Televizyon izleyen çocuklarınızla konuşun

7 Mayıs 2011

DHA / 07.05.2011

Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde görev yapan ve uzun yıllar TRT’de yayınlanan “Küçük Şeyler” programıyla hafızalardan silinmeyen Prof. Üstün Dökmen, televizyonlarda yayınlanan aileye yönelik olan ve rol modellerin bulunduğu programların çok önemli olduğunu söyledi. Prof. Üstün Dökmen, “Bu tür programların yayınlandığı anda aileler aklıselim sahibi olarak çocukla konuşarak seyrederse o programın zararı azalır“ dedi.

Özel bir kuruluşa eğitim vermek amacıyla geldiği Atatürk Havalimanı’nda Doğan Haber Ajansı’nın sorularını cevaplayan Profesör Üstün Dökmen toplumda özellikle çocuklar ve gençlerin örnek alacağı TV programlarının çok önemli olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:

“Birkaç yıl televizyonda Cuma akşamı yayınlanan bir programda adamın eşi, eski eşi, eski kayınvalidesi yeni kayınvalidesi önce inanılmaz bir kavgaya tutuştu. Bir süre sonra Yönetmen ‘Değerli izleyicilerimiz bu haftalık programımız bitti, pazartesi akşamı kavgaya kaldığımız yerden devam edeceği’ dedi. Şimdi bir kavgayı Cuma günü bırakıp pazartesi devam edebilir misiniz? Ama edecekse edersiniz. Haklısınız rol model iyi değil. Bazı çizgi filmler saldırgan olur ama çizgi film izlerken çocuğun yanında bir büyük olsun. Onunla konuşsun. Burada doğru mu yaptı, yanlış mı yaptı? Bunu ona anlatsın. Kötü çizgi film yoktur üzerinde tartışılmamış çizgi film vardır. Şimdi bu programları çocuk da izliyor. Büyükler oturup konuşursa, büyükler kendini kaptırmazsa çocuklar daha az zarar görür. Rol modelleri uygun değil. Ama bu zarar telafi edilebilir. Okulda uygun model verilerek, evde uygun model sunularak olur. Toplumda uygun olan olmayan modeller vardır. Televizyonda doğru olmayan modeller üzerinde anne baba aklıselim sahibi olarak çocukla konuşursa, televizyonda o programın zararı azalır.”

TRT’de 8 yıl süreyle devamlı olarak yayınlanan “ Küçük Şeyler” adlı programının niçin kaldırıldığını bilemediğini söyleyen Üstün Dökmen bu konuda ise şunları söyledi:

“8 sene TRT’de 94 bölüm yaptık. Çok beğenildi. Üç kuşağın birlikte izlediği tek programdı. Dede, nine baba ve çocuğun birlikte izlediği tek programdı. 8 yıldır yapılmıyor. TRT yapmıyor. Eski bölümlerini gösteriyor. Toplum çok istiyor. Bunu özel kanallar da istiyor, ama özel kanallar da haklı olarak yayınlanması için reklam veya sponsor istiyor. Eskiden 13 bölüm için 300 bin dolar isteniyordu. Sistem buymuş. Sonunda bir sponsor bulundu, ama bu kez fiyat yükseldi ve 500-600 bin dolar civarına yükseldi. TRT bu parayı istemiyor. Kendi imkanlarıyla yaptı. Ama program bir anda kesildi. Bana programın kesilmesi hakkında bilgi verilmedi. Reytingleri çok iyiydi. Toplumun hoşuna da gidiyordu bu programlar. İçeriği çok zengin olmayan birçok program var. Onlar devam ediyor. Ne yapalım, talep var ama arz edemiyoruz. Kısmet”

“ÇOCUKLARI ÜNİVERSİTEYE DEĞİL HAYATA HAZIRLAYIN”

