Türkiye’deki Çocuk Gelinler Trajedisi Televizyon Dizisi Oldu

21 Kasım 2011

 

Sabah / 21.11.2011

 

İSTANBUL Saçları iki yandan örülü, duvak giymiş bir genç kız, yaşlı gözleriyle başını kaldırıp kameraya bakıyor. “Benim adım Hayat. 15 yaşındayım. Kocam ise 70 yaşında” diyor izleyiciye. Kadraja beyaz sakallı, şişman bir adam giriyor ve Hayat gözyaşlarına boğuluyor. “Üstümdeki gelinliğim değil, benim kefenimdir” diyor. Müziğin sesi yükseliyor ve ardından ekran kararıyor. Bir ses, “Türkiye’de her iki kadından biri küçük yaşta evleniyor. İki milyondan fazla kızımız, başlık parası için satılıyor” diyor. İnternette şimdiden binlerce kişi tarafından izlenen iki dakikalık video, sonradan senaryo yazarı ve yönetmenliğe soyunan popüler türkücü Mahsun Kırmızıgül’ün uzun süren bekleyişin ardından Cuma günü atv’de yayına giren dizisinin fragmanı. “Hayat Devam Ediyor” isimli dizi, İç Anadolu’daki fakir hayatlarından kurtulmak için şanslarını İstanbul’da deneyen Hayat ve ailesinin yaşamını konu ediyor. İlk bölümlerde yaşlı bir adamla evlenen genç kızın kaderine odaklanılıyor. Aslında televizyon eleştirmeni Sina Koloğlu’nun geçen hafta İstanbul’da gerçekleştiri len bir röportajda da bahsettiği gibi, fragman kadın aktivistlerin çektiği bir belgesel film için röportaj yapılan ülkenin dört bir yanındaki çocuk gelinlerin gerçek hikayeleriyle çarpıcı bir benzerlik taşıyor. Önümüzdeki hafta gösterime girecek olan “Çocuk Gelinler” isimli film, Uçan Süpürge isimli kadın hakları derneğinin yürüttüğü, seminerler, konferanslar, ülkenin çeşitli bölgelerindeki yerel yetkililer ve ailelerle yapılan toplantılar, bir kitap ve akademik araştırma projesini içeren 18 aylık bir bilgi ve bilinçlendirme kampanyasının bir ürünü. Van’daki b ir t oplantıda ş u a nda 3 7 yaşında olan bir kadın, “30 yaşındaki bir adamla evlendirildiğimde 13 yaşındaydım. Ondan hep korktum” diyor. İzmir’deki bir toplantıdaysa bir diğeri, “16 yaşında evlendim. 20 yıl hiç konuşmadık. Hâlâ iki yabancı gibiyiz” diyor. Diğer kadınlarsa şiddet, kötü muamele ve mutsuzluktan dem vuruyor. Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nden Sosyoloji Profesörü Yıldız Ecevit, geçen ay Ankara’da çocuk gelinler üzerine yapılan bir meclis komisyonu toplantısında, “Ülke ortalamasına bakıldığında, Türk kadınlarının yüzde 28’i 18 yaşına gelmeden evleniyor” dedi. Ancak Ecevit’e göre, bölgesel farklar hesaba katılınca, Doğu ve İç Anadolu başta olmak üzere ülkenin bazı kesimlerinde küçük yaşta evlendirilen kızların sayısı yüzde 40 ila 50’yi buluyor. Geçen yıl bir meclis komisyonu tarafından yayınlanan rapor, çocuk evlilikleriyle ilgili güvenilir verilere ulaşmanın zor olduğunu gösteriyor çünkü Anadolu’nun çoğu kesiminde halen son derece yaygın olan imam nikâhları, resmi kayıtlara geçirilmiyor. Kızlar hem ailenin üzerindeki maddi yükü hem de evlenmeden önce cinsel ilişkiye girme riskini azaltmak için erken yaşta evlendiriliyor. Komisyon raporuna göre başlık parası da çoğu bölgede halen önemli bir neden. Rapor, iki aile arasında gelinlerin değiş tokuş edilmesi, bebeklerin doğum sırasında beşik kertmesi yapılması, kan davalarını bitirmek için kızların gelin olarak verilmesi ve bazı bölgelerde çok eşlilik gibi köklü