Güvenli ortamda büyüyen çocuk, kendini istismardan koruyor

6 Mart 2014

Zaman, 6 Mart 2014
FARIKA TEYMUR ARTIR – UZMAN PSIKOLOG
http://www.zaman.com.tr/aile-saglik_guvenli-ortamda-buyuyen-cocuk-kendini-istismardan-koruyor_2203357.html

Çocuğun sağlıklı gelişimini olumsuz etkileyen istismar, bedende bir iz bırakmaz ama ruhsal dünyada büyük yaralar açar. Çocuklar kimden ne şekilde zarar gelebileceğini ancak güvenli bir ortamda anlar ve kendini korur.

Çocukların önemli bir kısmı toplumda veya ailede; sağlıklarını, fiziksel ve psikososyal gelişimlerini olumsuz şekilde etkileyen istismara uğruyor. Her ebeveyn çocuklarına çevreleriyle olan ilişkilerinde sınırlarının ne olacağını, tanıdık bile olsa “kiminle ne kadar yakın olabileceğini’’ öğretmelidir. Bu noktada mahremiyete özen göstermek, eğitimin önemli bir unsurudur. Çocuklar en çok, küçük yaşlarda cinsel istismara uğrarken istismarcıların daha çok çocuğun tanıdığı kişiler olması endişe vericidir. Çocuklar ailede, sokakta, okulda olmak üzere yakın çevrelerinde daha çok istismara uğruyor. Bu konuda aile kadar öğretmenlere, idarecilere ve toplumda herkese büyük görevler düşüyor. İstismarın izine bile rastlamadan çocukları korumanın önemi büyük. Kız çocuklar kadar erkek çocuklar da istismara uğruyor. İstismarda bulunan kişilerin büyük bir bölümü erkektir ve genellikle kendileri de istismara uğramıştır. Bu sebeple kız çocukları kadar erkek çocuklarının da nereye gittiğine, kimlerle konuşup arkadaşlık ettiğine önem verilmeli. Küçük yaşlardan itibaren sosyal ortamlar hazırlayıp doğru arkadaş edinme becerisi kazandırılmalı. İstismara uğrayan çocuklar başlarına geleni anne, baba ve diğer yardımcı olabilecek büyüklere anlatmakta oldukça zorluk çekerler. Bunun çeşitli nedenleri vardır: Kendilerine inanılmayacağından kızılmasından, anlattıklarının başkaları tarafından duyulmasından, istismarcının tehditlerinden korkup başlarının belaya gireceğinden endişe etmeleri, istismarcıyı korumak istemeleri. İstismarcı, çocuğun sevdiği bir kişi de olabilir. Çocuk zarar görse de bunun nasıl anlatılacağını bilemeyebilir. Çok küçük çocukların yaşananların yanlış olduğunu bilmemeleri ya da arkadaşları tarafından dışlanmaktan korkmaları da etkili olur. Büyüklerden utanıp korkmak da çocuğun başına geleni anlatmasına engel olur. Çocuğun acısını hafifletecek şekilde konuşmalı, bilhassa olayın bilincinde olan ve kendisini kirlenmiş, kendisini koruyamadığı için suçlu hisseden çocuğu böyle bir zarara uğramakla temiz bir insan olma özelliğini kaybetmediği konusunda ikna etmeli, bundan sonra korunma yolları konusunda bilinçlendirmelidir. Bu çocuk ve ergenlerde “Travma sonrası stres bozukluğu”na sıklıkla rastlanır.