Her koşulda kürtaj olmak istiyor

3 Eylül 2012

 

Habertürk / 03.09.2012

 

Öldürdüğü tecavüzcüsünden 5 aylık hamile olan N. Y.’ye kürtaj yapılmalı mı?

 

Sultan UÇAR-Bülent GÜNAL / AHT

TÜRKİYE, Isparta Yalvaç’ta kendisine silah zoruyla tecavüz edip hamile bırakan akrabasını tüfekle öldürdükten sonra başını kesip köy meydanına atan 2 çocuk annesi N.Y.’yi konuşuyor. Cinayetin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklanan N.Y., 5 aylık olan bebeğinin kürtajla alınmasını talep etti. Kürtaj olmayı her koşulda istediğini belirten N.Y. “Bu çocuğu doğurmam. Ne olursa olsun kürtaj yapılsın, gerekirse ben de kürtaj sırasında öleyim’’ dedi. N.Y. hamilelikten şüphelenip hastaneye gittiğinde karnındaki bebeğin 3.5 aylık olduğunu öğrendiğini ve kürtaj yapılamayacağının kendisine söylendiğini vurguladı. Ortada bir gerçek var, o da 26 yaşındaki N.Y.’nin tecavüzcüsünden olan çocuğu doğurmak istemediği. Peki, hekimler bu duruma ne diyor? 5 aylık bir bebeğin kürtajla alınması mümkün mü? Ya hukukçular? Yasalar tecavüzcüsünden hamile kalan kadına kürtaj olabilmek adına ne gibi haklar tanıyor? Tüm bunların ışığında asıl soru: “N.Y., kürtaj olmalı mı, olmamalı mı?’’

‘Doğurmak istemiyorum diyorsa akan sular durur’
Uçan Süpürge Genel Koordinatörü Sevna SOMUNCUOĞLU:

SİLAH zoruyla tecavüze uğramış, hamile kalmış, tecavüzcüsünü öldürmüş bir kadın var. Şimdi de “Bu çocuğu doğurmam” diyen bir kadına, bu travmayı sürdürmeye kimsenin hakkı yok. Bedenin tasarrufu kadına aittir. Bebeğin hayata gelmesini istemiyor. Gerçek, somut bir sonuç yaşadığı hamilelik ve kendisi bu sonucu sonlandırmak istiyor. “Gebelik sonlansın” diyorsa, akan sular durur. Talebinin yasal bir dayanağı da var. Kadın örgütleri olarak “Kürtaj hakkını tartışmıyoruz” diyerek tavrımızı gösterdik. Tecavüzcüsünden hamile kalmış ve bu çocuğu doğurmak istemeyen kadının talebini yerine getirmemek, bilerek işkence yapmaktır.

 

‘Yasa 20 haftaya kadar kürtaj hakkı tanıyor’
İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şükran ŞIPKA:

TÜRK Ceza Kanunu’nun 99. maddesi tecavüze uğrayıp hamile kalan kadına 20 haftaya kadar kürtaj olma hakkı tanıyor. Tecavüz mağduru kadın 20 haftalık hamile. Bu yasa Yeni Türk Ceza Kanunu’na konulduğunda büyük tartışma çıkarmıştı. Bana da 5 aylık bebeğin kürtaj yapılabilmesi korkunç gelmişti. Çünkü ceninden çıkmış, hak ehliyeti almış bir bebek. Burada iki hak çatışıyor. Bunlardan biri bebeğin yaşam hakkıyla, annenin üreme hakkı. Yasalar, burada tercihini kadından yana kullanmıştır. Yani, “Kadın, zaten mağdur olmuş, iradesi dışında bir bebeğe hamile kalmış, o halde istemediği bebeği 5 aya kadar aldırma hakkı olmalıdır” görüşü kabul görmüştür. Sonuçta, kadının tecavüz sonrası hamile kaldığı bebeği 20 haftaya kadar aldırma hakkı vardır.

‘Kadın, erkek egemen devletin tecavüzüne uğramıştır’
İnsan Hakları Aktivisti ve KADER Genel Sekreteri Avukat Vildan YİRMİBEŞOĞLU:

TECAVÜZ sonucu olan bebek hukuken 3.5 aylıkken alınabilirdi. Kadın yaşadığı tecavüz travması dışında, bir de istem dışı bir gebelikle devlet zoruyla yüz yüze bırakılmıştır. Kadın, erkek egemen devletin tecavüzüne uğramıştır. Ruhsal travma halindeki kadının gebeliğini sonlandırmayan devlet, kadını kürtaj talebinde zamanaşımı sınırına kadar oyalayanlar sorumludur. O kişiler hakkında çok ciddi tazminat davası açılmalıdır. Kadın öyle bir noktaya getirilmiş ki; üstüne bir de kürtaj yapılmayarak başka bir can ortadan kaldırılmış, adeta cinayete itilmiştir. Etik olarak da yasa gereği de, bunun kadına bırakılması gerekirdi.

