Madalyonun diğer yüzü Çocuk damatlar

9 Haziran 2013

Aksam / 09.06.2013

Türkiye İstatistik Kurumu’nun ‘Evlenme ve Boşanma İstatistikleri 2011’ başlıklı raporuna göre dünyada 2020 yılına dek 15 yaş altı, 50 milyon ‘çocuk gelin’ olacak. Türkiye, ‘çocuk gelinler’ diye bilinen kara listenin ikinci sırasında.Peki, ya ‘çocuk damatlar’? Aynı rapora göre, Türkiye’de geçen yıl 18 yaşın altında 14 bin 217 erkek çocuk evlendirildi.

ELİF AKTUĞ
[email protected]
Fotoğraf: UYGAR TAYLAN

18 yaşın altında evlenen ‘çocuk gelin’ oranının Avrupa’da en yüksek olduğu ülkelerin başında Gürcistan ile Türkiye geliyor.
Resmi rakamlara göre Türkiye’de 2011’de 592 bin 775 kadın evlendi. Bunların 130 bin 647’si yani yüzde 22’si 18 yaşın altındaki kız çocukları…
Türkiye’de yalnız ‘çocuk gelin’ sorunu yok.
Geçen yıl 18 yaşın altında tam 14 bin 217 erkek çocuğu evlendirildi. Yani bizim çözülmesi gereken bir de ‘çocuk damat’ sorunumuz var. Aile baskısı, gelenek ve maddi imkânsızlıklar erkeklerin erken evlenme sebeplerinden. Tıpkı yaşlı erkekle evlendirilen kız çocukları gibi; genç erkeklerin de bir kısmı kendilerinden büyük kadınlarla evlendiriliyor.
Acaba erken yaşta evlenen erkek çocuklar mutlu oluyor mu?
Henüz bıyıkları terlememişken “Evet” demek hayatlarını nasıl etkiliyor?
Özel hayatlarını deşifre etmek istemedikleri için kimliklerini gizli tuttuğumuz 5 ayrı erkekle sohbet ettik. Erken yaşta evlenen ve çeşitli sıkıntılar yaşayan erkekler aslında çocuk gelinler kadar mutsuz. Aralarında saadeti yaşayanlar var tabii. Ama çoğunluk ellerinden kayıp giden hayatlarının arkasından bakıyor… Bakakalıyor…
Ahmet Kaya için yazdığı ‘Ahmedo’ şarkısıyla ünlenen türkücü Ekin de 12 yaşında evlendirilmek istenen ama karşı koyarak evden ve töreden kaçan bir ‘çocuk damat’tı.
Ekin, yıllar öncesine döndü, gözleri doldu ve samimiyetle anlattı yaşadıklarını: “Hayatımı yazsam roman olur.”
Bu cümleyi söylerken bu kadar haklı olan birini daha önce tanımamıştım…

KOBRA MURAT: ROMANLAR ÇOCUKLARI İÇİN YAŞAR
Balat’ta, civarda herkesin gayet iyi bildiği bir modaevinden içeri giriyorum, ‘Kobra Modaevi’. Modacı ve müzisyen Murat Divandiler bizi Roman adetleri konusunda aydınlatacak. Romanlar erken evleniyor, konuştuğum iki Roman erkek detaylı olarak hikâyelerini anlattılar. Fotoğraf çekimini 12 yaşındaki oğlu ile yaptık, pek istemese de ‘Çocuk Damatlar’ haberine destek oldu, arkadaşlarının çevremize toplanıp alkış tutmalarına kulak tıkayarak.
Tabii ki olup biten fotoğraf çekimindeki gibi eğlenceli değil, gerçi Romanlar erken yaşta evlense de istemedikleri kişiyle zorla evlendirilmiyorlarmış. “Biz çocuklarımız için yaşarız” diyor Kobra Murat; “Erken evlenme sebeplerini anlatalım mı?”… “Elbette! En çok bunu duymak istiyorum”…
– Kobra Modaevi’ndeki müşterilerle hep bir arada konuşuyoruz. “Daha gelin hamile kalır kalmaz çeyiz yapmaya başlar, çocuk doğduğunda, kırkı çıktığında, bir yaşına gelince, 7 yaşındayken, hep düğün-dernekle kutlarız”.
– Romanlar hem çocukları için yaşıyorlar, hem birbirlerine hava atmak için. Erken yaşta bilinçleniyorlar, Romanlara göre çocuğun gözü fazla açılmadan evlendirilmeli, olmadık birine gönlü kaymadan kendi evini bilmeli.
– Kobra Murat, 20 yaşında evlenmiş, yani bir hayli geç evlenenlerden! Kilolu olduğu için çocukluğunda çok çekingenmiş, bir de varlıklı bir ailenin çocuğu olduğu için peşinde koşan çokmuş. Kararsız kalmış ve asker dönüşüne ertelemiş izdivaç mevzuunu.
– Romanlar yemiyor, içmiyor, gezmiyor, alışveriş yapmıyor; sadece çocuklarının özel günlerine para harcıyorlar. Sanırım ne kadar erken evlendirirlerse harcamalardan, masraftan o kadar çabuk kurtulacaklar; çıkardığım sonuç bu.
– Balat’ta yaşayan ‘lonca’ mensubu Romanlar’da durum iyice göz alıyor, zira sünnetler, 1 yaş doğum günleri neredeyse bir hafta süren davetlerle kutlanıyor. Bir de iki haftada bir yapılan gelin hamamları, mahalleye çeyiz sunumları da var ki, üzerine kitap yazılır.

