Türkiye’de resmi nikâhların 3’te 1’i kadar ‘çocuk gelinler’ var

13 Haziran 2012

T24/ 13.06.2012

Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Adli Bilimciler Derneği’nin düzenlediği “Çocuk Hakları Sempozyumu’nda, Türkiye’nin kanayan yarası ‘çocuk gelinler’ irdelendi.

 

HÜLYA KARABAĞLI – T24/Ankara

 

Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rıza Yılmaz, Türkiye’de çocuk gelin oranını yüzde 30-35 olarak gösterdi. Dini nikah evliliklerin kaydı olmadığına dikkat çeken Doç. Yılmaz, “Resmi oranın, sosyolojik araştırmalarda elde edilen verilerle birlikte ele alındığında ülkemizdeki çocuk gelin oranının yüzde 30-35 arasında seyrettiğini söyleyebiliriz” dedi.

 

Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Adli Bilimciler Derneği’nin düzenlediği “Çocuk Hakları Sempozyumu’nda, Türkiye’nin kanayan yarası ‘çocuk gelinler’ irdelendi. Bülent Ecevit Üniversitesi’nden Doç. Dr. Rıza Yılmaz, ‘Çocuk Gelinler” sunumunu yaptı. Çarpıcı rakamlar ve değerlendirmelere yer veren Yılmaz, yoksullukla ‘çocuk gelin’ olgusunun doğru orantısına dikkat çekti.

 

Doç Dr. Yılmaz’ın yaptığı sunum şöyle:

 

-Çocuk gelinlerin hangi gelir grubuna giren ailelerde görüldüğüne ilişkin, yapılan araştırmalar, çocuk gelin görülme sıklığı ile ailenin yoksulluğu arasında doğru orantı olduğunu saptamıştır.

-Kız çocuklarında görülen erken yaş evlilikler ile ülkenin gelişmişlik düzeyi arasında da doğrudan bir ilişki olduğu gösterilmiştir.

 

-15-19 yaş aralığında kızlarda evlenme oranı, Azerbaycan’da yüzde 12, Lübnan’da yüzde 13.2, Mısır’da yüzde 15.9, Peru’da yüzde 12.5, Şili’de yüzde 11.7, Arjantin’de yüzde 12.4. Türkiye’deki oran ise yüzde 15.5 olarak tespit edilmiştir.

 

Para yüzünden evliliğe zorlanıyorlar

 

-Özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ve ülkenin diğer pek çok bölgesinde, sosyo-ekonomik düzeyi düşük ailelerin, 10’lu yaşlardaki kız çocuklarını, para karşılığında, ileri yaşlardaki erkeklerle evlendirmeye zorladıkları ve evlendirdikleri bilinmektedir.

 

-Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından yapılan “Nüfus ve Sağlık Araştırması 2008” isimli çalışma 10,525 kişi üzerinde yapılmış, bunlardan 7405 kişi 15-49 yaş aralığında ve kızlarda evlenme yaşı 12’ye kadar düşmüştür.

 

-Günümüzde, doğurgan yaşlarda olan kadınlar 10 yıl öncesine göre çok daha fazla eğitimlidirler. Geçen on yıl içinde, ilköğretimin en az ikinci kademesini (8 yıllık zorunlu eğitim) bitiren kadınların oranı yüzde 65 artmış, ilköğretimin birinci kademesini (5 yıl) bitirmemiş kadınların oranı da yüzde 41 azalmıştır. Kadınların yaklaşık beşte biri, eğitimi olmayan veya ilköğretimi tamamlamamış kadınlardır, ancak kadınların önemli bir oranı (yüzde 21) en az lise mezunu olduğu görülmektedir. kadınların yaklaşık yüzde 52’si sadece ilköğretim birinci kademe eğitimi tamamlamışlardır.

-Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü’nün “Türkiyenin demografik dönüşümü” isimli çalışmasında; Ortalama ilk evlenme yaşı 1940’lı yıllarda erkekler için 23, kadınlar için 19 iken, 2000’li yıllarda 27’ye 24 olarak belirlenmiştir.

 

Diyarbakır’da 15 yaşında evlilik oranı yüzde 19

 

-2008 yılında yayınlanan bir çalışmada (Opinions on early-age marriage and marriage customs among Kurdish-speaking women in southeast Turkey) Diyarbakır’da 15 yaş ve üstü 966 kadın ile görüşme yapılmış. 15 yaşında evlilik oranı yüzde 19 olarak belirlenmiştir. Menstruasyon gören kız çocuklarının artık evlenebileceği şeklinde bir görüş hakim olduğu belirtilmiştir. Bunun sebebi olarak ailenin onurunu korumak şeklinde bir açıklama yapılmaktadır. Evliliklerin hatırı sayılır bir oranın beşik kertmesi, akraba evliliği ve berdel evliliği şeklinde gerçekleştiği bildirilmiştir.

 

-Cinsel ilişkiye girmeye biyolojik olarak hazır olmayan kızların, çocuk evliliği yaparak, kendilerini cinsel eylem içinde bulmaları, genital bir dizi hastalığa davet çıkarmanın yanısıra, kalıcı psikolojik hastalıkların oluşmasına da neden olmaktadır.

 

-Az gelişmiş ülkelerde, çok sayıda kız, erken yaşlarda evlendirilmek suretiyle; öğrenim ve sağlıklı yaşama hakkından alıkonulmaktadır. Bu ise, kadının toplumdaki statüsünün düşmesine ve daha yoğun cinsiyet ayrımcılığına maruz kalmasına neden olmaktadır. Çocuk evlilikleri, genellikle yasal olmayan evlilikler şeklinde gerçekleştiğinden, çocuk gelinler, medeni nikahla kazanacakları haklardan mahrum olmaktadırlar.