Çocuklarda el-ayak-ağız sendromu

16 Aralık 2013

Milliyet / 16.12.2013

CÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cevit, en çok 3-6 yaş arasından görülen “el-ayak-ağız sendromu”nun bağışıklık sistemi zayıf çocuklarda daha ağır seyrettiğini bildirdi.

Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim ÜyesiProf. Dr. Ömer Cevit, genellikle virüslere veya gribal enfeksiyona bağlı olarak ortaya çıkan “el-ayak-ağız sendromu”nun, bağışıklık sistemi zayıfçocuklarda daha ağır seyrettiğini bildirdi.

Cevit, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “el-ayak-ağız sendromu” olarak adlandırılan hastalığın genelde üst solunum yolu enfeksiyonu bulgularıyla başladığını, bu belirtilere hafif öksürük, burun akıntısı, yutkunurken boğazda ağrı, dil, ağız ve yanaklarda lezyonlar (doku bozukluğu) ile ağız etrafında kırmızı benekli lezyonların eşlik ettiğini söyledi.

Ağız etrafındakilere benzer olarak el ve ayakta da lezyonlar görüldüğünü belirten Cevit, bu belirtiler görülen çocukların ateşinin yükselmemesi gerektiğini ifade etti.

Bu sendromun genelde küçük yaşlardaki çocuklarda sık görüldüğünü dile getiren Cevit, şunları kaydetti: “Okul öncesi, 3-6 yaş arasındaki çocuklarda sıklıkla görüyoruz çünkü bu çocuklar, ilk defa virüsle karşılaşıyor ve virüslere karşıduyarlı. Bu duyarlılıktan dolayı vücudun bağışıklık sistemi savunmaya geçinceye kadar hastalık da zaten geçiriliyor. Genel olarak ‘el-ayak-ağız sendromu’ geçiren çocukların yüzde 90’ında bir daha bu hastalık görülmüyor. Bir kez geçirildikten sonra bir daha bu sendrom aynı virüsle tekrarolmuyor. Özellikle savunma sistemi zayıf, kansızlığı ve demir eksikliği olan çocuklar bu hastalığı daha ağır geçiriyor.”

Prof. Dr. Cevit, genelde bu hastalığın kendiliğinden geçtiğini ve özel bir tedavisinin olmadığını belirterek, “İkinci bir bakteriyel enfeksiyon durumunda tedavi edilmesi gereken bir hastalık. Bunun dışında genellikle altta yatan bir savunma sistemi hastalığı yoksa, çocuğun ateşi yükseltilmez, doğal beslenmesi devam ettirilirse, ikinci bakteriyel enfeksiyonlar da engellenirse bu çocuklarda tedaviye gerek duyulmaz ve hastalık 7-10 gün içerisinde kendiliğinden geçebilir ama çok uzun sürerse ve çocuk ikinci enfeksiyon kapmışsa yatarak tedaviyi daha uygungörüyoruz” diye konuştu.

Hastalığın özellikle sonbaharda sık görüldüğünü aktaran Cevit, ailelerin çocuklarının el, ayak ve ağız temizliğine dikkat etmesi gerektiğini belirtti.

Toplu yaşam alanlarında bu hastalığın bulaşma riskinin fazla olduğuna dikkati çeken Cevit, “Bu rahatsızlığı geçiren hastalarla temastan kaçınılmalı. Solunum yoluyla da bulaştığı için hastanın bulunduğu ortamlar, sık sık havalandırılmalı. Güneş gören sınıflarda ve kreşlerde eğitimyapılmalıdır. Bu tedbirler, hastalık riskini azaltır” şeklinde konuştu.