M. Ruhi Şirin’den ‘Çocuk şarkılı ırmak’/ Çocuk, bitki, hayvan üçlemesi

8 Ekim 2012

 

Dünya Bülteni / 08.10.2012

 

Mustafa Ruhi Şirin’in geçtiğimiz aylarda çocukların duyarlık ve gereksinimlerini hissederek kaleme aldığı üç eseri yayımlandı. Çocukların baktığı yerden bakmayı deneyen Okula Giden Kedi, Dünyanın En Güzel Yeri ve Harflerin Kardeşliği adını taşıyan kitapların içerik, biçim, görsellik, arka kapak vb olmak üzere birkaç düzlemde ele alınarak yorumlanması gerekir

 

Mustafa Aldı/ Dünya Bülteni – Kültür Servisi

 

Türkiye’de çocuklar için edebiyatın hem teorik boyutuna hem de farklı türlerde kaleme aldığı eserlerle katkıda bulunan isimler içinde Mustafa Ruhi Şirin’in önemli olduğu kadar farklı bir yeri vardır. Genelde bu alanla ilgilenenler ya salt teorik ve tarihsel konularla ilgilenirler ya da sadece çocuklar için edebiyat alanına dâhil edilebilecek eserler kaleme alırlar. Sözgelimi Çocuk ve Edebiyat kitabının yazarı Sedat Sever çocuk edebiyatının mahiyeti, nitelikleri, görsel ögeleri gibi hususlara odaklanır. Fazıl Hüsnü Dağlarca, Sevim Ak, Mevlana İdris, Behiç Ak, Zeynep Cemali vb. isimler ise kaleme aldıkları şiir, öykü ve romanları ile çocuklar için edebiyatta öne çıkar.

 

Denebilir ki Mustafa Ruhi Şirin’in bu alandaki konumu her iki öbekten farklıdır. O -çocuklar için roman dışında- hem farklı türleri, biçimleri deneyen bir deneysellik içinde olmuş hem de kavramsal doğruluk iddiası içeren “yol işaretleri” niteliğinde metinler yazmasından dolayı farklı gibi görünen bu iki vadiyi birleştirebilmiştir. Çocuklara özgü olan konularda her zaman yoğun bir okuma içinde olduğunu konu hakkındaki yazılarında ve kendisiyle yapılan söyleşilerde görüleceği üzere, bir karşılaştırma çerçevesi kurmada ve bazı özgül noktalara dikkat çekmede son derece başarılıdır. Onun çocuklar için edebiyat başta olmak üzere Türkiye’deki çocukluk kültürüne neler getirdiği, bu alandaki verimlerinin/çalışmalarının başkalık ve yeniliği hatta bu konudaki sabrı çocukluğun kültürel tarihinin izini süren karşılaştırmalı yazımında mutlaka hakkıyla kaydedilecektir. Sadece konu hakkında yapılan akademik çalışmaların kaynakçasında yer alan Mustafa Ruhi Şirin imzalı eserlere bakmak bile onun başkalığını hemen fark ettirecektir.

 

Mustafa Ruhi Şirin birkaç yıl önce çocuklar için edebiyatın kuramsal boyutuna odaklanan Çocuk Edebiyatı Kültürü, Çocuk Edebiyatına Eleştirel Bir Bakış, Masal Atlası kitaplarını yayımlanmıştı. Bu kitaplar dikkatle okunduğunda Türkiye’de çocuklar için edebiyatın niçin yerel bir düzlem içinde sıkışıp kaldığının sebepleri kavranacaktır. Çocuklar için edebiyatın varlığı ve niteliği hakkında doğru sorular soran bu üç kitap yazarın “bazen cevabın yarısını bazen de tamamını” bildiğini gösterir niteliktedir.

 

DAHA YENİ DAHA İLGİNÇ

 

Mustafa Ruhi Şirin’in geçtiğimiz aylarda çocukların duyarlık ve gereksinimlerini hissederek kaleme aldığı üç yeni kitabı yayımlandı. Çocukların baktığı yerden bakmayı deneyen Okula Giden Kedi, Dünyanın En Güzel Yeri ve Harflerin Kardeşliği adını taşıyan kitapların içerik, biçim, görsellik, arka kapak vb. olmak üzere birkaç düzlemde ele alınarak yorumlanması gerekir. Şunu hemen söylemeliyim ki bu üç kitabın peşine düşülürse yeni anlam ufukları yakalanabilecektir. Ne var ki, Mustafa Ruhi Şirin’in yazının girişinde sözünü ettiğim iki kanatlı yolculuğunu anlama sürecinde kültürel dünyanın hep yerinde saydığını bundan dolayı da bellek zayıflığı yaşandığını düşünüyorum. Farkındayım, Şirin’in çabalarını yakından takip etmemiş okurlara tuhaf gelecektir bu gözlem.

