Küçük fındıkların küçük işçileri

8 Aralık 2013

Radikal / 08.12.2013

Mevsimlik gezici tarım işçileri mağdursa, çocuk işçiler iki katı. ‘Pikolo’ adlı belgesel, dev sorunun bir ucunu, bir eğitim projesi üzerinden anlatıyor.

Haber: PINAR ÖĞÜNÇ – [email protected] / Arşivi

Tarım işçiliğinden söz ediyorsak, her ürünün bir mevsimi var elbette. Fakat mevsimlik gezici tarım işçiliği var eden nedenleriyle, dayattığı koşullar ve sonuçlarıyla kocaman bir dosya. Bir işgücü tarifi olarak mevsimlik gezici tarım işçiliğinin sömürü mekanizmasına dönmediği örnek az dünyada. Suiistimale yatkınlığı öznelerin emeklerini bu biçimde satmaya mecburiyetlerinden kaynaklanıyor. Kayıt altına alındıkları ülkelerde dahi başka sorunlar çıkıyor karşımıza. Türkiye ’de aracıların sözleşme yapması gerekse de bu hayata geçmediğinden aslında ‘işçi’ bile sayılmıyorlar.

Yoksullukla ilişkisini konuşmak şart. Yoksulluğun kökünde de ekonomi politikaları kadar makro düzeyde her tür siyaset duruyor. Şu sahneyi gözünüzde canlandırın: Ordu’nun fındık bahçelerinden düzlükte olanlarında, üstelik daha yüksek yevmiyeyle şehirli işçiler çalışıyor. Yamaçtan az yukarı çıkıp koşullar çetinleştikçe fındık bahçelerinden Kürtçe, Zazaca gelmeye başlıyor. Zorunlu göç mevhumunu anmadan tarif etmek de mümkün değil bu düzeni. Başka kimler var? Sınır geçişi kolaylaştıktan sonra Gürcistan’ın en yoksulları çaya, fındığa geliyor Türkiye’ye. Belki en zor koşullarda, en düşük yevmiyeyle Suriyeli işçiler çalışıyor son dönemde. En mağdurun, en fazla sömürüldüğü bir sistem. ‘Mağdur’, ülkeye, bölgeye göre değişiyor; mantık aynı.

Çözüme giden yol

Çocuklarsa iki kez mağdur. Tarlada, bahçede işçi olarak çalıştırılmalarının yanında, balya yapmak gibi yan işlerle vazifelendirilebiliyorlar. Kaldı ki kardeşlerine bakmak, yemek, temizlik yapmak, su taşımak da çocuk işçiliğinin başka türleri. Kiminin okulla bağı yok, yılın altı, yedi ayı yaşadıkları yerden uzak olduklarından diğerlerininse diplomayla nihayetlenmesi zor bir bağı var. Beslenme yetersizliğine, sağlık hizmetlerine erişim sorunlarını da ekleyince İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’yle, Çocuk Hakları Sözleşmesi’yle garanti altına alınmış haklar onlara uzak. Sanayi ve hizmet sektöründe de çocuk işçiliği mevzubahis lakin çocuk tarım işçileri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından ‘en kötü biçimdeki çocuk işçiliği’ türü olarak belirlenmiş. Hatta Uluslararası Çalışma Örgütü’ne (ILO) 2015’e kadar bitirmeye yönelik taahhüdü mevcut. Ayrı kanallardan yürüyen projeler var. Örneğin Mevsimlik Tarım İşçilerinin Çalışma ve Yaşam Koşullarının İyileştirilmesi Projesi 2010’dan beri belli bölgelerde barınma şartlarına yoğunlaşıyor.
ILO Türkiye ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yürüttüğü Ordu İlinde Mevsimlik Fındık Tarımında Çocuk İşçiliğinin Sona Erdirilmesi Projesi kapsamında Uzunisa ve Efirli’deki çocuklar için bir eğitim çalışması da yapıldı. 6-15 yaşlarındaki 381 çocuğa hasat boyunca, geri kaldıkları müfredatla buluşma imkânı sağlandı. Dev sorunun küçük bir kısmına dokunulduysa da, süreci anlatan ‘Pikolo’ adlı belgeselde en azından o çocukların hayatında ne büyük bir değişime önayak olduğunu görebiliyorsunuz.

