Küçük Çocuğun Ölümünde Asker Şiddeti ve İhmali

9 Agustos 2011

İlkehaberajansı / 08.09.2011

Van’ın Çaldıran İlçesi’ne bağlı Sarıçimen Köyünde babasıyla ot biçtikten sonra köye dönen 11 yaşındaki çocuğun askerler tarafından tartaklanması ve 150 metre sürüklenerek yaşamını yitirmesi olayına ilişkin ‘İnsan Hakları Heyeti’ raporu açıklandı

VAN – 31 Temmuz 2011 tarihinde Van’ın Çaldıran İlçesi’ne bağlı Sarıçimen Köyünde babasıyla ot biçtikten sonra köye dönen Sami İştenyılmaz (11) isimli çocuk askerler tarafından tartaklanmış ve 150 metre sürüklenerek yaşamını yitirmişti.

Olayın aydınlanması amacıyla bir araya gelen Van Barosu, Mazlum-Der Van Şubesi ve İnsan Hakları Derneği Van Şubesi tarafından oluşturulan’İnsan Hakları Heyeti’ görgü tanıkları ile görüşerek elde edilen bilgileri basın ve kamuoyuyla paylaştı.

‘İnsan Hakları Heyeti’nin yayınlanan raporunda; heyetin 3 Ağustos 2011 tarihinden olayın yaşandığı Van İli Çaldıran İlçesi Sarıçimen Köyü’ne ve bizzat olayın yaşandığı yere giderek nesnel bir rapor ortaya çıkarma kaygısıyla anılan yerlerde olayın görgü tanıklarını dinlediği belirtildi. Heyet açıklamasında; mağdur yakınlarıyla da görüşme yaparak; yapılan incelemelerin gerek yazılı gerekse de görsel materyallerle desteklenerek kayıt altına alındığını belirtti.

”Asteğmen Hiç Bir Şey Sormadan Bize Saldırdı”

Olaya ilişkin görgü tanıklarıyla yapılan görüşmede, olay yerinde yaşamını yitiren Sami İştenyılmaz’ın 61 yaşındaki babası Mehmet İşten Yılmaz; ”31 Temmuz 2011 tarihinde öğlenden sonra saat 16.00 civarında ot biçtikten sonra köye dönerken, yol üzerinde pusu atan Umuttepe Hudut Bölüğü, Güneş Hudut Takımına bağlı bir grup askerle karşılaştık. Atın üzerindeki kan kanseri 11 yaşındaki oğlum Sami İştenyılmaz ve yüklediğimiz ot balyeleriyle askerlerin yanına yaklaşmıştık ki, takım komutanı Asteğmen yanımıza gelip elindeki sopayla hiç bir şey sormadan atımıza vurmaya başladı. Bu esnada diğer askerlerde aynı anda havaya ateş açmaya başladılar. Asteğmenin atın üzerindeki ot balyelerinin arasında mazot bulunduğu gerekçesiyle ata vurmaya başlamasıyla beraber, at panikleyip hızla sağa sola savrulmaya başladıktan sonra 150 metre boyunca oğlumu da sürükleyerek uzaklaştı. Gerek atın vurduğu darbeler, gerekse de etraftaki kaya ve taş parçalarına hızla çarpmasından kaynaklı, oğlum gözümün önünde feci bir biçimde yaşamını yitirdi. Ayrıca atımızla beraber askerlere yaklaştığımız esnada, onlara atın huysuz olduğunu en küçük bir müdahalede atın ürkebileceği hususunda yalvarırcasına uyarmama rağmen beni dinlemeyip oğlumun ölümüne sebebiyet verecek müdahalede bulundular. Önemli bir başka husus da şu ki: Oğlum ağır yaralı haldeyken komutana resmen yalvardım. Lütfen oğlumu askeri araçla hastaneye yetiştirelim dedim. Ancak tüm bu yakarışlarıma rağmen, olayın gerçekleştiği yere 10 dakika uzaklıktaki askeri aracı getirip oğlumu hastaneye götürmediler. Oğlumu ancak 2-3 saat sonra kendi imkânlarımızla hastaneye götürebildik. Van’a sevk edildikten sonra Van’ın girişinde oğlumu kaybettim” açıklamasında bulundu.