Gerçek şu ki, ona gerek yeni yayımlanan üçlemesi vesilesiyle gerekse önceki yıllarda çocuklar için edebiyat konusunda yöneltilen soruların ve yazılan değinilerin pek çoğu başlangıç düzeyinin ötesine geçemediği gibi yazarın yıllar önce farklı eserlerinde açıkladığı düşüncelerini fark etmemiş olma durumunu belirginleştirir. Bu yüzden olsa gerek, çocuk, bitki ve hayvan üçlemesi hem çocuklar için şiir türü açısından hem de bu yeni eserlerin Şirin’in başka eserleriyle felsefi ilişkisini kurma düşüncesi doğrultusunda kapsamlı bir bakış ortaya konulamadı. Şiirle masalı birleştiren Kar Altında Bir Kelebek’ten habersiz olarak masal dururken çocuğa şiirle ulaşmaya çalışmanın zorluğunun sorulması bunun ufak bir göstergesi olarak okunabilir.

 

Harflerin Kardeşliği’nde görülen felsefi bakışın Şirin’in çocuk felsefesi üzerine denemelerinden oluşan Aşk Olsun Çocuğum Aşk Olsun! kitabıyla karşılaştırmalı okumasının mutlaka yapılması gerekmektedir. “Doğru Başka” şiirini anmakla yetinelim sadece ” Düz de/ Eğri de başka/Doğruysa daha başka/ Tebeşirle tahtaya/Kâğıda duvara/Çizilebilir/Düz bir çizgi/Çeşit çeşit eğri/Doğru çizilemez ki!…/ Doğru/İnsanın yüreğinde/Davranışında” O yüzden diyorum ki, Jean-Luc Nancy’nin çocuklara verdiği konferanslardan oluşan Tanrı, Adalet, Aşk, Güzellik veya Brigitte Labbé’nin Paris Sorbone Üniversitesi felsefe profesörlerinden Michel Puech danışmanlığında kaleme aldığı Çıtır Çıtır Felsefe dizisi gibi felsefi arka planı olan şiirlerdir Şirin’in çocuklar için kaleme aldığı şiirler. Nancy’nin gökyüzü nerde başlar, sorusunu dikkate alarak çocuklarla konuşmayı denediğimde karşılaştığım durumların bir benzerini Şirin’in “bilge bir insan gibi konuşan şiirlerini” okuma, konuşma ve tartışma sürecinde de karşılaştığımı belirtmeliyim. Kırda felsefe okulu, adalet, pişmanlık, şehirde ıslık çalmak vb. konulara değinen şiirler üzerinde okuma ortamlarında özellikle de serbest okuma saatlerinde tarta tartışa durmak gerekiyor.

 

ÇOCUĞUN ŞİİRLE ETKİLEŞİMİ

 

