Çocuklar gelin olmasın…

15 Aralık 2013

Radikal / 15.12.2013
MÜGE AKGÜN
[email protected]

“Kız çocuklarının liseyi bitirene kadar okuması sağlanmalıdır.” Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı’nın bu isteği çocuk gelinler sorununun ortadan kalkması için hayati önemde…

Tererai Trent, Zimbabwe’nin su ve elektriği olmayan küçük bir köyünde doğar. Okuma yazmayı daha beş yaşına gelmeden, okuyup aileye bakacağı için okula gitmesine izin verilen abisinin derslerini çalışarak öğrenir. İlkokula gitme yaşı geldiğinde babası “Nasılsa gelin olacaksın, okula gitmene gerek yok” der. Dört yıl boyunca abisinin ödevlerini yapar. Öğretmeni durumu anlayınca babasını çağırır ve Tererai’nin çok özel bir çocuk olduğunu anlatır ve kızını okula yollamaya ikna eder. Ancak Tererai 12 yaşına geldiğinde babası onu bir inek karşılığı evlendirir.

Tererai 18 yaşına geldiğinde dört çocuğu vardır ve kocasından okuma isteğini her dillendirdiğinde dayak yemektedir. Günün birinde köye gelen araştırmacı, köyün kadınlarını toplar ve gerçekleştirmek istedikleri en büyük hayallerini sorar. Tererai’nin cevabı üniversiteye gitmek, master ve doktora yapmaktır.

Aslında hayali zaman zaman köye gelen, gözlük takarak sorular soran, notlar alan kadınlar gibi önemli bir kadın olmaktır. Onların eğitimini öğrenince o da aynı yolları takip etmeye karar vermiştir. “Eğer peşinden giderseniz hayallerinizi gerçekleştirirsiniz” öğüdünü annesiyle paylaşır. Annesi de atalarının eski bir geleneğini hatırlatarak “Gerçekleştirmek istediklerini bir kağıda yaz ve toprağa göm, böylece asla unutmazsın” der.

Tererai’nin on yılını alır liseyi bitirmek. Çocuk sayısı bu arada beşe yükselmiştir ama üniversite hayali devam etmektedir. Oklahoma State University’ye kabul edilir. Kocasını ve beş çocuğunu yanına alarak Amerika’ya gider. Çalışmak, çocuklarını büyütüp okutmak ve doktorasını tamamlamak 20 yıl sürer. Bu yıllar içinde köyüyle bağını hiç koparmaz, her derecesini aldığında köyüne döner, gömdüğü kâğıdı çıkarıp bir çizik atar.

Artık Dr. Tererai Trent’tir. Annesinin bir zamanlar dediği gibi köyün kadınlarının kaderini değiştirirse o değiştirecektir. Tişörtler yapar. Ama sadece 10 tane satabilir, onları da arkadaşları alır.

Bu arada hikâyesi New York Times Magazin’de yer alınca yolu Oprah Winfrey ile kesişir. Oprah, Tererai’yi tüm zamanların en iyi konuğu ilan eder ve köyüne okul yaptırması için 1.5 milyon dolar bağışlar. Bu parayla Tinogona Vakfı kurulur. 9 okul açılır, dört bin öğrenciye eğitim verilir. Şimdi Tererai’nin danışmanlığında ve hükümetin desteğiyle, kırsal bölgelerde yeni devlet okulları açıyorlar…

Bu öyküyü Sabancı Vakfı’nın düzenlediği ‘İmkânsızı Zorlamak’ başlıklı filantropi seminerinde ağlayarak dinledim. Çünkü bu öykü aslında tek bir kadının değil dünyanın farklı köşelerinde özgürlük peşinde koşan, eğitim almak isteyen milyonlarca kadının öyküsü. Tek fark çoğunun sonu böyle bitmiyor…

Tererai’nin dediği gibi “Saygı için kimse boyun eğmemeli, bazen kısırdöngüyü kırmak için kültürün normlarına karşı çıkmak gerekiyor” Ama bir o kadar birilerinin el uzatması, yardım etmesi de gerekiyor.

O ŞANSLI DOĞANLARDAN

Seminerin bir konuğu daha vardı. ‘Girls not Brides/ Uluslararası Çocuk Gelinler Platformu Kurucu Başkanı Hollanda Prensesi Mabel van Orange. Aslında Mabel van Orange doğuştan prenses değil ve onun öyküsü de Tererai kadar olmasa da çok sıra dışı. Yedi ve sekiz yaşlarında iki kızı var. Bir dağ kazasında yaralanan ve bir yıldan fazla komada kalan eşini dört ay önce kaybetmiş. Hayatını anlamlı kılmak için üniversite yıllarında insan hakları odaklı sivil toplum örgütlerinde çalışmaya başlamış. Kraliyet ailesine gelin olması da bunu olumsuz etkilememiş. Bugün Avrupa Konseyi Dış İlişkiler Başkanı, İngiltere merkezli bir sivil toplum kuruluşu olan Crisis Action’ın yönetim kurulu, Global Witness’ın danışma kurulu ve The Elders’in danışma meclisi üyesi olarak çalışmalarını sürdürüyor.

“Sen bir prensessin neden böyle konularla ilgileniyorsun?” diye soranlara da cevap olarak aşağıdaki tabloyu anlatarak cevap veriyor:

Afrika ve Güney Asya ağırlıklı olmak üzere 54 ülkede her gün 18 yaş altında 14 milyon kız çocuğu 2 saniyede bir evlendiriliyor.

Türkiye’de 18 yaş altında evlenme oranı yüzde 28. Ve yasal evlenme yaşı 17.

15 yaşında bir çocuğun doğum yaparken ölme olasılığı 18 yaş üstüne oranla beş kat daha fazla.

18 yaş altı bir çocuğun doğurduğu bebeğin ilk yıl ölme olasılığı ise yetişkin bir kadına oranla yüzde 60 daha çok.

Dünyada 34, Afrika’da 24 milyon AIDS’li var. Bu sayının yüzde 60’ı kadınlar oluşturuyor. Yüzde 70’i de 18 yaş altı. Nedeni ise çocuk yaşta kendilerinden yaşlı erkeklerle evlendirilmeleri.

KIZ ÇOCUKLARA LİSE ZORUNLU OLMALI

Her zaman insana dair çalışmalar yapan Sabancı Vakfı, Filantropi/Hayırseverlik seminerlerini her yıl Dünya İnsan Hakları Günü haftasında yapıyor. Toplantıya hasta olduğu için katılamayan ama mesaj yollayan Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı’nın söylediği gibi sosyal değişim için kadınların liderliği çok önemli. Ekonomi, siyaset ve sivil toplum üçgeni kadınları desteklemeli. “Özellikle kız çocuklarının liseyi bitirene kadar okuması sağlanmalıdır. Ancak böyle olursa kendi geleceklerine dair sağlıklı karar verecek olgunlaşma hakkını tanıyabiliriz”. Güler Sabancı’nın bu cümleleri kadınların geleceği için hayati önemde. Hepimize büyük sorumluluk düşüyor. İlk adım da evlilik yaşının 18’e yükseltilmesi ve 18 yaş altına imam nikâhlı evliliklere de son verilmesi olmalı…