Zamansız evliliklerin sessiz çığlıkları: Çocuk gelinler

12 Nisan 2013

Zaman / 12.04.2013

 

HASAN CÜCÜK ,

 

Uluslararası Kadın Araştırmaları Merkezi (International Center for Research on Women, ICRW) verilerine göre, bugün 63 milyon olan çocuk gelin sayısı 10 yıl sonra 100 milyona ulaşacak. Dünyada her gün 25 bin kız çocuğu evlendiriliyor. Tüm dünyada bugün yaşı 20-24 arasındaki kadınların yüzde 36’sı kendi istekleri dışında, 18 yaşından küçük yaşta evlendirildi.

 

2008’de tüm dünyayı şaşkına çeviren gelişmenin adresi Yemen’di. Henüz 10 yaşında olan Nujood Ali’nin kendinden 3 kat büyük eşinden boşanmak için verdiği verdiği mücadele, dünyanın ilgisini yeniden küçük yaşta evlendirilmek zorunda bırakılan ‘çocuk gelinler’e yöneltmişti. Henüz 10 yaşındayken ailesinden ve kardeşlerinden koparılıp Yemen’in ücra bir köyünde 30 yaşındaki bir erkeğe ‘satılan’ Nujood Ali’nin ailesine, ergenlik çağına gelinceye kadar çocuğuna el sürülmeyeceği sözü verilmişti. Ancak 30 yaşındaki eşi bu sözü daha ilk gün unuturken, Nujood Ali gündüzleri kayınvalidesinin, geceleri eşinin fiziki ve duygusal şiddetine maruz kalmıştı. Kocasından boşanmak için gizlice evden kaçarak mahkemeye gitmiş ve yargıcın kapısını çalmıştı. Nujood’un ailesine ve Yemen geleneklerine meydan okuyuşu tüm dünyada yankılanmış ve Ortadoğu’daki tüm genç kızlar için ilham kaynağı olmuştu. Yaşadıklarını “Ben Nujood 10 Yaşında Bir Dulum’ adlı kitapta toplayan Nujood Ali’nin bu cesur mücadelesinden sonra Yemen’de evlilik yaşı 17’ye yükseltildi. Ancak kanun maddesine yer almasına rağmen gerçekte pek uygulanmadı.

 

“12 yaşındaydım. 13’e yeni basacaktım. O ise 70 yaşındaydı. Ona çocuklarıyla birlikte ben de ‘baba’ diyordum. Daha sonra kumam beni uyararak ismiyle hitap etmemi istedi. Ben bunu yapamayınca ‘şşşşt’ diye seslenmek zorunda kaldım. Allah biliyor, beni gelin ettiklerinde ben daha dışarıda oyun oynuyordum.” Bu cümleler de ismini vermek istemeyen bir kadının anlattıkları. Bu ve bunun gibi onlarca hikâye hemen her gün basında yer alırken, küçük yaşta evlendirilmek zorunda bırakılanlar için ‘çocuk gelinler’ kavramı kullanılıyor. Bu sadece Türkiye’nin sorunu değil. Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinde adeta sıradan bir vaka çocuk yaşta gelin olmak. Akranları okula giderken veya sokakta oynarken onlar kendilerinden oldukça büyük bir erkeğin ya ilk ya da ikinci, üçüncü eşi olarak hayattan koparılıp farklı bir yaşama mahkûm ediliyor. Hayatı öğrenmeden hayatın yükü omuzlarına yükleniyor. Çocuk yaşta çocuk sahibi oluyorlar. Daha kötüsü ise eşleri tarafından sokağa terk edilmeleri. Gidecek yeri olmayan bu ‘çocuk gelinler’ ya cinsel istirmacıların eline düşüyor ya da intihar yolunu seçiyor.

 

Biri Yemen’den, diğeri Türkiye’den anlatılan bu iki çocuk gelin hikayesi, deryada adeta bir damla gibi. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, şu an tüm dünyada 63 milyon çocuk gelin bulunuyor. Çocuk gelinden kasıt, 18 yaşından küçük yaşta evlendirilenler. BM’ye göre, önümüzdeki 10 yıl içinde çocuk gelin sayısı 100 milyona ulaşacak. Son 30 yılda gelişmiş ülkelerde çocuk gelin sayısı azalmasına karşılık, gelişmekte olan ülkelerde bir azalma söz konusu değil. Evliliklerin Asya’da yüzde 48’ini, Afrika’da yüzde 42’sini, Latin Amerika’da yüzde 18’ini çocuk gelinler oluşturuyor. Daha çok batı ülkelerinde görülen evlenmeden çocuk yaşta cinsel birliktelik ve hamile kalma ise ayrı bir haber konusu.

