Son 3 Yılda 18 Yaş Altı 130 Bin Kız Evlendirildi

15 Ocak 2014

Haberler / 15.01.2014

Siirt’de 12’sinde evlendirilen, 13’ünde anne olan, 14’ünde silahla vurulmuş halde bulunan K.E.’nin dramı, ‘çocuk gelin’leri yeniden gündeme getirdi.

Siirt’in Pervari ilçesinde 12 yaşında evlendirilen, 13 yaşında anne olan, 14 yaşında ise ikinci çocuğuna hamileyken düşük yapan ve önceki gün de evinde silahla vurulmuş cansız bedeni bulunan “çocuk gelin” K.E’nin dramı, Türkiye’nin ayıbı olarak nitelendirilen “çocuk gelin” vakalarını yeniden gündeme getirdi.

Son 3 yılda 130 bin 18 yaş altındaki kız çocuğunun gelin edildiği Türkiye’de, öncelikle “zorla evlendirilmenin” suç kapsamına alınarak Türk Ceza Kanunu’na girmesi gerektiğini belirten Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Burcu Dönmez, “15 yaşın altındaki bireylerin zorla evlendirilmeleri kesinlikle bir insanlık suçudur. Birleşmiş Milletler zorla evlendirmeyi “bir tür modern kölelik’ olarak nitelendirmektedir” diyerek çözüm önerisinde bulundu.

ÇOCUKLAR MAĞDUR
İçişleri Bakanlığı’nın Haziran 2013 verileri, Türkiye’de çocuk gelin sayısında gelinen son noktayı gözler önüne serdi. Son 3 yılda 18 yaş altında evlenenlerin toplam sayısı 134 bin 629 olarak açıklanırken; 18 yaşını doldurmadan evlenen erkek çocuk sayısı 5 bin 763, kız çocuk sayısı ise 128 bin 866 olarak tespit edildi. Reşit olmadan evlendirilen kız çocuklarının sayısın erkek çocukların sayısından 21 kat daha fazla olması da dikkat çekti.
“KESİNTİSİZ SUÇ SAYILMALI”

15 yaş altındaki çocukların evlendirilmesinin çocuk hakları ihlali olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Burcu Dönmez, “15 yaşın altındaki ya da kaç yaşında olursa olsun bireylerin zorla evlendirilmeleri, kesinlikle bir insanlık suçudur, vahşettir. Birleşmiş Milletler zorla evlendirmeyi “bir tür modern kölelik’ olarak nitelendiriyor. Avrupa Birliği 2002 ve 2006 yılları arasında zorla evlendirmeyi önlemek amacıyla 11 yönerge çıkardı. Ülkemizde de zorla evlendirmeyi cezayı gerektiren bir haksızlık olarak nitelendirmek ve ayrı bir suç tipi olarak düzenlemek zorunludur. Zorla evlendirme bir netice suçu olarak değil, kesintisiz suç olarak düzenlenmelidir. Bunun için de bir kişiyi sadece evlenmeye zorlamak değil, evliliği devam ettirmeye zorlamak da suç haline getirilmelidir” diye konuştu.

“EVLENDİRİLMEK İSTENEN ÇOCUKLAR AİLELERDEN ALINSIN”

Yrd. Doç. Dr. Dönmez, böyle bir yasanın çıkması halinde, önemli olanın, ağır ceza mahkemelerinin verdiği bir cezadan ziyade, “zorla evlendirilmek istenen çocukların velayetinin devlet tarafından ailelerden alınması” gibi yaptırımların olması gerektiğini ifade etti. Genç yaştaki evliliklerin “eğitim ve ekonomik seviyeyle değişen bir olgu” olduğuna vurgu yapan Dönmez, “Bazen berdelle verilen, bazen mal gibi satılan kız çocuklarının dramları her gün karşımıza çıkıyor. Önemli olan, ailelerin farkındalığını ve eğitimini artırmamız. Bu bir devlet politikası haline gelmeli” dedi.

