Şiddete Uğrayan Kadınlar Haberlerde De Mağdur Ediliyor

28 Haziran 2012

 

Haberciniz / 28.06.2012

 

ICC Çocuk, Kadın ve Üreme Sağlığı Program Koordinatörü Dr. Köseli: “Haberlerde özellikle ölümle sonuçlanan yararlama ve infaz türü saldırılar konusunda verilen bilgilerde, şiddeti mazur gösterecek bazı klişeler kullanılıyor”

 

Yıldız Aktaş – Uluslararası Çocuk Merkezi (ICC) Çocuk, Kadın ve Üreme Sağlığı Program Koordinatörü Dr. Arzu Köseli, şiddete uğrayan kadınlara ilişkin haberlerde, şiddeti mazur gösterecek bazı klişelerin kullanıldığını söyledi.

 

ICC Kadın Sağlığı ve Hakları Birimi çalışanları, akademisyenler ve öğrenciler, “Kadına Karşı Şiddet ve Medya: Ulusal Basında Kadına Yönelik Şiddet Haberleri” başlıklı araştırmayla, kadına yönelik şiddet haberlerinin basın ve medyada yer alış biçimi inceledi.

 

27 Aralık-15 Mart 2012 tarihleri arasında, günlük tirajı 100 binin üzerinde olan 9 ulusal gazetenin incelendiği araştırmada, kadına yönelik şiddete ilişkin haberler değerlendirildi.

 

AA muhabirine araştırmanın sonuçlarına ilişkin bilgi veren Çocuk, Kadın ve Üreme Sağlığı Program Koordinatörü Dr. Arzu Köseli, çalışmalarında 18 yaş ve üstü kadınlara yönelik şiddet haberlerinin değerlendirmeye alındığı anlatarak, 12 hafta boyunca toplam 175 vakaya ait 249 haber toplandığını ve değerlendirildiğini belirtti.

 

Kadına şiddet haberlerinin yüzde 60’ının gazetelerin 3’üncü, yüzde 19’unun 4 ve 5’inci, yüzde 15’inin de 22. sayfada yer aldığını ifade eden Köseli, haberlerde yer alan mağdurların yüzde 24.6’sının 20-29, yüzde 19’unun 30-39 yaş aralığında olduğunu, yüzde 13’ünün ise yaşının haberlerde belirtilmediğini söyledi.

 

Vakaların 3’te 1’inde kadının hayatını kaybettiği, yüzde 11’inde darbedildiği, yüzde 9’unda ise hastane bakımına ihtiyaç duyulan “fiziki yaralanma” meydana geldiğini anlatan Köseli, haberlerde ilk olarak fiziksel şiddetin 2. olarak psikolojik şiddettin, 3. olarak ise cinsel şiddet vurgulandığını kaydetti.

 

Olayların yüzde 64’ünde şiddeti uygulayanın mağdurun tanıdığı bir kişi olduğuna dikkati çeken Köseli, zanlıların olay sonrası hemen ya da kısa bir süre içinde yakalandığını veya güvenlik güçlerine teslim edildiğini anlattı.

 

-Haberlerde mağdurların ev adresleri veriliyor-

 

Haberlerde, mağdurun ve şiddeti uygulayanın isimlerinin sadece baş harflerle verildiğine değinen Köseli, çoğunda şiddetin uygulandığı yer tanımlanırken, mağdurun ev adresinin verildiğini söyledi.

Köseli, “Haberlerde, genel olarak hem mağdurun hem de şiddeti uygulayanın fotoğrafları kullanılıyor. Bu fotoğraflarda kişilerin yüzü tamamen açık ve tanınabilir durumda. Hatta bazılarında düğün ve nikah fotoğrafları kullanılıyor. Bunun yanında şiddeti uygulayanın kelepçeli ve polis veya jandarma arasında gösteren, yüzü tamamen açık fotoğraflarını da haberlerde yer veriliyor” dedi.

 

-Şiddeti mazur gösterecek ifadelere yer veriliyor-

 

Haberlerde özellikle ölümle sonuçlanan yararlama ve infaz türü saldırılar konusunda verilen bilgilerde, şiddeti mazur gösterecek bazı klişelerin kullanıldığını belirten Köseli, şunları kaydetti:

“Aldatılan eş, eşin evi terk etmesi, eşin boşanma davası açmış olması, eşin koca hakkında koruma başvurusunda bulunmuş olması gibi doğruluğu araştırılmadan habere eklenen bazı varsayımlar, şiddete, özellikle de ölümle sonuçlanan şiddete hafifletici bir sebep olarak öne çıkmaktadır. Bu gibi sebeplerin haberin başlığında da yer aldığı sıkça görülmektedir. Bu tür sebepler, haberlerde şiddetin kabul edilemez, mazur gösterilemez bir davranış olduğu fikrini öne çıkarmak yerine, kadını kırılgan, kendi hayatı konusunda kararlar verme ve uygulama konusunda yetersiz, yoldan çıkabilen, ve toplum tarafından kabul görmeyen bazı davranışlar sergilediğinde kendisine yönelik şiddet mazur gösterilebilen, namusu temsil eden bir obje konumuna sokmaktadır. Haberlerin pek azında kadına yönelik şiddetin insan hakları ihlali olduğu ve hiçbir koşulda mazur gösterilemeyeceği belirtilmektedir.”

 

-Saldırgan için hafifletici bir sebep ortaya koyma çabasına giriliyor-

 

Bu tür yaklaşımlarla olay daha soruşturma aşamasına gelmeden, saldırgan için hafifletici bir sebep ortaya koyma çabasına girildiğini ve hayatını kaybeden kadının ardından farklı polemiklerin daha olayın meydana geldiği gün başladığını ileri süren Köseli, bu yaklaşımlarla şiddetin hiçbir koşul ve hiçbir şekliyle kabul edilebilir gösterilemeyeceğini kaydetti.

 

Yazılı basının daha çok ölümle sonuçlanan olayları haber yaptığı ve ölüme yol açtığını düşündüğü olaylar dizisini detaylarıyla aktardığını savunan Köseli, “Ölümle sonuçlanan, özellikle işkence, fiziksel, cinsel şiddet gibi haberler birinci sayfada yayımlanıyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde dahi mağdurun şiddete maruz kaldığında başvurabileceği yerler, hukuki yollar, hakları ve özellikle hem kendi hem de varsa çocukları için korunma sağlamaya yönelik önlemler hakkında bir medyada bilgi verilmiyor” dedi.

Yayıncı: Tolga Özgenç

Kaynak: AA