‘Ben o heyette olsaydım ‘Kürtaj olsun’ derdim’
Psikiyatri Uzmanı Dr. Ayhan AKCAN:

TECAVÜZ ciddi bir travma. Tecavüz, kadında öfke patlamasına diğer bir deyişle cinnet getirmeye neden olmuş ki, kendisine tecavüz eden adamı öldürmüş; dedikodu olduğu için de kafasını kesip köy meydanına atmış. Bu örnekte kadın gerçeklikten tamamen kopmuş. Kadının kürtaj olup olmamasıyla ilgili yetkili sağlık kuruluşu bir karar verecek. Bu kurulda psikiyatristin vereceği karar çok önemli. Ben bu kurulda olsaydım, kesinlikle kadının kürtaj olması gerektiği yönünde görüş belirtirdim. Geleceği de düşünmek zorundasınız. Çocuk doğdu diyelim, yarın çocuğa ne diyeceksiniz? Kadının travmasının devam edeceğini düşünüyorum. Eğer illa “Çocuğu doğursun” kararı çıkarsa, devlet o çocuğa el koymalı.

‘5 aylık bebeğin alınması insan haklarına aykırıdır’
İstanbul Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Başkanı Kahraman EROĞLU:

ÇOCUK her şeye rağmen dünyaya gelecek. Gebelik 5 aylık olduğu için bize göre bu çocuğun yaşama, korunma ve gelişim hakkının birileri tarafından yerine getirilmesi ve güvence altına alınması gerekiyor. Tecavüz sonucu olması çocuğun suçu değildir. Bu durumdaki bir anne mutlaka devlet tarafından karnındaki bebek için korunmaya alınmalıdır. Doğum gerçekleştikten sonra da çocuk hapishane ortamında büyümemesi için acilen devlet korumasına alınarak çocuk yuvasında bakılmalıdır. 5 aylık çocuk cenin de olsa insan hakları açısından hak sahibi bir birey olmuştur. Alınması doğru değildir.

‘5 aylık gebeliklerde kürtaj hayati risk taşır’
Medikal Park Kadın Doğum ve Tüp Bebek Ünitesi Direktörü Prof. Dr. Kadir SAVAN:

SEBEBİ ne olursa olsun, yasal süresi geçmemiş ise annenin tercihi hekim için öncelikli doğru karar olmalıdır. Kişisel olarak kürtaja sıcak bakmıyorum. Önemli olan annenin isteğidir. Bu olayda anne 3.5 aylıkken de 5 aylıkken de bebeği istemiyor. Bebeğe 3.5 aylıkken müdahale edilebilirdi. Bir çocuktan birinci derece sorumlu olan kişi, annesidir. Ama annenin cezaevi koşullarında hamileliğini devam ettirmesi, bakıp büyütmesi çok zordur. 5 aylık gibi büyük gebeliklerde risk yüksektir. Kürtajla parçalanarak değil ilaçla erken doğumla sonlandırılıyor.

‘Yasa suiistimal edilmeye çok açık’
Avukat-Eski Adli Tıp Enstitüsü Hukuk Müşaviri Dr. Tanıl BAŞKAN:

NORMAL durumlarda kürtaj için yasal sınır 10 hafta. Yeni yasada eğer hamilelik suç mahsulüyse kürtaj süresi 20 haftaya kadar çıkarılmıştı. Bu yasayı çıktığında eleştirenler arasındaydım. Çünkü suiistimal edilmeye çok açık. Hamile olan kadın, gebeliğin suç mahsulü olduğunu iddia edebilir. Isparta’daki örnekte eğer öldürülen adam çocuğun babasıysa kadının kürtaj hakkı var. Bebeğin eşinden mi yoksa tecavüzcüden mi olduğu belirsizliği de ortadan kaldırılmalı. Kadının kürtaj hakkı var ancak bu yasa suiistimal edilmeye çok açık.

‘Tercih her zaman anneye aittir’
Çocuk Vakfı Başkanı Mustafa Ruhi ŞİRİN:

DÜNYADA kadına yönelik şiddet, cinsel taciz ve bedeninin istismar edilmesi konularında insan haklarının temel ölçütleri her ülke için geçerlidir. Özellikle savaş bölgelerinde kadınların tecavüze uğradıkları ve bu tecavüzler sonucu doğan bebekler gerçeğini hepimiz biliyoruz. Doğurup doğurmama hakkı Bosna’da da annelerin kişisel tercihine göre kullanılmıştır. Bu çok saygıdeğer bir insan hakkıdır. Tecavüz sonucu oluşan bir gebelikte tercih her zaman anneye aittir. Annenin tercihi ve hekimlerin alacağı karara herkes saygı duymalıdır.