İki çocuğun en acı sahnesi

9 Aralık 2013

Hürriyet / 09.12.2013

Banu ŞEN

Kayseri’de anneleri, babaları tarafından öldürülen iki küçük kız yüzlerce kişi önünde aynı acıyı bir kez daha yaşadı. Kadına karşı şiddete yönelik düzenlenen toplantıda düşünce belki iyi niyetliydi ama iki küçük kızın aynı travmayı daha şiddetli yaşayabileceği ihtimali göz ardı edilmişti.

Develi’de 5 Kasım’da , ayrıldığı eşi tarafından bıçaklanan öldürülen Leyla B. için Ak Parti Develi Kadın Kolları tarafından Develi Belediyesi Mustafa Aksu Kültür Merkezinde düzenlenen etkinlikte, Diyanet İşleri eski başkan yardımcısı ve Kayseri eski müftüsü Necmettin Nursaçan tarafından konferans verildi.

“ANNELERİNE YAZDIKLARI MEKTUP HERKESİ AĞLATTI”

İslam’da İnsan Haklarının önemine değinen Necmettin Nursaçan, tüm insanların haklarını ayet ve hadislerle dile getirdi. Konferans sonunda bıçaklanarak öldürülen Leyla Berk’in fotoğrafı sahneye yansıtılırken, kızları Eda U. (10) ile Seda U.’nun (8) annelerine yazdıkları özlemlerini dile getiren mektup okunmaya başlayınca izleyiciler ve konferansı veren Necmettin Nursaçan hoca ve çocuklar gözyaşlarına hakim olamadı.

İki küçük kızın o an yaşadıkları ise ayrı bir tartışma konusu oldu. Şiddete karşı iyi niyetle düzenlenen bu etkinlikte kız çocuklarının gözyaşları içinde kaldıkları sahnenin çocuklara hak ihlaliyle uygulanan şiddetin başka bir çeşidi olarak yorumlandı.

“KÖTÜ BİR NİYETLE YAPILMAMIŞ OLABİLİR AMA…”

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi (E.Ü.T.F.) Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve E.Ü.T.F. Çocuk Koruma Birimi Başkanı Prof. Dr. Cahide Aydın iki kız çocuğunun yaşadığı tabloyu hurriyet.com.tr’ye değerlendirdi: Aydın, “Aile içi şiddet konusunda toplumun her bireyinin bilgi ve farkındalığının artması; şiddettin önlenmesine konusunda devletin ilgili tüm kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum örgütlerine görev düşmektedir. Ek olarak, aile içi şiddete uğrayan kadın ve çocuklara, travmayla başa çıkabilmeleri için psikolojik/psikiyatrik yardım gerekir. Annelerinin ölümüne yol açan bu şiddet olayında, çocukların ciddi bir ruhsal travma ile yüz yüze oldukları düşünülür. Bu çocukların, hem geleceklerinin uygun koşullarda yeniden şekillendirilmesi, hem de post travmatik ruhsal sorunlarının tedavisi gerekir. Ancak, resimlerde görünen tablo, topluluk önünde çocukların afişe edildiğini ve travmanın yeniden yaşantılanmasına neden olma riskini taşıdığını düşündürmüştür. Bu uygulama kötü bir niyetle yapılmamış olabilir. Fakat, maksadı aştığı ve çocukların ruhsal olarak daha fazla travmatize olmalarına neden olabilecek bir nitelikte olduğu görünmektedir. Ek olarak, çocuk hakları açısından da, kimlikleri belli olacak ve kendileri açıkça topluluk önünde gösterilecek şekilde ‘sergilenmeleri’ uygun olmayan bir durumdur” dedi.

AYLİN ANNE YAZDI…
EVLATLARININ ŞİİRİNİ KABRİNDE HİSSETMEK…

Hurriyet.com.tr Sağlık-Yaşam Yazarı Aylin Anne konuyla ilgili şu satırları yazdı:

Bu ülkede bekar anne olmak çok zordur.

Şiddet dolu bir evlilikten kaçarken, mahalle baskısının tam ortasında bulmaktır kendini.

Resmi olarak kullanılmasa da “dul” etiketi yemek,

Bahsi geçmese de “kötü” gözlerle süzülmektir.

Bitmeyen erkek şiddetinden kaçmaktır.
Sokağa her çıktığında arkadan gelenlerden tedirgin olmaktır.

Ölüm tehditlerine rağmen çocukları için yaşamaktır.

Savcılıkta bekleyen onlarca dosyadan biri olmak,

Polis koruması alabilmek için defalarca dilekçe vermek demektir.

Acımasızca yapılan dedikoduların malzemesi olmak,

Asılsız iftiralara uğramak,

Hatta ve hatta kefenini giyip yeni bir hayata başlamak demektir.

Ne devletin ne de milletin umurunda olmamaktır.

Çantada gerekli yerlere verilmiş dilekçelerin bir örneği,

Belki elektro şok cihazıyla kendini müdafaa etmeye çalışmaktır.

Sokağın ortasında, onlarca insanın arasında bıçaklanmak,

Bir Allah’ın kulu tarafından kurtarılamamak demektir.

Meşrulaşmış erkek şiddetinin kurbanı olmak,

Geriye öksüz yavrular bırakmak demektir.

Tıpkı Kayseri’nin Develi ilçesinde yaşayan ve boşandığı eşi İlyas U. tarafından bıçaklanarak öldürülen Leyla B. gibi…

Erkek şiddetini önleyecek tedbirlerin konuşulacağı yerde,

Canından çok sevdiği evlatlarının hüngür hüngür ağlayarak okudukları şiiri kabrinde hissetmek,

Öldürenin ıslahı önemsenmeden,

Mazlum yavrularının gözyaşlarını hissetmek, acıların katlandığını ruhen duyumsama ve öldükten sonra ıstırap çekmeye devam etmek demektir.

Bu çocuklar annesinin katledilişine mi üzülsün, yoksa bir sahnede acılarının tazelenmesine mi dayansın?

Erkek şiddeti nedeniyle ölen azap çekmeye, geride kalan çocuklar büyük acılar yaşamaya devam ediyor.

Herkes suçlu, herkes bu şiddete ortak işte!