Çocuk yaşta evlenen erkekler anlattı: Ailelerin derdi gözümüzün açılmaması!
Sevdiğim kıza mahcup oldum

– E.G. (68) Ulus, Ankara
17 yaşımda evlendim, karım da yani eski karım da 13 yaşındaydı. Ailem kapıcıydı, onlar da köyden ahbabımızdı. Şehre gelmek istiyorlardı, babam “Kızı alalım bari” dedi, hiç istemedim. İsteme, söz kesme ve nişan bir arada yapıldı, o zaman 15’tim, kız daha çocuktu. İki yıl sonra da evlendirdiler bizi, bir sevdiğim vardı. Kızla konuşuyorduk, “Askere gidip gelince seni isteteceğim” diyordum.
Ona karşı hep mahcup oldum. Biz evlenirken mahallede, bir köşeden bana nasıl baktığını hiç unutmadım. Mutsuz olduk, aynı evde yaşamak zaten zor; bir de eski karım çok ağlardı. Şiddet uygulamadım ama itip kaktım, şimdi çok pişmanım ama şartlar bizi çok zorluyordu. Kız kardeşlerim vardı, onlar da anlaşamadılar hanımla, her gün kavga, her gün arbede vardı evde. Bir süre sonra Almanya’ya giden bir akrabamızla konuştum ve gittim. Orada bir Alman kadınla yaşadım, kadın yaşlıydı ama sevdi beni. Hanımı boşadım, Almanla evlendim. Çok çalıştım, emekli oldum, buraya taşındık sonra. Eski eşimden iki, sonradan da üç çocuğum oldu. Türkiye’deki çocuklarım pek sevmez beni, onlara baba olamadım. Diğerleri Almanya’da kaldı, onlar da buraya gelmek istemiyor. Beş çocuk var ama biri bile dizime oturmadı, aklım ve imkânım olsa asla evlenmezdim o yaşta.

13 yaşımda evlendim
– E.P. (43) Balat-İstanbul

Kendimi bildim bileli kiminle evleneceğimi biliyordum, annem seçmişti kızı. 7 yaşıma geldiğim zaman çeyizim neredeyse hazırdı. Bütün varlarını, yoklarını bana harcadılar. Çeyiz çok önemlidir, her şeyden 12 adet hazırladı annem. 13 yaşındayken nişanlandık, nişanlımı koluna takar gezerdi. Bu da çok önemlidir kayınvalide için. Benim için hava hoştu, karımın da hoşuna gidiyordu Sibel Can gibi gezmek. Gelin hamamları yapılıyordu, her defasında hediyeler alınıyordu kıza ve ailesine. Ben her bayram, kandil, kızın ailesini gezer, hediyeler verirdim. Evlenince önce ailemin yanında yaşadık, karıma takılanlarla ev aldılar sonra. 18 olunca resmi nikâhımız oldu, çocuklarımız olmuştu bile. Aynı yaştaydık, zor oldu olmasına ama ben müzisyenim. Ailem var diye sokaklarda takılmadım. Karım da eline el değmeden benim oldu. Bir ara âşık oldum başka birine ama evimi bozmadım. Severim karımı, şimdi nasip kendi oğlumuzu evlendireceğiz. 17 yaşına geldi, normaldir artık evini bilsin, hem bütün çeyizi hazır.