 

Çocuk gelinler üzerine en kapsamlı çalışmayı, Amerikalı fotoğrafçı Stephanie Sinclair yaptı. Sinclair’in 10 yıl sürecek macerası, Afganistan’ın Herat eyaletinden Rokhshana Rahimi’nin hikâyesiyle başlıyordu. Henüz 14 yaşında olan Rahimi’nin kendinden onlarca yaş büyük birinin dördüncü eşi olmasıyla yaşadığı süreç intihara kadar uzanıyordu. 2003’te çocuk gelinler gerçeğini tüm dünyaya anlatmak için yola çıkan Sinclair’in ilk durağı Afganistan oluyordu. Onlarca yıl süren savaştan dolayı adeta bir enkaza dönen ülkede binlerce Rokhshana ile karşılaşır Amerikalı fotoğrafçı. Hayatında ilk kez ‘çocuk gelinler’ gerçeğiyle tanışan Sinclair, dinlediği hikayelerden oldukça etkilenir ancak mağdurlara ulaşması hiç de kolay olmaz. Yapması gereken ise ‘tebdili kıyafet’tir. Yerel giysiler içinde düğünlere giden, halkın arasına karışan Sinclair, çocuk gelinlerin dramını anlatmak için 10 yıl sürecek uzun yolculuğunun startını Afganistan’da verir. Afganistan, Nepal, Hindistan, Etiyopya ve Yemen’de 10 yıl boyunca dolaşır, çocuk gelinlerin hayatını araştırır, onları fotoğraf karesiyle tüm dünyaya duyurur.

 

Sinclair, çocuk gelinler konusunda ‘kültürel ve gelenek’ yönünün ağır bastığını ifade ediyor. Bu zor kararda ekonomik veriler önemli rol oynuyor. Küçük yaşta yaşlı biriyle evlendirilen bir kız için alınacak -Anadolu tabiriyle- ‘başlık parası’, ailenin bir süre geçimini sağlıyor. Afganistan’da çocuk yaşta evlendirilenlerin önemli bir bölümünü ise ‘kumar borcu’ karşılığında verilenler oluşturuyor. 45 yaşındaki birinin ikinci eşi olan 13 yaşındaki Majabin’in, ‘babasının kumar borcu’ karşılığında gelin olduğunu belirten Sinclair, birçok çocuk gelinin zorla yapılan evliliğe karşı koymak için vücudunu yaktığını ifade ediyor. Savaşın yerle bir ettiği Afganistan’da her şey altüst olduğu gibi, çocuk gelinlerin oranı da tam olarak bilinmiyor. Bu acı tabloda faturayı çocuk yaşta evlenenler ödüyor. Stephanie Sinclair, 10 yıllık araştırması sonunda “Hayatından memnun olan hiç çocuk gelin görmedim.” tespitinde bulunuyor: “Bu çocuklar da çocukluğunu yaşamak, okula gitmek, oyun oynamak istiyor. Ama hayat onları kaldıramayacağı büyük bir yükün altına itiyor.”

Uluslararası Kadın Araştırmaları Merkezi (International Center for Research on Women, ICRW) verilerine göre, bugün 63 milyon olan çocuk gelin sayısı 10 yıl sonra 100 milyona ulaşacak. Dünyada her gün 25 bin kız çocuğu evlendiriliyor. Tüm dünyada bugün yaşı 20-24 arasındaki kadınların yüzde 36’sı kendi istekleri dışında, 18 yaşından küçük yaşta evlendirildi. Her yıl 14-19 yaşları arasındaki 14 milyon çocuk gelin doğum yapıyor. Bu yaşlardaki kadınların doğum sırasındaki ölüm oranı 20’li yaşlarında olanlara göre yüzde 50 daha fazla.

