Kampta Korku Hakim

28 Ocak 2014

Milliyet / 28.01.2014

 

Türkiye’nin dışındaki kamplarda, tecavüz, kadına şiddet ve çocuk gelin vakaları çok… Bizdeki kamplarda bu konuda çalışmak yasak. Reyhanlı’da sınırın dibindeki Atme kampında, kadın kurbanlar korkuyor.

 

Atme kampı, Türkiye sınırının dibinde, Suriye topraklarında. Reyhanlı’ya bağlı Bükülmez köyünden deyim yerindeyse taş atımı mesafesinde olan kamp, tepeden vadiye doğru yayılmış bir çadır şehir görünümünde…
Kampta 30 binin üzerinde insan yaşıyor, her gün 150’den fazla kişi kampa akın ediyor. Atme’ye Türk Kızılayı ve İHH aracılığıyla yiyecek takviyesi yapılıyor, ulaşım sağlanıyor.
Suriye rejiminin bombaladığı Atme’de El Kaide-El Nusra’nın varlığı sır değil. Militanların, “Allahu Ekber” deyip bir kadının omzuna dokununca sahibi olduğu da… Kadınlar bu ortamda kendilerini eve kapatıyor, tamamen izole yaşamaya başlıyor.
Kamplarda erkek çocuklar asker, kız çocuklar ise “gelin” oluyor. 13-14 yaşındaki çocuk askerlerin Atme’de nöbet tuttuğunu Star gazetesi yazmıştı.
Atme’de 12-15 yaşında evlendirilen çocuk gelinlere göre “Bu doğal bir şey” veya “Başka şansımız yoktu” diyor (AA). Tamamı imam nikahıyla evlendirilen bu kızlardan boşanmak için kocanın üç kez boş ol demesi yetiyor. Bazıları ailelerine iade ediliyor…

Tecavüz, şiddet, fuhuş, işkence
Atme’yi bilen Suriyeli bir yardım gönüllüsü tecavüz ve şiddeti fısıldayarak anlatıyor: “Kadınlar öldürülmekten korkuyor, anlatamıyor…”
Uluslararası Kurtarma Komitesi (IRF)’nin Lübnan’daki kamp araştırmasına göre kadınlar, çadırlarda cinsel ve fiziki  istismara uğruyor. Tecavüz, kaçırma, işkence ve aile içi şiddet yaşanıyor.
“Namus” gerekçesiyle bazen ailenin erkek üyeleri cinayet işliyor. Küçük yaşta evlilik, fuhuş vakaları da artmış.
Ürdün’deki kamplarda da aynı sorunlar mevcut. Amman’daki gece kulübünde  çalışan Suriyeli genç kızın hikayesini The Guardian yazmış: Aliye, Ürdünlü bir adamla  evlenmiş. Üç ay sonra adam sıkılıp, boşamış: “Evime dönemedim, aileme anlatamadım. Çok utanıyorum. Şimdi eskort olarak  çalışıp her ay para gönderiyorum. Tabii ne  iş yaptığımı bilmiyorlar.”

Bizim kamplarda yok!
Peki Türkiye’deki kamplarda benzer sorunlar hiç mi yok? CHP’nin soru önergesi üzerine Dışişleri Bakanı “Tek bir şikayet bile almadık” açıklaması yaptı.
Şikayet almamaları çok doğal, çünkü kamplarda kadınlar ve hassas gruplarla ilgili çalışma yok!
Ancak konuştuğum uluslararası bir kuruluş çalışanı; Türkiye içindeki kamplarda da tecavüzün olduğunu, kadın ticaretinin yapıldığını doğruladı… Ancak yetkililer, uluslararası kurumların raporlamasına izin vermediği için net bir bilgi yok… Hatta bir ilde fuhuş şebekesini ortaya çıkaran askeri yetkilinin görevden alındığı söyleniyor.
Hatay’da yardım kuruluşlarında çalışan yabancılara bile ‘sana Suriyeli kadın bulalım’ diye teklifler geldiğini duyduk… Yemek, barınma ya da para karşılığında kadın ve çocukların istismarı, şimdilik gizli kapaklı yaşanan bir dram.