Türkçede çocuklar için edebiyat Tevfik Fikret’in Şermin’i yazmasından bu yana daha çok şiir türüyle öne çıkmıştır. Fazıl Hüsnü Dağlarca, Cahit Zarifoğlu, Mevlana İdris, Gökhan Akçiçek, Yalvaç Ural, Abdülkadir Budak, Süreyya Berfe, İhsan Sezal, Müslim Çelik, Vural Kaya, Mustafa Ökkeş Evren, Necdet Neydim, Betül Tarıman, Mustafa Baki Efe, Bülent Ata vb. isimler çocuklar için şiir türünde nitelikli eserleri ile öne çıkmıştır. Çocuklar için edebiyat alanının meseleleriyle kuramsal düzlemde ilgilenmeyi sürdüren Mustafa Ruhi Şirin İtibar dergisinde Ali Görkem Userin’in yapmış olduğu kapsamlı söyleşide çocuklar için şiir konusundaki düşüncelerini ve eğitim dizgesindeki olumsuzlukları şöyle dile getiriyordu: “Türkçe’de çocuk gerçekliğine uygun nitelikli çok az şiir yazılmıştır. Çocuk gerçekliğine ve çocuk dil dizgesine göre yazılmış şiirler çocuğun şiirle etkileşiminde rüya etkisi yapar. Şairin görevi çocuktaki şiir duygusunu ortaya çıkarmaktır. Bunu başarabilen şair çocuk gibi göğe yükselmiş demektir. Çocuk bakışına göre yazılmış şiirle çocuk dilin büyüsü içine girer. Sözcüklerle anadilin merdivenlerinde yükseldikçe ve sözcüklerin kanatları olduğunu fark ettikçe de dil gelişimi ve zihinsel gelişimi boyutlar kazanır. Çocuğun şiirle etkileşiminin başlayabilmesi için önce şiir değeri olan iyi örneklerin Türkçe ve edebiyat öğretimine dahil edilmesi gerekir. Sesli, sessiz okumayı öğrenerek, sevdiği şiirleri yazarak, ezberleyerek şiir evrenine girdikçe şiirle büyümeyi öğrenir çocuk. Bu süreç ailede, okulda ve sosyal çevrede şiire alan açmakla başlayabilir. Ne yazık ki örgün eğitimde çocuklar için şiire, edebiyata, sanata açılan pencereler çok küçük ve estetik boyuttan yoksundur.” Çocuklar için şiirin en genel içeriğine ilişkin bir fikir sahibi olmak için burada yapılan tespitleri dikkate almak gerekir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı veya Talim Terbiye Kurulu’nun onayladığı Türkçe ders kitaplarında iyi örneklerin temsil biçimi mutlaka araştırılmalıdır.

 

Çocuklar için yazmaya şiirle başlayan Şirin, İtibar dergisinde yayımlanan söyleşide yeni kitaplarını da anarak şiirle ilişkisine şu hususları gündeme getirerek değinmişti: “ Şiir, gönül gibi aşk gibidir, tanımsızdır. Benim için şiir sığınaktır; tıpkı dua gibi. Hayal kırıklıklarımı şiir iyileştirdiği için yazamadığım zamanlarda da ihtiyaç duyarım şiire. Benim için şiirin özel bir anlamı daha var: Çocuk kalesini şiirle daha kolay koruyacağımı düşünürüm. Çocuk ödevimin her aşamasında kendimi, şiirin saklı bahçesinde hissetmemin ve şiir toplamım ağırlıklı olarak çocuğa dönük olmasının nedeni de budur… Şiirime çok az zaman ayırabildiğimin ve asıl şiirlerimi yazamadığımın da farkındayım. İlk torunum Ahmet Kerem’in 11 Temmuz 2008’te doğuşuyla yine bir şiir sağanağı armağan edildi bana. Çocuk, bitki, hayvan ekseninde Okula Giden Kedi, Dünyanın En Güzel Yeri, Harflerin Kardeşliği üçlemesi çıktı ortaya. Ferit Avcı’nın çocuk şiiri resimlemesinde örnek gösterilecek resimleriyle yayımlandı üçleme… Yaşadıkça şiir sağanaklarını bekleyeceğim. Ruhumun pencerelerinin daima çocuğa ve şiire açık kalmasından başka bir muradım yok.”

 

HER KİTABIN BİR YÜZÜ VAR

 

Mustafa Ruhi Şirin, Okula Giden Kedi’yi ilk torunu Ahmet Kerem’e ithaf etmiş. Kitap tümüyle kişisel bir yolculuk gibi okunabilir. Kitapları resimleyen Ferit Avcı keşke kitabın başında yer alan dede ile torunun fotoğrafını da resimleseymiş diye düşündüm bu kitabı okurken. Çocuk dünyası dediğimizde aklımıza neler geliyorsa bunların tümü var bu kitapta. Sevgi, ebeveynler, oyunlar, oyuncaklar, okul, duygular, düşünceler, harflerin sesleri vs. Ama aynı zamanda ironi, tebessüm, sözcük oyunları, hiciv ve felsefe de var.”Harfler Nasıl Bakar?”ın son bölümünü okuyalım: “Çocukla/Çocuk gibi/ Bakar her harf/Büyükle büyük gibi” Başka şiirlerde karşımıza çıkan, yazılınca/okununca, ilgi/silgi, az/biraz gibi kullanımların çocuklar tarafından fark edilmemesi mümkün değil. Şiirleri okudukça çocuk dünyasının büyük evren olduğunu öğrenmek kadar onların oyuna benzeten yaşantılarını duymayı başarabilmenin ne kadar gerekli olduğunu bir kere daha anlarız. Aynı zamanda Fazıl Hüsnü Dağlarca “üçgeninin” çocuk kenarına ve köşesine göz atmak için de bir imkân bu ilk kitap. Anlamak için yola çıkıldığında pek çok yüzü var bu üçlemenin. Dünyanın En Güzel Yeri evden evrene açılan bir kitap. Evler içinde bir tane olan evden arkadaşlığa oradan da günlere, okula, bitkilere, hayvanlara, mesleklere, Küçük Prens’e, masallara, zamana, tembellik hakkına uzanıyor şiirler. Şirin bu kitabında yer yer masal motiflerinden yararlanarak bambaşka soruları gündeme getiriyor.