 

Fakirlik, kültür ve gelenek, çocuk yaştaki kızların evlendirilmesinin sebepleri arasında gösteriliyor. Kız çocukları, borçların ödenmesi veya başlık parası karşılığında adeta ‘satılıyor’. Yıllarca yerleşen ve giderek bir tabuya dönüşen gelenek de kızların küçük yaşta evlendirilmesinin yolunu açıyor. Fizyolojik evlilik yaşına gelmeden yapılan evlilikler bile bulunuyor. Yemen’de evlilik yaşının 8-9’lara kadar düştüğü belirtiliyor. Kocasından fiziki ve duygusal şiddet gören 2 milyon çocuk gelin, ‘sokağa atıldıklarından’ dolayı bugün kadın tacirlerinin ağına düşmüş bulunuyor. New York Times Gazetesi’nde yayınlanan “Afgan borcu için acı ödeme: 6 yaşındaki bir kız” başlıklı haber, Afganistan’daki çocuk gelin gerçeğinin bir başka boyutunu gözler önene seriyor. Haber, Kabil’deki bir mülteci kampında yaşananları ele alıyor. Habere göre, karısının tedavisi ve 9 çocuğunun hastane masrafları için borç alan Taj Muhammed zor durumdadır. 2 bin 500 dolar ödeyemezse, 6 yaşındaki kızı Nağme’yi, alacaklısının 17 yaşındaki oğluyla evlendirmek zorundadır. Baba, “Nağme neler yaşayacağını bilmiyor.” diyor. Mülteci kampının bir başka sakinine borçlanan Taj gibi zor durumda olan daha birçok baba var. Borçlar, başlık parasına sayılarak siliniyor. Yerel liderler de bu süreci destekliyor. Hükümet ise çocuk yaşta evlilikler kanunla yasaklanmasına rağmen olan biteni izlemekle yetiniyor.

 

Ve Türkiye… Maalesef çocuk gelinler konusunda ülkemizin sicili temiz değil. Avrupa’da çocuk gelin sıralamasında ikinciyiz. Birincinin batı Avrupa’dan biri olduğunu düşünüp ikinci olmayı içinize sindiriyorsanız yanılıyorsunuz. Çocuk gelinler konusunda ilk sırada yüzde 17 oranla Gürcistan bulunuyor. Türkiye, yüzde 14 ile ikinci sırada. Hemen ‘ama’ ile başlayan bir cümle kurmamız gerekiyor. Çünkü yapılan araştırmada Türkiye’ye dair veriler, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nden alınan bilgilerle belirlenmiş. Nüfus ve Vatandaşlık Genel Müdürlüğü’nde sadece hakim kararıyla yapılan evliliklerin kaydı bulunuyor, sosyolojik anlamda yapılan evliliklere dair veriler yer almıyor. Dolayısıyla elde edilen veriler gerçeği tam olarak yansıtmıyor. Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu’nun (USAK) hazırladığı rapora göre ise Türkiye’de 18 yaş altı evlilik yapan erkeklerin oranı yüzde 6,9 iken, bu rakam kadınlarda yüzde 31,7 olarak görülüyor. Bu evliliklerin yüzde 16,9’unun kentte, yüzde 24,6’sının da kırda gerçekleştiğinin anlatıldığı raporda, TÜİK verilerine göre de evli kız çocuğu sayısının evli erkek çocuğu sayısına oranla 14 kat daha fazla olduğunu ifade ediliyor. Raporda, Türkiye’de 18 yaşın altındaki evliliklerin yaklaşık yarısının okur-yazar olmayan, yüzde 31,7’sinin ise okur-yazar olan fakat hiç okula gitmeyen çocuklar tarafından yapıldığı da aktarılıyor. 15-19 yaş aralığındaki kızlarda evlenme oranı Kanada’da yüzde 0.6, İngiltere’de yüzde 1.7, Almanya’da yüzde 1.2, ABD’de yüzde 3.9 şeklinde seyrediyor.

Türkiye’de çocuk gelinler konusunda önemli adımlar atılmasına karşılık, okul sırasında olması gereken kız çocukları hazır olmadıkları bir hayata evlendirilerek atılıyor. İlgili bakanlıklar düzenledikleri kampanyalarla çocuk gelinlerin önüne geçmeye çalışıyor. Bu konu, filmlere ve dizilere de konu oluyor. Mahsun Kırmızıgül’ün imzasıyla çocuk gelinler sorunu ‘Hayat Devam Ediyor’ adıyla dizi olurken, son olarak İlyas Salman’ın başrol oynadığı ‘Lal’ filmiyle konu sinema aracılığıyla toplumun gündemine taşındı.

