaşları arasında çocuklar ben merkezli bir düşünce yapısına sahiptir ve bu gelişiminin doğal bir parçasıdır. Bu dönemde çocuklar başkalarının kendinden farklı ihtiyaçlara, isteklere, farklı bakış açılarına sahip olabileceklerini anlayamaz. Ancak bu dönemin sonuna doğru yavaş yavaş ben merkezli düşünce biçiminin azalmaya, mantıklı düşünme biçiminin oluşmaya başlaması gerekir. Bu sayede çocuk artık çevresindekilerin kendisinden farklı istekleri ve düşünceleri olabileceğini kavramaya başlar.

Özellikle hayatın ilk 6-7 yılında çocuğun benliği önemli ölçüde gelişir. Bu dönemde en çok aile bireyleriyle etkileşimde bulunan çocuğun başkalarıyla iletişim biçimi, aldığı tepkilerle, izlediği tutum ve davranışlarla şekillenir. Aşırı eleştiri, ilgisizlik ya da aşırı hoşgörü çocuğun kendi ihtiyaçları ile başkalarının ihtiyaçlarını dengelemeyi öğrenmesinde en önemli engelleri teşkil eder. Engellenme karşısında uğradığı hayal kırıklığıyla başa çıkamayarak geçimsiz davranışlar sergileyebilir.
Ailenin yaklaşımı
Çocukların istek ve ihtiyaçları karşılanmadığında bununla yetişkinler kadar kolay başa çıkamaması çok doğaldır. Öncelikle çocuk, uğradığı hayal kırıklığının aile tarafından anlaşıldığını hissetmelidir. Hayal kırıklığına uğrayan, öfkelenen, uyumsuz davranışlar sergileyen çocuğa ebeveynin onun duygularını anladığını söylemesi, onaylanmayan şeyin duyguları değil davranışları olduğunu anlatması gerekir. Geçimsiz olduğu zamanlarda bunu çocuğa anlatmak kolay olmayacaktır, ancak ebeveynin sakinliğini kaybetmesi, çocuğun gerçekte onaylanmayan şeyin ne olduğunu anlayamamasına yol açacaktır. Çocuğun başkasının bakış açısını anlamayı öğrenmesi için ebeveynin de çocuğun bakış açısını anladığını ona hissettirmesi gereklidir. Aileler genelde bunu çocuğa hissettirdiklerinde onun olumsuz davranışlarını da kabullenmiş olacaklarını varsayarlar ve bundan uzak dururlar. Halbuki ebeveynin çocuğuna, onun duygularını anladığını fakat davranışını kabul etmediğini anlatması çok da zor değildir.

Okul ve öğretmen tutumu
Kızmak ya da başka arkadaşlarını örnek göstermek genelde işe yaramaz. Çocuğun, başkalarının açısından da olaylara bakabilmeyi, isteklerinin hepsinin yerine gelmemesinin doğal olduğunu, hoşuna gitmeyen şeyleri de bazen yapması gerekebileceğini öğrenmesi zaman alır. Öncelikle bunun bir çekişme süreci değil, öğrenme süreci olduğunun kabul edilmesi gerekir. Çocukla hiçbir şekilde çekişme ya da güç savaşına girilmemeli. Uyumlu davranmayı başarması için ona fırsat yaratmak gerekir. Arkadaşlarıyla yaşadığı sorunlar üzerinde konuşulurken her iki tarafın da yaşadığı duygular vurgulanmalı, hiçbir şekilde suçlanmamalı. Suçlandığını hissetmesi muhtemelen onu daha da geçimsiz hale getirecektir. Uzlaşmacı tutumlar sergilediğinde ya da çaba gösterdiğinde takdir edilmelidir. Sınıfta işbirliğinin keyifli yanlarını vurgulamak da işe yarayabilir. İşbirliği gerektiren grup çalışmalarına katılmasını sağlamak ona denemesi için fırsat yaratacaktır.

Anne-babalara düşenler
Geçimsizliğini ön plana çıkarmaktansa evde işbirliği yapılabilecek ortamlar yaratıp buradaki çabalarını ön plana çıkarmak daha yararlıdır. İlk başlarda eski alışkanlıklarını sürdürmekte inat edebilir ancak ebeveyn onun hoşnutsuz olmasının nedenlerini birlikte araştırmak için yeterince istekli olur ve davranışlarına neden olabilecek duyguları ile içtenlikle ilgilenirse çocuğun öğrenme sürecini hızlandırır. Ayrıca ailelerin kendi farkındalık düzeyleri de büyük önem taşır. Anne babalar geçimsizlik konusunda çocuğunkinden farklı biçimlerde de olsa olumsuz model olmamalıdır. Geçimsiz, uyumsuz, mutsuz, gergin ortamlarda yetişen bir çocuğun uyumlu olması oldukça zordur. Ne yazık ki çocuklar, evde görünürde herhangi bir anlaşmazlık ya da kavga olmasa bile ebeveynlerin huzursuzluk ve gerginliklerini kolayca fark edip bundan etkilenebilirler.