Öğretim üyeliğinin yanı sıra çeşitli bilimsel dergilerde makale yazan ve dört bilimsel ve bir de şiir kitabı olan Üstün Dökmen, yeni bir kitap yazdığını, Anaokulu çalışmalarına hız verdiğini ve çocukların üniversiteye değil hayata hazırlanmalı gerektiğini belirterek şöyle konuştu: “ Şu an da ‘İnsanın Korunakları’ adlı bir kitabım çıktı. Kızımla birlikte yazdım. Ayrıca Anaokullarımız var bu sayı Türkiye’de 25 oldu ilk kez çok heyecanlıyım. Bir ilköğretim okulu kuruyoruz. Okullarımızın adı “Küçük Şeylerö. Farklı şeyler yapmak istiyoruz. Kötü okul yoktur. Okullarımızın hepsi çok iyi ama siz bir milim daha iyi olursanız herkes yetişmek zorunda kalır. Siz yarın iki milim ileri çıkınca herkes iki milime gelir. Bu şekilde gelişme ortaya çıkabilir. Diyelim ki ilkokul birden itibaren felsefe okutmak istiyoruz. Tabi bu velileri korkutmasın. Aristo’yu anlatmayacağız hiç adı geçmeyecek felsefenin. Bir çocuk çizgi filmini yorumsuz izleyebilir, ama bir felsefi bakış tarzıyla, bir rehberin bir koçun desteği ile bir çizgi filmi felsefi açıdan irdeleyebilerek de bakabilir.

En basiti kedi fareye kötülük etti. Öldürmek, yemek istedi. Sonra bakarsın çizgi filminde fare kediye bin tane kötülük eder. Yatırır yere, üzerinden silindir ile geçer, giderek fare saldırgan olmaya başlar. Kedi bunu yapmamalıydı ama fare intikamını alır. İntikamı aldıktan sonra bin kere daha eziyet ettikten sonra fare de saldırgan olduğu zaman yaşama farklı açıdan bakmak lazım. Kendimizi koruyalım, ezdirmeyelim. Bize kötülük edeni de çok fazla eziyet içinde çaresizlik içinde bırakmayalım. Mesela bu felsefi düşüncenin bir başlangıcıdır. İyi insan olmak için, güçlü bir insan olmak için. Öğretmen doğruyu direkt öğretmeyecek. Yönler gösterecek. Rehberlik yollar göstermektir. Çocuklarımıza yeteri kadar rehberlik yapamıyoruz. Lise son sınıfa geliyor ve büyük çoğunluğu üniversite sınavında her bölümü yazmayı düşünüyor. O bölüm olur bu bölüm olur. Halbuki bünyesine uygun, yeteneğine ve hevesine uygun bir bölüm mutlaka vardır. Keşfederse orada başarılı ve mutlu olur. Birçok çocuk çalışmıyor. Biz bunu nasıl çalıştırabiliriz diyorlar. Eğer çocuğun belli bir amacı varsa şu bölümü istiyorsa o çocuk çalışıyor. Mesela dersleri kötü hiç çalışmıyor. Voleybola, basketbola hevesli, pazar sabahı erkenden kalkıyor. Ama hafta içi yataktan erken kaldıramıyorsun. Baskete voleybola hevesliyse pazar sabahı erkenden kalkıyor. Çocuk eğer o meslek olsun bu meslek olsun diye kararsızlık içerisindeyse o çocuk çalışmıyor. Belli bir meslek varsa kafasında o çocuk çalışıyor. Yani üniversiteye değil hayata çocuk hazırlamak gerek. Biz bunu istiyoruz. Küçük yaşlardan itibaren meslek seçimi özellikle ilköğretim ikinci kademede ve lisede belli bir mesleklere heves ederse o çocuk çalışır çünkü amacı var. Biz mesleklere heves eden, yaşama heves eden çocuk yetiştirmeye gayret edeceğiz.”

Murat ÇAKIR – İSTANBUL DHA