 

Üçlemenin son kitabı olan Harflerin Kardeşliği’nin “sorun odaklı” çocuk kitaplarına ve bu konudaki araştırmalara ilgi duyanların dikkate alması gereken bir kitap olduğunu söylemek gerekir. Hatta üçlemenin sadece bu kitabının diğerlerinden ayrı ele alınmayı hak eden bir ağırlığı var. Çocukluk coğrafyasının terslikleri, olumsuzlukları kısacası derin yarasıyla karşılaşma kitabı bu son kitap.

Harflerin Kardeşliği “her zaman ve her yerde” karşımıza çıkan çocuk hakları üzerine yazılan şiirlerden oluşuyor. Kardeşlikten akıldışı durum ve yorumlara, ayrımcılık meselesine değin uzanan bu şiirler farklı metinlerle özellikle de hayat metni ile bir arada okunmaya da imkan sunuyor. “Nedir Hak?” “Yedi Büyük Soru” şiirleri Okula Giden Kedi’deki “Neden Hep?” “Neden Böyle?” “Niçin Çok Şakacıdır Ay?” şiirleri gibi yapılandırmacı eğitim anlayışı doğrultusunda etkinliklere dâhil edilebilecek şiirler. Şirin kitabının başında hep çocuklara oy verdiğini belirtiyor ve kitabının “Büyüklere Okunacak Şiirler” bölümünü “Oylarınızı Çocuklara Verin” şiiriyle bitiriyor. Şair, otuzlu yıllardan itibaren teknolojide, yüksek bina yapımında yaşanan değişmelerin özlenen güzel günleri doğurmak bir yana yoksulluğu yedi kıtada dağlarca yükselttiğini, Hiroşima’dan Irak’a, Bosna’dan Filistin’e, Doğu Türkistan’dan Somali’ye acıları kitleselleştirdiğini ve motorla güzel günlerin gelmeyeceğini belirttikten sonra şu dizelerle tamamlıyor şiirini: “Doğmuş ve doğacak/Kardeşlerimizle/Biz öğreteceğiz/Dünyaya/Göz göze baka baka/ Kardeşliği/ Yeter ki büyükler/Oylarını vermeyi öğrensin çocuklara” şiirde yer alan Nazım Hikmet, ‘Dağlarca’ ve motor göndermeleri üzerinden farklı okumalar yapılabilir. Motorla veya makineleşme ile güzel günlerin gelmeyeceği tespiti ışığında Cahit Zarifoğlu’nun çocuklara emperyalizmi anlattığı sorun odaklı fantastik çocuk kitabı Motorlu Kuş’un yeniden değerlendirilmesi gerekir. Bedene dönük endüstrinin yaygınlaştığı zamanlarda Motorlu Kuş sadece sanayileşmeye dönük bir eleştiri olarak okunamaz artık. Harflerin Kardeşliği’nde yer alan “Kardeşlik” şiirinde geçen “zenci” sözcüğünün de sorun odaklı bir metin içinde gözden kaçan bir sözcük olduğunu belirmek gerekir. Aynı sorun üzerinden ilerleyen “Rengim Güzelliğimdir” ve “Gözyaşı Rengi Aynı” adlı şiirlerde kullanılan “siyah” sözcükleri bu gözden kaçma durumunu daha da belirgin kılmakta.  Annelerin ve babaların çocuklarına ışıltılı, güzel adlar verme sorumluluklarını hatırlatan “Her Çocuğun Bir Adı Var” şiiri ise Savaş, Ecrin, Kezban, Cenkhan gibi “ışıltısız” çocuk adlarına bir itiraz.

