Hastanede AIDS’li kan verildi!

31 Mayıs 2011

NTVMSNBC / 31.05.2011

4 yıl önce üzerine çaydanlığın devrilmesi sonucu haşlanan ve götürüldüğü devlet hastanesinde HIV virüslü kan verilen Yusuf’ta kaşıntı ile beraber yeşil renkli yaralar çıkmaya başladı.

ŞANLIURFA – Şanlıurfa’da, Işıkgöz Ailesi’ne Kızılay’dan AIDS’li kan verilmesinin üzerinden 12 yıl geçtikten sonra, aynı kentte ikinci AIDS’li kan skandalı, 2008 yılında merkeze bağlı Ulucanlar Köyü Karagöz Mezrası’nda yaşandı. Mezra sakinlerinden Mehmet Çoban’ın oğlu, o yıl 1 yaşında olan Yusuf Çoban, üzerine sıcak çay dolu çaydanlığın devrilmesi soncu haşlandı.

Sol omuz ve kolunda oluşan yanık nedeniyle ailesi tarafından Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Yusuf Ç., yanık ünitesinde tedavi altına alındı. Burada tedavisi sırasında küçük çocuğa, daha önce bir bağışçıdan alınan verildi. Daha sonra yapılan tetkiklerde çocuğun HIV virüsü kaptığı saptandı. Sağlık Bakanlığı Başmüfettişi’nin hazırladığı ön raporda hatanın, HIV virüslü kanın, hastane kan merkezinde görevli hemşire A.A.B. tarafından yanlışlıkla ‘negatif’ yazılmasından kaynaklandığını belirtildi.

KÖYLÜLER DIŞLADI

Çocuğunun AİDS hastalığına yakalanmasında hastanenin sorumlu olduğunu belirten Mehmet Çoban, hastalığın ortaya çıkmasının ardından köy sakinlerinin kendilerini dışladığını ve babasına ait tarlada valilik tarafından yapılan evde hayatlarına devam ettiklerini söyledi.

Oğlu Yusuf ile diğer çocukların oynamadığını, oğlunun bu nedenle hayata küstüğünü belirten baba Çoban, davacı olduklarını ancak davanın henüz sonuçlanmadığını anlattı. 3 ayda bir Ankara’ya götürdüğü oğluna ilaç tedavisi uygulandığını söyleyen Mehmet Çoban, bu masrafını karşılamak için Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın talimatıyla bir sağlık ocağında asgari ücretle işe başladığını hatırlattı.

‘KADERİMİZLE BAŞBAŞA KALDIK’

DHA’nın haberine göre; hiç bir yetkili ve sorumlunun kendilerini aramadığından yakınan Çoban şunları söyledi:

“Adeta bizi kaderimizle baş başa bıraktılar. Çocuğumun son günlerde ayak ve göğsünde kaşıntı ve yeşil renkte yaralar çıkmaya başladı. Sabahları ağzında sararma oluşuyor. Bunun için oğlumu Harran Üniversitesi Tıp Fakültesine götürdüm. Doktorlar, bana bu yaraların kullanmış olduğu ilaçların yan etkisinden olabileceğini söyledi. Ama biz yine çok tedirgin olmaya başladık. Sanki oğlumun ölüm vakti gelmiş gibi ailece hepimizin psikolojisi bozulmaya başladı. Oğlum Yusuf ise büyüdüğü için oda sanki bu hastalığını anlamış gibi kaderine küsmüş kimseyle konuşmuyor, oynamıyor, yüzü hiç gülmüyor.”

Arap kökenli olan Çoban ailesinde baba Mehmet Çoban dışında ailenin diğer fertleri Türkçe bilmiyor. Her gün küçük kardeşi tarafından ilacı verilen küçük Yusuf, ise annesine Arapça ‘Yumma drit şiyici ala rasi’ (Anne bana ne olacak?) diye soruyor.

DAHA ÖNCEKİ SKANDAL

1996 yılında Şanlıurfa Doğum Hastanesi’nde sezaryenle yaptığı doğum sırasında Kızılay’dan alınan bir ünite kanla AIDS hastalığının pençesine düşen Siverekli Müzeyen Işıkgöz, 2 yıl sonra bebeği Rukiye Işıkgöz’ü kaybetti. Müzeyyen Işıkgöz de 2007’de yaşamını yitirdi. Işıkgöz Ailesi, açtığı davada 110 bin YTL tazminat almıştı.