 

***

Ahmet Kurucan (İlahiyatçı, yazar):

Önce zihinlerin değişmesi gerekiyor

 

Evlilik yaşını tesbitte iki unsur öncelikle dikkate alınmalıdır. Birincisi; fizyolojik olgunluk. Bu, fıtratla alakalı değişmez ve değiştirilemez insani ve evrensel bir olgudur. Vücudu fizyolojik manada evliliğe hazır olmayan küçücük bir kız çocuğunun evlenmesi de evlendirilmesi de aklen doğru olmadığı gibi dinen de caiz değildir. İkincisi; evlilikle kurulan yuvanın sorumluluklarını üstlenebilecek maddi ve manevi kemal seviyesi. Ne karısına koca, çocuklarına baba ya da ne kocasına karı, çocuklarına anne olamayacak, maddi imkânları yetersiz, “nerede akşam orada sabah” felsefesine bağlı sorumsuz bir şekilde hayat sürdüren insanlar için de aynı hüküm geçerlidir. Yani ne aklen doğrudur; ne de dinen caiz. Nitekim fukaha buna külli haram deme yerine şahsa özel değerlendirmelere konu olduğu için farklılıklarını nazara almış ve böylelerinin evliliğine haramdan mekruha uzanan hükümler vermiştir.

 

“İslam’a göre…” diyerek başlayan sorulara cevap mahiyetinde şunları söyleyebilirim: Evet, fıkıh kitaplarının nikâh, talak, ehliyet, velayet bölümlerinde evlilik yaşı ile alakalı direkt veya dolaylı birçok içtihad vardır. Talak Suresi’ndeki “henüz âdet görmeyenler”, “âdetten kesilmiş olanlar” veya Nur Suresi 32. ayetteki “bekârları evlendirin”, Nisa Suresi 6. ayetindeki “yetimleri evlenme çağına kadar deneyin…” beyanlarından yapılan çıkarımlarda, çocukların velileri tarafından evlendirilebileceğine dair birçok hüküm ortaya koymuşlardır. Yalnız, söz konusu bahislerde yapılacak uzun tetkikler şunu göstermektedir ki ortada bütün ulemanın ittifak ettiği, üzerinde icmanın hâsıl olduğu tek bir görüş ya da ortak bir kanaat yoktur. Mesela; “Beşik kertmesi caizdir. Dede, baba gibi mücbir veliler çocuklarını 13 yaşında evlendirebilir. Evlendirilen kız veya erkek, babasının bu tasarrufunu kabul etmek zorundadır.” diyenler olduğu gibi, “Beşik kertmesi caiz değildir. Veli mücbir bile olsa çocuğun bu tasarrufu kabul veya red hakkı vardır.” türünden aksi istikamette görüş beyan edenler de vardır. Bu içtihad farklılıklarını tarih boyunca yapılan uygulama farklılıklarında görmek mümkündür.

 

Ama asırlardır devam edegelen bir geleneği sabahtan akşama değiştirmek mümkün olmuyor. Bunun için önce zihinlerin değişmesi, din gibi algılanan, ayet ve hadis menzilesine konulan yorumların değişen ve gelişen siyasi, ekonomik, kültürel, ahlaki arka plan şartlarına bağlı olarak değişeceğini kabullendirmek gerekiyor.

 

***

Küçük yaşta evlilik pek çok soruna yol açıyor

1- Ekonomik nedenlerle küçük yaşta evlenmişse;

 

Adeta bir mal gibi satılıyor.

Aile içinde hiçbir zaman söz hakkı olmuyor.

Yalnızca verilen görevleri yapıyor.

Cinselliğini hiçbir zaman yaşayamıyor.

Çoğu kez evliliğinin ilk senesinde ilk, sonraki yıllarda diğer çocuklar oluyor, erken yıpranıyor, yaşlanıyor, hastalanıyor.

 

2- Psikolojik sebeplerle küçük yaşta evlenmişse;

 

Kendini bir köle gibi hissediyor.

Kaderine küsüyor.

Ruhsal ve bedensel gelişmeleri olumsuz etkileniyor.

 

3- Sosyolojik sebeplerle küçük yaşta evlenmişse;

 

Çoğu kez ikinci, hatta üçüncü eş oluyor.

Eğitim ve öğretimi yarıda kalıyor.

Çoğu kez zorunlu eğitimi bile alamıyor.

Sağlığı bozuluyor.

Kendisi çocuk olduğu halde çocuk büyütme yükümlülüğünü üstleniyor, psikolojisi bozuluyor.

Erken evlilik aile içinde şiddete muhatap olma riskini artırıyor.

Cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma ihtimali artıyor.

Erken yaşta hamile kalınca, çocuğun ölüm riski 3 kat artıyor.