Aile kararıydı, mutlu olduk
– H.T. (57) Ümraniye, İstanbul

12 yaşımda sözlendim, 13’te evlendim. Bir şeyden haberim yoktu. Ailemizin kararıydı, babam ve eşimin babası karar vermişti. Aslen Maraşlıyız, aileler uzun zaman önce gelmiş İstanbul’a. Ne düğünden, ne evlilikten bir şey anladım. İnsanlar göbek atıp oynarken ben arkadaşlarımla misket oynuyordum. Eşim benden büyüktü, 15 yaşındaydı ama o da korkuyordu evlilikten. İlk yıllarda aramızda bir şey olmadı, benim askere gitmeme yakın birlikte olmaya başladık. O sırada aynı evdeydik ve birbirimize alışmıştık, biz çok şanslıydık birbirimizi sevdik.

İlk geceden ödüm koptu
– T.G. (61) Dudullu, İstanbul

Bursa’da geçti çocukluğum, ailemiz Roman kökenli, çoğu müzisyen. Her işi yapan, çalışkan bir ailem vardı. Babam ve annem erken evlendiği için beni de erken evlendirmek istediler. 14 yaşımda evlendim, düğün dernek yapıldı. Kız da benimle aynı yaştaydı ama çok iriydi. O geceyi hiç unutamam, uzun süre hayatımı etkiledi çünkü. Evlenmeden önce aileden birkaç erkek beni geneleve götürdü. Orada ne oldu anlamadım bile, karıma mahcup olmamam için öğrettiler güya nasıl sevişmek gerektiğini. Düğün gecesi odada karımla baş başa kaldık, ancak bir şey yapamadık. Ben istemedim, korktum, çekindim, dışarıda gürültü, kapıda bekleyenler vardı. O günden sonra da “Sen koca oldun” baskısıyla yaşadım. On yıllık evliyken boşandık, yeniden evlendim ama yine cinsellik konusunda sıkıntı yaşadım. Bana stres yaptı ilk gece korkusu, “Aslında kadınlarda olması gerekir” derler ama doğru değil. İkinci eşimle mutlu oldum, terapiste götürdü beni…

Evlendiğimizde evcilik oynadık
– D.M. (50) Üsküdar, İstanbul

Erken yaşta evlenmek de baba olmak da çok zor ve sıkıntılı. Henüz kendinizi bilmeden, birilerinin sorumluluğunu üzerinize yüklüyorlar. Karımla evlendik, resmen evcilik oynuyorduk. İçgüveysi girmiştim, o zaman memleketteydik; neresi olduğunu söylemeyeceğim. “İstemem” deyince babamdan dayak yedim, evlenince de yeterince çalışmıyorum diye kayınpederden! Aslında istedikleri eve bir çalışan nüfusun eklenmesi, bir de kızlarının hemen doğurması. Bu ülkede insanlar çocuklarını sevmiyorlar, seven aile bu kadar baskı yapar ve insanı sevmediği biriyle evlendirir mi? Bırakın cinselliği, sevmenin ne olduğunu bilmedikleri bir yaşta üstelik!

Ekin: 12 yaşımda evlendirmek istediler, ülkemden kaçtım
– Hikâyeniz çok sarsıcı. 12 yaşınıza dönelim mi?
Fakir bir ailenin çocuğuydum, 12 yaşında nişanlandım, evlendirilecektim. Aşiret töreleri bilirsiniz. Kız 22 yaşındaydı, evlilik hakkında bir fikrim yoktu. Tek bildiğim bağlama çalmaktı koyunlara…

– 12 yaşındasınız ve evleneceğiniz söyleniyor, ne anlıyorsunuz?
‘Kötü bir şey olacak’ diye düşünüyordum. Korkuyordum, dönüşü olmayan bir yola girdik. Evlenince ayrılık olmazdı,ayrılmak ölmek demektir oralarda. Aşiretten kimse boşanamaz. “İstemiyorum” dediğim için çok dayak yedim. Halaylar başladı, düğün dernek kuruldu. Birileri giydirdi, elbisenin kolları upuzun… İçinde gömülmüştüm, damat yapmaya çalışıyorlardı beni. Yemekler, davullar derken, kaçmaya karar verdim.