 

“Ana Dili Hakkı” ise günümüz Türkiye’sindeki bazı tartışmalar açısından oldukça önemli göndermeleri olan bir şiir: “ Bebek /Ana dilinde/Dinler ninnilerini/Şarkılarını/ Ana dilinde söyler/Rüyalarını/Ana dilinde/ Görür/ Değişmez yasadır:/Ana dili hakkını/Değiştiremez/Hiçbir anayasa/”

 

Sözcükleri, sözcük oyunlarını, dilin inceliklerini ortaya koyduğu şiirleri yeni bir ufuk çizgisine işaret eden psikanalizle okunabilecek nitelikte. “Babaların Payı” şiiri mesela: “Ana kuzusu/Ana kucağı/ Ana dili/Ana okulu/ Ana yasa/ Öğretmenim/Yok mu/Hiç birinde/ Babaların payı?..” Otoritenin kaynağı noktasında hep babaya gönderme yapılır. Oysa Erol Göka, otoriteyi, çağdaş teorilerde hep yapılageldiği üzere baba ile değil anne ile başlatır. Kendimizi, uzun bebeklik yıllarımızda güvenli kollarına bıraktığımız yeterince iyi annenin iç dünyamızdaki olumlu otorite imgesinin anne ile yaşantımız boyunca ortaya çıkan kaçınılmaz hayal kırıklılıklarının ise olumsuz otorite imgesinin kaynağı olduğunu düşünür. Dolayısıyla bu şiirde söz konusu edilen “anaların imtiyazı” ile  “babaların paysızlığı” metaforlarının, Dünyanın En Güzel Yeri’ndeki “Anne Kalbi” şiiri başka okumalarla genişleyecek bakış farklılıklarına yol açacak nitelikte olduğunu bunun da ancak oldukça çorak olan çocuklar için edebiyat üzerine düşünme meselesinin ardına düşüldüğünde gerçekleşebileceğini ifade etmek gerekir.

 

“Dedem Bunları Nerden Biliyor?” şiiri ise hem romantik akım hem de Heidegger’in şairi hakikatin sesine kulak kabartan kişi veya gerçek ikametin ancak şairlerin bulunduğu yerde vuku bulacağına ilişkin poetika yorumları ile birlikte anlam kazanabilir: “Çocuk her sabah/Daha yeni/Daha ilginç görür/Dünyayı/Büyüklerse olağan/Çok benzer birbirine: Çocuk filozof şair/Üçü de/Kolay alışamaz/ Dünyaya/ Çocuk ulaşınca erişkinliğe/Olağan dünyayı koyar/Olağanüstü/Dünyanın yerine/Şair ve filozof/Hep çocuk kalır/Çocuktan da çocuk” Bu haliyle çocuk/luğun Şirin’in poetikasında bulunuşu ve yerleştirilmesi temel bir mevcudiyettir.

 

“Fotoğraftaki Çocuk “şiiri ise seksenli yıllarda kırtasiyeci vitrinlerinden minibüslerin arka camlarına, Sızıntı dergisinin ilk sayısının kapağından birçok evin duvarına kadar pek çok yerde karşımıza çıkan ağlayan çocuk fotoğrafına odaklanıyor. Bu tarz şiirlerden yola çıkarak şairin dünyasında veya “ eski zaman bahçelerine” bir yolculuk yapılabilir.

 

ARKA KAPAK YAZILARI

 