 

Kadın ticareti aracıların elinde

 

Hatay’da bir “aile lokantası”ndayız. Bir tarafta çoluk çocuk, nişan eğlencesi düzenleniyor… Suriyeli sanatçıların seslendirdiği şarkılarla oynuyorlar.
Mekanın arkasındaki masalar, erkeklerin hakimiyetinde. Mihmandarımız, “ağır abi bunlar” diye bilgilendiriyor. İlerleyen saatlerde Suriyeli birkaç kadın, masalara katılıyor. Yanımızdaki masaya göz atınca içim burkuluyor:
Yaşı, yaptığı makyaja rağmen 20’den fazla göstermeyen sarışın kadın,  iştahla kebabını yiyor. “Ağır abiler” sessizce rakılarını yudumluyor. Bu sohbetsiz masanın en renkli tarafı, ortaya getirilen karışık meyve tabakları…

Her şey gizli kapaklı
İnsan ticaretinin varlığını herkes doğruluyor. Yüz binlerce mağdurun bir kısmı bu tuzaklara düşüyor. Hatay’da bir emniyet görevlisi, “Fuhuş, hiç ummadığın yerlerde karşına çıkabiliyor. Kimse dokunmuyor” diyor… Genelde “arkadaşımın arkadaşının arkadaşı” türünden ilişkilerle, aracılara aracılık edenlerle iletişim sağlanıyor… Esas aracıya ulaşana kadar arada en az 5 kişi var.
Gece hayatını iyi bilen Hataylı bir genci konuşmaya ikna ediyoruz: “Fiyatlar 200-250 TL arasında. Yaş, güzelliğe göre değişiyor… Damsız giremeyeceğim bir bar için, birkaç saatliğine Suriyeli bir kıza 50 lira ödedim.”
18 yaşındaki O.Y ise, bir taksi şoförünün bu işlere aracılık yaptığını anlatıp ekliyor: “Aracıya pek ihtiyaç duymuyoruz. Arapça bildiğimiz için serbest çalışan kızlarla direkt görüşebiliyoruz. Bazen bir kafede bile kendini gösteren, işaret eden Suriyeli kızlar oluyor. Sıkı pazarlıklar dönüyor.”
Hatay’daki genelevin kapanmasıyla kadın ticareti, ucuz pansiyonlara ve sokak aralarına yayılmış. Pavyonda çalışan kadınların çoğunluğu artık Suriyeli.
Mihmandarımız, sanayi bölgesinde üç-beş tane ilginç isimli (Roma, Şanzelize) mekanı gösteriyor. Bizi “turist” olarak tanıtıp, giriş için izin alıyor. Pistte, kırmızı ışıkların altında dört-beş çift “slow” dans ediyor. Müzik bitince herkes yerine oturuyor.
Karşımızda Suriyeli beş kadın oturuyor. Her zaman eğleniyormuş gibi görünmek zor, arada tavanları seyrediyorlar. Yanlarına pek yanaşan yok… Keşke onlarla konuşabilsem. Ama “koruma”lardan çekiniyorum.Çıkıyoruz. Sokaklar sakin. Sanki az önce gördüğüm sahneler başka bir gezegene ait…

 

Sınırı geçmek, Boğaz’ı geçmekten daha kolay

* Reyhanlı’dan günde 40-50 Suriyeli’nin giriş yaptığı söyleniyor. Savaş mağdurlarının büyük çoğunluğu kimliksiz, pasaportsuz geçebiliyor.
* Üstteki fotoğrafı, Cilvegözü yolunda Yenişehir’de çektik. Motosikletli bir grup, gün ışığında tarlayı geçerek Suriye’den Türkiye’ye 5 dakikada vardı. Karşı tarafta bu geçişi bekleyen bir askeri, bir ticari araç bulunuyordu…
* Sınır, bazı noktalarda o kadar kontrolsüz ki… İsteyen, istediği gibi geçiş yapıyor. Kaçakçılık çok yaygın. Suriye’deki fabrikalar, su sayaçlarına, bobinlerine kadar sökülüyor. Parçalar sınırdan geçirilip Türkiye’de satılıyor.
* Bu hareketlilik, esnafa yarıyor. Yedek parçadan akaryakıta, çalıntı arabalardan altın eritmeye, Hatay’da her şeyin pazarı var…