– 12 yaşında evlenince nasıl bir cinsellik yaşanır? İşin içinde bu da var…
Yaşayamazsın ki büyüyene kadar beklersin. Ben de yaşamadım zaten o gece kaçtım! “Cinsellik nedir?” bilmiyordum zaten; 30 kilometre kadar koştum. Soluğu İzmir’de aldım. Aile büyükleri yardım etti, 85 yılıydı, hiç param yoktu, 7 gün süren bir tren yolculuğuyla Avrupa’ya gittim. Bulsalar öldüreceklerdi, kan davası oldu tabii. Geriye dönüş yoktu, dönersem ölecektim. Kalemim kırılmıştı.

– Yolda da ölebilirdiniz!
Yolda ölürdüm; yine de dönmezdim. Çok zordu, oraya gidince amcamın hanımı istemedi beni. Orada da evden kaçtım, polis yakalasa sınır dışı edilecektim. Polis yakalasaydı, deli gibi davranacaktım ki beni geri göndermesinler. 7-8 ay kadar
dışarıda yattım, bir gün genç bir kızı saldırganlardan kurtardım ve hayatım değişti.

– İnanılır gibi değil, nasıl korudunuz kendinizi?
Bilmiyorum… Zaman zaman hayal gibi geliyor. Sokakta yürürken hep para bulurdum biliyor musunuz? Gider ekmek alırdım. O kız, ailesine beni anlattı. Beni sevdiler, sahip çıktılar. Sokaklardan malikâneye geçtim böylece, bambaşka bir hayat yaşadım. Kraliyet mensubu gibi bir aileydi yanında yaşadıklarım, Kopenhag dışındaydık, orada okudum.

– Tanımadığın bir ailede yaşamak nasıl bir duyguydu?
Beni kovmasınlar diye bütün işlerini yapardım. Sinema-Televizyon okudum orada, tek siyah saçlı bendim yaşadığım yerde. Hayata 5-0 yenik başladım ama yenilmedim. Türkiye’den bağlama getirtmiştim ve gençliğimde bir grup kurduk, orada festivallerde çalmaya başladık. Çok ses getirince Danimarka’dan Avrupa’ya yayıldık. Uzun yıllar Türkiye’ye gelmedim, Türk bile görmedim. Manken kralı seçildim, defile ve dizi tecrübem oldu. Bir restoran açtım, fakirlere bedava yemek dağıtırdım, bir gün de piyango kazandım.

– Hadi canım!
Üç ortak, bir biletle oynadık ve lotoyu kazandık, 95 yılıydı. Öyle uç noktalar ki yaşadıklarım. Buraya da cebimde parayla döndüm.

– Sizi ve paranızı sömüren olmadı mı?
Olmaz mı? Neler yaşadım, oysa sanatçı kimliğimde isim yapmak istemiştim. Para diye bakıyorlardı bana. ABD’ye de gidebilirdim, İstanbul’a döndüm. Aysel Gürel’in faydası çok oldu, oğlu gibi sevdi beni. Basın “Sevgili” diye yazmıştı, çok üzülmüştüm. Çok şey yaşadım anlayacağınız.

– Sizin siz olduğunuzu Diyarbakır’dakiler bildi mi?
Tabii ki öğrendiler ama köyüme çok gitmedim. Annem orada, ülkem için çok ter döktüm, biliyorlar. Kalabalık bir ailem, 9 amcam var. Gidince tedirgin oluyorlar. Gitmemeyi tercih ediyorum.

– Sizin hayatınız film olsa nasıl biter?
Çok acı dolu bir hikâye, görmediğim bir şey kalmadı. Aslında kendi hayatımı film yapacağım. Sonu nasıl olacak bilmiyorum, aşk, ihanet, nefret, acı, başarı, yoksulluk, para, her şey var ama.