“Komutan ‘Beni ilgilendirmez’ Deyip Çekip Gitti”

Olayın yaşandığı vakit aynı bölgede ot biçen bir diğer görgü tanığı Ayhan Hannarici (29) ise; ”Olay anında olay yerine birkaç yüz metre uzaklıkta bir tepenin arkasında ot biçerken, silah seslerini ve bağrışmaları duyduktan sonra hızla olayın geçtiği yeri görebilecek bir noktaya doğru ilerlemeye başladım. Gördüğüm manzara korkunçtu. At, çocuğu sürüklemiş ve babası yerde yatan çocuğunun başında panikle bir şeyler yapmaya çalışıyordu. Babanın komutana yalvarma seslerini duyuyordum. Duyduğum kadarıyla komutana askeri aracı getirip çocuğu hastaneye götürmesi yönünde ikna etmeye çalışıyordu. Komutan ise: “Beni ilgilendirmez” deyip olay yerinden uzaklaştı. Telefon çekmediği için köyden yardım da isteyemiyorduk. Çaresiz bir biçimde kendi imkânlarımızla hastaneye götürmeye çalıştık. Ama çok uzun sürdü” dedi.

Savcı: ”Soruşturma Gizli, Bilgi Veremem”

Heyet, Çaldıran Cumhuriyet Savcısı ile de görüşme yaptıklarını, söz konusu görüşmede savcılık makamının; “Soruşturmayı başlattık ve davam ediyor. Soruşturma gizliliği olduğu için sizlere daha fazla bilgi veremem” dedikten sonra; ”Ancak şunu söyleyebilirim. Dosyaya görevsizlik kararı verilerek, görevli olduğunu düşündüğümüz Askeri Mahkemeye tevdi edilmiştir” şeklinde bir açıklama yapıldığını belirtti.

”Yaşamak İçin Kaçakçılık Yapmak Zorunda Olan İnsanlarız”

Heyeti’nin olaya ilişkin yaptığı gözlem ve tespitlerin devamında; ”Gerek maktul yakınlarının, gerekse köy ahalisinden heyetle iletişime geçen insanların düşüncesi devletin kendilerine zülüm yaptığı şeklindedir. İnsanların düşünceleri çoğunlukla “askerler bize düşmanmışız gibi davranıyorlar. Bizi düşman olarak algılıyorlar. Hâlbuki biz yaşamak için kaçakçılık yapmak zorunda olan insanlarız” şeklinde olmuştur. Ayrıca heyet, halkta büyük bir korku ve endişede gözlemlemiştir.

Bundan önceki ölüm ve yaralanma olayları nedeniyle yürütülen soruşturmaların sürekli olarak ya takipsizlik ya da beraatla sonuçlanması nedeniyle bölge halkında yargı ve adaletin sorumluları cezalandırmayacağına dair bir inanç olduğu gözlemlenmiştir. Bu tür üzücü olaylarda yargılama aşamasının başından itibaren hukuka aykırı işlemler yapıldığı açıkça görülmüştür. Örneğin anılan olayda soruşturmanın başında görevsizlik kararı verilmesi bile açık bir şekilde hukuka aykırılık teşkil etmektedir” denildi.

Daha önce yaşanan benzer durumlarda sorumluların, vicdanı rahatlatacak bir cezaya çarptırılmış olmamaları yüzünden öldürme olaylarının devam ettiği belirtilen raporda, olayla ilgili olarak derhal adli ve idari soruşturmanın başlatılarak, olaya sebebiyet veren kişi ve kişilerin cezalandırılması yönünde somut bir adımın atılmasının kamu vicdanını bir nebze olsun rahatlatacağı vurgulandı. (Fikret Özkan Saim Yüksek – İLKHA)