geleneklerin de bulunduğunu söylüyor. Ayrıca tecavüz edilen ya da cinsel tacize uğrayan kızlar aile namusunun temizlenmesi için tecavüzcüyle ya da başka bir erkekle hemen evlendiriliyor. Komisyon çocuk yaşta evliliklerin, “çocuk haklarını, kadın haklarını ve insan haklarını ihlal ettiğini” söyleyerek bu geleneği aile içi şiddetin, bebek ölümlerinin ve cinsiyet eşitsizliğinin başlıca nedeni olarak gösterdi. Rapor, “Devlet kurumları bu soruna henüz yeterli bir çözüm bulamamıştır” sonucuna vardı. “Uçan Süpürge” kampanyasının proje koordinatörü Selen Doğan da bu görüşe katılıyor. Doğan, bir röportajda, “Konferanslarda görüştüğümüz yerel yetkililerin neredeyse tümü bu geleneğin kötü bir şey olduğunu kabul ediyor ama hiçbiri şimdiye kadar bununla ilgili bir şey yapmamış” dedi. Doğrudan 22 bin kişiye ve basında çıkan haberler ve geçen ay mecliste yapılan oturum aracılığıyla daha geniş bir kitleye ulaşan kampanya ses getirmeyi başardı. Oturumda Türk yasalarının çocuğun tanımıyla ilgili bile bir fikir birliğine varamadığını belirten Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Fatma Şahin, “Bu böyle devam edemez. Derhal bir şeyler yapmalıyız” dedi. Medeni Kanun’a göre 17 yaş altı, Ceza Kanunu’na göre 15 yaş altı, Çocuk Koruma Kanunu’na göre ise 18 altı yaş çocuk sayılıyor. Şahin, bakanlığın kısa süre önce Diyanet İşleri Başkanlığı’yla bir anlaşma imzaladığını açıkladı. Bu doğrultuda Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde görevli 60 bin imam, cemaatlerine çocuk evliliklerinin İslam’da yeri olmadığını öğretecek. Aktivist Doğan, “Hayat Devam Ediyor” dizisinin benzer bir mesajı yayacağını umuyor. “Olumlu bir etki yaratabilir ama her şey senaryoya bağlı” diyor. “Genç kız bu evlilikten kurtulmayı başarabilecek mi? Güçlü mü? Özgür kalabilecek mi? Bu olumlu bir sonuç olur. Ama onun başına gelenler yine alın yazısı gibi anlatılırsa, başarısızlık olur” diyor. Doğan, yapım şirketinin “Uçan Süpürge” ile nezaketen iletişime geçtiğini ama senaryo için tavsiyelerini almadığını söylüyor. Güneydoğu kökenli eski bir türkücü olan Mahsun Kırmızıgül, Türkiye’nin güneydoğusundaki silahlı çatışmalar yüzünden hayatları mahvolan Kürt bir ailenin dramını anlatan ve bölge insanının sorunlarını geniş bir izleyici kitlesine ulaştıran 2009 yapımı “Güneşi Gördüm” gibi çok sayıda film yönetti. “Hayat Devam Ediyor”, Kırmızıgül’ün ilk dizi denemesi. Menajerine göre üç yıldır basına konuşmayan Kırmızıgül, bu yazı için röportaj vermeyi de reddetti. Tecavüz ve aile içi şiddet gibi kadınlarla ilgili sorunlar, son iki üç yıldır Türk dizilerinde git gide daha çok yer alan konular. Bazı diziler başlangıçta şovenist bir bakış açısına sahip olsa da, kadın hakları derneklerinden gelen baskılar bu bakış açısının değişmesine yol açtı. Televizyon eleştirmeni Koloğlu, tecavüz temalı “Fatmagül’ün Suçu Ne?” dizisini örnek vererek, bu değişimin devam eden bir diziye bile yansıdığını söylüyor. Koloğlu, “Hayat Devam Ediyor”a dair beklentilerin yüksek olduğunu söylüyor. “Gördüğüm kadarıyla iddialı bir çalışma olmuş. Teknik açıdan güçlü, çok zengin bir yapım. Ama asıl merak edilen, içerik, yani iletilen mesaj açsısından beklentileri karşılayıp karşılamayacağı” diyor.

SUSANNE GÜSTEN