Geçen hafta Ordu’da yapılan ‘Pikolo’nun ilk gösterimine, ILO ve çeşitli STK temsilcilerinin yanı sıra vali, kaymakam gibi kamu görevlileriyle fındık üreticileri de katıldı. Bu önemliydi; görmezden gelinen, hatta inkâr edilebilen çocuk işçiliği meselesi bir biçimde kabul edilmiş oluyordu. Sorunun çözümüne başlamanın da başka yolu yok.

Türkiye, dünyanın en büyük fındık üreticisi; üretimin üçte biri de Ordu’da. Fındıkta çalışan çocuk işçilerin uluslararası camiada tartışılmaya başlanması 2010’da Hollanda’da yaşayan gazeteci Mehmet Ülger’in, fındık işçisi Zara’nın hikâyesini anlattığı belgeselle oldu. Çocuk emeği barındıran fındık ezmesini, çikolataları Avrupalı çocuklar yiyordu. Hollanda’da beş siyasi parti hükümete soru önergesi verdi, Çocuk İşçiliğini Durdurun Kampanyası Türkiye’deki 10 büyük firmaya mektup yolladı. Konu Avrupa’da gündemleşti. Velhasıl fındık çocuk işçileri Türkiye’nin ihracatı açısından risk olmaya başladı. Fakat diğer risk, itibar tazeleme saikiyle bilhassa fındıktaki çocuk işçiler için projeler üretilmesi, Yozgat’ta şekerpancarı, Urfa’da pamuk toplayan, metropollerde sanayide, sokaklarda çalışan diğer çocukların görünmezleşmesi. Parça parça gelecek diye ümit edelim.

900 bine yakın çocuk işçi

TÜİK’in 2012 tarihli Çocuk İşgücü Anketi’ne göre ekonomik faaliyette çalışan 6-17 yaş grubundaki çocukların istihdam oranı yüzde 5,9.

Bu yaş aralığında çocukların yüzde 44,7’si (399 bin) tarım, yüzde 24,3’ü (217 bin) sanayi ve yüzde 31’i (277 bin) hizmet sektöründe çalışıyor. Yani 900 bine yakın çocuk işçiden söz ediyoruz.

Bu rakamları 2006 tarihli bir önceki anketle karşılaştırınca tarım sektöründe istihdam edilenlerin payının yüzde 8,1 arttığı görülüyor.

Çalışan çocukların % 52,6’sı (470 bin) ücretli ya da yevmiyeli, yüzde 46,2’si (413 bin) ise ücretsiz aile işçisi.

Çocukların yüzde 49,8’inin kesin-tili de olsa okulla bağı varken, yüzde 50,2’si okula devam etmiyor.

2003’ten beri bu konu üzerine en fazla çalışan STK olan Kalkınma Atölyesi, raporlar yayımlamanın yanı sıra politika önerilerinde de bulunuyor. Bu raporlar ve bir süre önce tamamladıkları ‘Mevsimlik Gezici Tarım İşçiliği İzleme: Mevcut Durum Haritası 2012-2013’ www.kalkinmaatolyesi.org adresinde.

‘Pikolo’ adını da fındıktan alıyor

Pikolo ya da pikola, sektörde küçük fındığa verilen isim. Fındığın daha ziyade elle toplandığı düşünülürse, pikoloda zahmet daha fazla, bu yüzden fiyatı da daha yüksek. Çocuk fındık işçilerine ve onlara yönelik bu yeni projeye odaklanan belgesel ismini buradan alıyor. ‘Pikolo’nun yönetmeni Bahçeşehir Üni. İletişim Fak. Sinema ve Televizyon Bölümü’nde öğretim görevlisi olan Deniz Gürgen. Yapımcılığını ise Erkut Ertürk üstlenmiş.‘Pikolo’ 10 Aralık’ta 21.00’de İstanbul ’da Feriye Sineması’nda gösterilecek. İlerleyen günlerdeki yurtiçi-dışı gösterimleri ve daha fazla bilgi için www.pikolobelgesel.com / www.pikolo.co adresleri takip edilebilir.