 

BM raporu: Acil yardım

* Türkiye, WFP ve UNCHR desteğiyle 116 bin sığınmacıya aylık yiyecek e-kartı veriyor. TC, 400 bin kişiye yemek dağıtıyor.
* TC hükümeti, AFAD vasıtasıyla Suriyeli sığınmacılara yardım konusunda belirleyici ve uygulayıcı olarak öne çıkıyor. AFAD, şimdiye dek 2 milyar dolar harcadı.
* AFAD’ın yönettiği kamplarda, yiyecek, barınma, eğitim, temel sağlık hizmetleri veriliyor.
* Geçici Koruma Rejimi altında Suriyeli sığınmacıların Türkiye’de çalışma izni yok. Bu da kendi yaşamlarını sürdürebilmelerine engel.
* Sorunlar: Risk altındaki çocukların… Cinsel ve cinsiyet temelli şiddet (SGBV) kurbanlarının… Acil ve özel desteğe ihtiyacı olan sığınmacıların erken teşhis edilip kayıt tutulması. Dil engeli ve bilgi eksikliği, sorun.
* Kamp dışında yaşayan Suriyelilerin hassasiyetleri ve özel durumları, dengeli bir kritere göre belirlenmeli. Yeni gelenlerin çoğunluğu acz içinde.  Detaylı bir kaydın tutulması gerekiyor.
* Pek çoğuna yemek dışındaki (battaniye, sabun, çarşaf, sepet, kap kacak gibi) yardım malzemeleri verilemedi.  Bu büyük bir sorun teşkil ediyor. Kamp dışında yaşayan her dört Suriyeliden biri, standart altı koşullarda yaşıyor. Acil malzeme ve para yardımı gerekiyor.

 

Neden kampta kalmıyorlar?

 

Suriye’den İstanbul’a Gelen Sığınmacıları İzleme Platformu ’nun 2013 Ekim’inde yayınladığı raporda, sığınmacıların neden  kampı tercih etmedikleri sıralanmış:
1- Fiziki koşullar ve güvenlik: Kamplar kapasite olarak gelen talebi karşılayamıyor. Bazı kamplarda aynı çadır veya konteynerde birden fazla aile barınmak zorunda kalıyor. Kamplarda  temel ihtiyaçlar karşılanıyor. Güvenlik bakımından özellikle sınır illerindeki kamplar uluslararası kriterlere uygun değil.  Kampların Türkiye topraklarında ve sınırdan en az 50 km içerde olması gerekiyor.
2- İzolasyon ve hareket özgürlüğü engeli: Kamplardaki giriş çıkışların özel kontrol altında olması, merkezlerde barınanların dışarıyla ilişkisinin kontrol altında tutulması sorun oluyor.
3- Etnik ve dini kökene dayalı ayrımcılık: Farklı etnik kökene veya dini inanca sahip Suriyeli sığınmacılar ayrımcılığa uğrama riski nedeniyle kamplarda kalamıyor. Hıristiyanlar, Kürtler, Romanlar Çerkezler, Aleviler bu gruplar arasında.
4- Cinsiyete yönelik ayrımcılık ve şiddet: Kamp ortamının kadınlar ve kız çocukları bakımından cinsel istismar, taciz, tecavüz ve şiddete uğrama risklerine açık olması, sığınmacıları kamplara gitme fikrinden uzaklaştırıyor.
5- Kampların tarafsızlığına dair çekinceler: Birçok aile, çocuklarının kamplardaki politik grupların baskısı altına kalması endişesi ve politik olarak taraf seçmek zorunda bırakılma kaygısı taşıyor.