Her dört evli kadından biri çocuk gelin

31 Temmuz 2011

GazeteVatan / 31.07.2011

Çocuk yaşta evlendirilen kızların durumu toplumsal ‘vaka’ halini aldı

Şanlıurfa Barosu’nun yaptığı araştırmada en çok ‘çocuk gelin veren il’ Yozgat, ardından Şanlıurfa geliyor.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ortaya çıkan çocuk yaşta evlilikler, genellikle polis merkezlerinde son bulan trajik hikayelerin yaşanmasına neden oluyor. Çocuk yaşta bebek sahibi olan anne ile eşi, ailelerinin kendileri için biçtiği rolün psikolojik yükü altında olgunlaşmaya çalışırken, evliliklerini aynı yaşlarda gerçekleştirmiş olan ebeveynler ise “azmettirici” oldukları iddiasıyla hakim karşısına çıkıyor. Daha çok tanıdıkları bir ailenin oğluna başlık parası veya berdel (karşılıklı kız alıp verme) karşılığında evlendirilen kız çocukları, çocukluk evrelerini tamamlayamadan, erken yaşta yaşamın ağır yükünü psikolojik sorunlarıyla omuzlamaya çalışıyor. Şanlıurfa Baro Başkanı İrfan Güven, yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de yaklaşık her 4 evlilikten 1’inin bu tür evlilikler içerisinde yer aldığına dikkat çekerek, bu durumun bir cinsel istismar türü olduğunu söyledi. Güven, aynı araştırma sonucuna göre, Orta Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bu tür evliliklerin yoğun şekilde görüldüğünü dile getirdi.

Suç ama dinleyen yok

Alan araştırmacılarına göre, çocuk yaşta evliliklerin Türkiye genelinde en çok Yozgat’ta, Güneydoğu’da ise Şanlıurfa’da görüldüğünü bildiren Güven, “Ama en başta gelen nedenlerden birisi yerleşik örfi hukuktur. Bu bir adet olarak, meşru bir durum olarak algılanıyor toplum nezdinde. Aileler çocuk yaştaki kızlarının birileriyle evlendirilmek suretiyle himaye altına sokularak, onun cinsel yönden korunduğunu düşünüyor. Böylece yörede namus olarak tanımlanan olgu da korunmuş oluyor. Bunun yanında başlık parası, yoksulluk, bilgi eksikliği, ekonomik güçsüzlük bu tür sonuçları beraberinde getiriyor.” Güven, “Türk Ceza Kanunu’na baktığımızda 15 yaşını bitirmeyen çocuklarla ilgili kesinlikle her türlü cinsel girişim bir istismar türü olarak tanımlanmış ve cezai yaptırımlar öngörülmüştür. 20 ile 40 yıla kadar hapis cezalarının öngörülebildiğini kaydetti.