Çocuk, bitki, hayvan üçlemesinin arka kapak yazıları üzerinde de durulması gerekir. Önce üçlemenin ilk kitabı olan Okula Giden Kedi‘nin arka kapağında yazılanları okuyalım: “Çocuk büyür hep. Çocuk gerçekliğine göre yazılmış şiirler ise hep aynı kalır ve büyüyemez… Çocuklar için yazılmış şiirler anne sütüne benzer. Anne sütü nasıl bebek için önemliyse şiir de çocukluk çağında okunduğunda değerlidir çocuk için. İyi yazılmış çocuk şiirleri ise hiç eskimez ve tazeliklerini korur hep’ İyi şiir taze süt gibidir. Çocukların şiir sütüyle beslenmesi de bir çocuk hakkıdır.” İkinci kitabın arka kapağında yer alan ifadeler şöyle: “Çocuk, dünyanın en yaman sorularını sorar. Niçin soru sorar çocuk? Bilmediklerini öğrenmek için. Merak ve anlama çabası düşünce kozasını örmesine yardımcı olur… Çocuk sorularını sanatçılar daha kolay sezebilir. Çünkü filozoflar ve sanatçılar da çocuklar gibi şaşarak bakar ve kolay alışamazlar dünyaya…” Üçlemenin son kitabı Harflerin Kardeşliği’nin arka kapağında ise şu düşünceler öne çıkıyor: “ Dünya çocuklarının kendilerine özgü haklara kavuşması için her çaba özeldir ve değerlidir. Çocukların görünür olacağı ve güzel bir dünyada yaşamaları için şairlerin de payına düşen sorumluluklar vardır. Şiirin yük kaldırmadığı görüşü doğrudur. Ancak şiir, sözcükleri kanatlandırarak çocuk sorunlarını daha kolay fark ettirir bize. Bu yüzden sözcükleri kanatlandırmasını bilen şairler çocuklara eğilmeyi daha kolay başarabilirler.” Üç kitabın arka kapak yazılarını Şirin’in önceki yıllarda yayımlanan Guguklu Saatin Kumrusu, Dünyaya Gülen Adam, Kar Altında Bir Kelebek, Mavi Rüyalar Gören Çocuk, ve Bir Şemsiyem Olsa Kuşlardan kitaplarının arka kapak yazıları birlikte okunduğunda, yeni yayımlanan kitapların arka kapak yazılarının çocuklardan ziyade yetişkinlere hitap ettiği görülecektir. Kitapların arka kapak yazılarının bu gözle okunması çocuklar için edebiyat alanında yayımlanan türleri farklı kitapların arka kapak yazılarının öncelikli muhatabının kim/ler olduğu sorusu üzerinde düşünmeyi mümkün kılacaktır. Bu konuda benim kanaatim çocuk kitaplarında arka kapak yazısının çocuklara göre yazılması gerektiği yönündedir. Yine anı şekilde çocuk kitaplarında yer alan yazar biyografilerinin de çocuğa göre kaleme alınması gerektiğini düşündüğümü belirtmeliyim.

 

Üçlemeyi Ferit Avcı’nın resimlediğini belirtmiştim. Ferit Avcı’yı özellikle anma gereği duydum. Çünkü çocuklara göre yazılan  kitapların metin ve görsellik olmak üzere iki boyutu vardır. Avcı görsellik konusunda nitelikli ürünler ortaya koyan başarılı bir çizer. Şirin’in belirttiği üzere Türkiye’de çocuklar için edebiyatta çizerlerin niteliği yazarlara göre bir adım önde fakat bu alanda bazı sorunların olmadığı da söylenemez. Ben Ferit Avcı çizgileri üzerinden bu sorunların bir kaçına değinmek istiyorum. Harflerin Kardeşliği’ndeki  “Neden İnsan Gibi” şiirinin son bölümü şöyle:

 

“Neden insan gibi/Konuşamaz hiçbir arı/ Hiçbir kuş?”. Avcı’nın buradan hareketle yapmış olduğu çizimdeki saka kuşu arıkuşu olsaydı çok daha anlamlı olurdu. “Zeytin Ağacı”ndaki güvercin, “Acılı Masal”daki kartal, “Deniz Nasıl Sever?”deki gemi gibi çizimleri ise başarısız. “Ağaçlar Neye Benzer?” deki ağaç ise alıştığımız Ferit Avcı buluşçuluğunu yansıtmaktan uzak. Oysa “Horozlu Ayna”daki horoz gibi başarılı çizgilerden bir örnek çizebilirdi Avcı. Bazı çizgileri “Şair Amca” şiirinde olduğu üzere fazlasıyla batılı.

Çocukları hiç ciddiye almayan “çocuksu” şiirlerden öteye geçmek için çocuk safında duruşun belgesi bu üç kitap. Büyükler ise önce Harflerin Kardeşliği’nin son bölümünü okumalı. O zaman tam bir çocuk dürbünü olan bu şiirlerin varlık sebebini daha iyi anlama imkanını elde edebilirler. Neresinden bakılırsa bakılsın “yüzünü kolay öptürmeyen”, insanda “iz bırakan” bu kitaplar Türkçe çocuk edebiyatına önemli bir katkı.

Mustafa Ruhi Şirin, Okula Giden Kedi, Resimleyen: Ferit Avcı, Kök Yayıncılık, 2012, 68 sayfa.

Mustafa Ruhi Şirin, Dünyanın En Güzel Yeri, Resimleyen: Ferit Avcı, Kök Yayıncılık, 2012, 80 sayfa.

Mustafa Ruhi Şirin, Harflerin Kardeşliği, Resimleyen: Ferit Avcı, Kök Yayıncılık, 2012, 71 sayfa.