“BU İNTİHARA ZORLAMADIR”

Evlilik içinde veya dışında kadına yönelik psikolojik şiddetin bir görünüş biçiminin de kadını “intihara zorlama” olduğunu kaydeden Burcu Dönmez, bununla da mücadele yöntemlerini anlattı. Dönmez, “Psikolojik şiddet en önemli baskı unsuru. TCK 84. maddeye göre, “Başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişi, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır’ deniyor. Bu hareketlerden yalnızca birisinin gerçekleştirilmesi suçun oluşması için yeterlidir. Bu suçun oluşması için failin hareketi, azmettirme, teşvik etme, başkasının intihar kararını kuvvetlendirme ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım etme ile sınırlı olmalı. Buna karşılık intihar bizzat mağdurun özgür iradesine dayanarak aldığı bir kararın sonucu olarak gerçekleştirilmelidir. Eğer fail, ölümü doğuran icrai hareketi de kendisi gerçekleştirmiş ise intihara yönlendirme değil, kasten öldürme suçu oluşur. Bundan başka cebir veya tehdit kullanmak suretiyle kişileri intihara mecbur edenler kasten öldürme suçundan dolayı cezalandırılır” diye konuştu.

“KİŞİLİKLERİNİ KAYBEDEBİLİRLER”
Erken yaşta evlenen çocukların oyun ile gerçeği birbirine karıştırabileceğini belirten Yaşar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ilgın Başaran ise bu çocuklarda görülebilecek davranış bozuklarını şöyle anlattı:

“İlköğretim çağındaki çocukların evlendirilmesi hem duygusal hem de fiziksel istismara girer. Bu çocuklar kendi kişiliklerini de kaybedebilirler. Örneğin erken yaşta anne olan bir kız çocuğu oyuncak bebekleriyle oynadığı gibi kendi öz çocuğuyla oynayarak bir bağ kurabilir. Düşük yaptığında veya bebeği öldüğünde ise oyuncağını kaybetmiş gibi üzülebilir ve kendini çok yetersiz hissedebilir.”

ZORLA EVLENDİRME İLE MÜCADELE İÇİN NELER YAPILABİLİR?

Kalıcı mücadelenin devlet ve toplum işbirliği ile gerçekleşebileceğini savunan Yaşarlı akademisyenler şu önerilerde bulundular:

“Devlet ve toplum için zorla evlendirmeyi önlemek, somut tedbirler almak zorunlu bir görevdir. Bu bağlamda zorla evlendirmeyi önlemek için başvurulacak tedbirler arasında,

-Sığınma yerleri açmak,

-Zorunlu durumlarda kişinin telefonla veya başka yolla ulaşabileceği bir yerle bağlantıya geçmesini sağlamak,

-Belirli meslek grupları için eğitim programları düzenlemek,

-Hukuki ve psikolojik danışmanlık hizmeti vermek,

-Evlendirme için zor kullanan kişiye karşı ceza soruşturması ve kovuşturması açmak,

-Zora dayalı evlendirmelerin sonlandırılmasının kolaylaştırılmasını sağlamak,

-Kültürel ve sosyal nedenler, risk grupları ve risk faktörleri ve karşı stratejileri ele alan bilimsel çalışmaların desteklenmesini sağlamak,

-Aileler için eğitim programları düzenlemek.

ÖNEMLİ AYRINTILAR

-Türkiye, dünyada Kongo, Uganda, Nijer, İran ve Afganistan’dan sonra en çok çocuk evliliğinin görüldüğü ülke.

BM ve Polis Akademisi’nin yaptığı bir araştımaya göre yüzde 35 oranıyla Türkiye, dünyada en çok çocuk evliliğinin görüldüğü 7. ülke.

En çok çocuk evliliklerinin görüldüğü bölge Güneydoğu Anadolu Bölgesi. Evlenen erkek çocukların oranı 2008 yılında yüzde 16.6 iken 2012 yılında yüzde 20.1’e yükseldi. Aynı bölgede evlenen kız çocuklarının oranı 2008’de yüzde 13.7 iken 2012’de ise yüzde 17.2’ye yükseldi. Kız çocuklarının en fazla evlendiği 2. Bölge ise Akdeniz. 2008’de yüzde 14.7 olan oran 2012’de 15.3’e yükseldi.( TÜİK İstatistiklerle Çocuk-2012 Araştırması).