İstismara uğrayan çocuk genellikle yalan söylemez

21 Kasım 2012

 

Milliyet / 21.11.2012

 

Tüm dünyada her on beş çocuktan biri istismar ediliyor, ihmale uğruyor. Bazı illerde ise bu oran iki kişiden bire kadar düşüyor.

 

Tüm dünyada her on beş çocuktan biri istismar ediliyor, ihmale uğruyor. Bazı illerde ise bu oran iki kişiden bire kadar düşüyor. Ergenlik öncesi 4 kız çocuğundan biri en az bir kere cinsel istismara maruz kalıyor. İstismara uğranan yerler ise ıssız sokaklar ve inşaat alanlarından ziyade ev, okul.

Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nüket İşiten çocuk ihmal ve istismarının nasıl fark edilebileceğine dair bilgiler verdi.

 

“Tüm dünyada; her on beş çocuktan biri çocuk istismarı ve ihmaline uğruyor. Bizim ülkemizde ise oran çok daha yüksek, bazı illerimizde ise her iki çocuktan biri istismar ve ihmale uğruyor.

 

İstismara uğrama yaşı hemen okul ve okul öncesi dönem, cinsel istismara uğrama yaşı ise biraz daha erken. Ortalama 4-4,5 yaş. Ergenlik öncesi kız çocuklarının % 25, erkek çocuklarının % 15’inin en az bir kez cinsel istismara uğruyor.

 

Çocuğun cinsel istismara uğradığı yerler; ıssız sokaklar, inşaat alanları değil. Ev, okul ve oyun alanı dediğimiz yaşam üçgeninin içidir.

Çocuğa cinsel istismarda bulunan kişiler; işsiz güçsüz, serseri kılıklı avare görünümlü insanlar değil, özellikle çocuk tarafından tanınan, 20-40 yaş arasında, evli ve işi olan erkekler.

 

Türkiye’de istismarı uygulayanların; % 77’si aile üyelerinden, % 11’i akrabalardan, % 2’si çocuk ile irtibatı olan diğer kişilerden (öğretmen, bakıcı vb.) oluşmaktadır.

 

Çocuklar bu konuda genellikle yalan söylemezler, o nedenle burada ilk kural, çocuğa inanmak olmalıdır.

 

Televizyonlarda bazılarını  duyduğumuz cinsel çocuk istismarlarının aslında sadece %5-10!unun adli makamlara intikal ettiğini; % 90, 95’inin ise hiç duyurulmamaktadır.

 

Türkiye’de Emniyet Bilişim ve Telekomünikasyon izleme Birimleri tarafından 2010 yılında şikayete dayalı kapatılan 23 bin porno siteden 15 bin tanesinin çocuk pornosuydu.”

 

Yrd. Doç. Dr. Nüket İşiten istismarın çocuk üzerindeki etkisinin yanı sıra toplumsal etkilerine de değindi.

 

“Çocuk İstismarı toplumda yarattığı etkilerle tüm toplumun da duygusal olarak hasta olmasına yol açan ve toplum sağlığını bozan bir hastalıktır. Sonuçlan son derece ciddidir. (Ölüm % 1-10) Çocuklarda ikinci en sık ölüm nedeni;  fiziksel istismardır. Şiddete bağlı ölümlerin % 40’ı aile içi şiddete bağlıdır. Morbidité ve kalıcı hasar olguların %65’înde cerrahi girişim, %25-30’u ise kalıcı hasar ile sonuçlanır.

 

Fiziksel hasarların yanı sıra daha da önemlisi bireyde hayatı boyunca etkisi altında olacağı duygusal hasarlar yaşanır.  PTSB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu), Depresyon, kişilik Bozukluğu, eğitim başarısızlığı, suça- fuhuşa yatkınlık, ileride istismarcı olma eğilimi gösterebilir.

 

İstismarı ebeveynlerin ve aile büyüklerinin fark etmesi sağlıklı bir neslin yetişmesi açısından önem taşıyor. Bu nedenle istismara uğrayan çocuğun kesinlikle ihmal edilmeden tedavi edilmesi gerekir. Çünkü rehabilite edilmeyen istismara uğrayan bir birey ileride kendisine uygulananları başkalarına uygulama potansiyeli içindedir.”