“Çocuk Mahpusları Dinlemediler”

8 Temmuz 2013

Bianet / 08.07.2013

BDP Mersin Milletvekili Kürkçü, Meclis İnsan Hakları Komisyonu Şakran Çocuk Cezaevi Raporu’na şerhinde, çocukların tecavüz, cinsel taciz, kötü muamele, ayrımcılık gibi şikayetlerinin yeterince araştırılmadığını belirtti.

Ankara – BİA Haber Merkezi

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun İzmir Çocuk ve Gençlik Ceza İnfaz Kurumu İnceleme Raporu’na itirazlarını belirtti.

Şakran’daki cezaeviyle ilgili rapora 10 sayfalık muhalefet şerhi sunan Kürkçü, “komisyonun çoğunluğunun, olumsuzlukları ifade eden çocukların değil de cezaevi yöneticileriyle aynı doğrultuda konuşturulan çocukların beyanlarını asıl kabul ettiklerini ve idareyi aklayan bir rapora imza attıklarını” belirtti.

Kürkçü, rapordaki “Komisyonumuz elde edilen bilgi ve bulgular ışığında, taciz ve tecavüz iddialarının tamamen asılsız olduğu kanaatine ulaşmıştır” ifadesinin gerçeği yansıtmadığını söyledi:

“Komisyon en büyük kaygısı ‘tecavüz iddialarının’ açığa çıkartılması olduğu halde, bu bakımdan bilgiye ulaşması en muhtemel ünite olan, ‘cinsel koğuş’ adı verilen ve genellikle cinsel saldırı iddialarıyla irtibatlandırılan kanunla ihtilafa düşmüş çocukların tutulduğu bölümü incelemek konusunda hiçbir irade ortaya koymadı. Bu bölümü ziyaret etmeksizin cezaevinden ayrıldılar ve cezaevi yöneticilerinin beyanlarıyla yetindiler.”

“İkincisi ve daha önemlisi, komisyona bir tecavüz vakasına bizzat tanık olduğu ve bunun için mahkemede tanıklık yapmakta olduğunu söyleyen B.Ç. adlı çocuğu dinlemeye ilgi göstermedi.”
Kürkçü, raporda, çocukların dile getirdiği personelin ırkçı ve ayrımcı davranışlarının da hak ettiği önemde yer almadığına dikkat çekti.

“Kürt çocuklar personel arasında yakınları Güneydoğu’daki çatışmalarda zarar görenlerin kendilerine karşı düşmanlık güttüklerini, kendilerine ‘terör’, ‘terörist’ gibi sıfatlarla seslenilmesinden duydukları rahatsızlığı, Kürtçe şarkı ve türkü söylemelerine şiddetle müdahale edildiğini açıkça beyan ettiler.”

Dayak, hakaret, hücre cezası

Ertuğrul Kürkçü, kendisinin 28 Mayıs’ta cezaevinin B-4, B-9, B-10 ve B-11 koğuşlarını ziyaret ettiğini ve burada baş başa görüştüğü 26 çocuğun dile getirdiği şikayetleri de şöyle sıraladı:

* İnfaz Koruma memurlarınca, yumruk, tekme ve tokatla dövülme, dayak.
* Cezaevi müdürü ve ikinci müdürlerince, idarenin kameralarla izlenmeyen bölümlerinde, yumruk ve tekme ile dövülme, plastik boru ve hortumlarla falaka ve dayak.
* Cezaevinin dış korumasından sorumlu Jandarmanın mahkeme ve hastane gidiş gelişlerinde kollarını bükerek, postallarla tekmeleyerek, yere yatırıp kafa ve yüzlerine postallarla yaptığı eziyet.
* Gardiyanlar, müdür ve ikinci müdürlerince tutuklu ve hükümlü çocuklara, küçültücü ve aşağılayıcı biçimde hitap edilmesi; bu onur kırıcı muamelelere her itirazın şiddetle karşılık görmesi.
* Cam ya da demirbaşların bilerek ya da istem dışı bir biçimde zarar gördüğüne bakılmaksızın bu durumlarda hücre cezasına çarptırılmanın yanı sıra, bu zarar ziyanın çocukların emanetteki harçlıklarından kesilerek para cezasına da çarptırılmaları.
* Keyfi hücre (müşahade) cezalarıyla 5 günden 55 güne kadar kapalı yerde tutulma.
* “Mavi oda” adı verilen ve çocukların kendilerine zarar vermelerini önlemeye yönelik olarak düzenlendiği söylenen yumuşak malzemeyle kaplanmış taban ve duvarları olan odanın eziyet mahalli olarak kullanılması. Plastik kelepçelerle elleri bağlanan çocukların burada dayak ve eziyete maruz kalmaları.
* Kürtçe şarkı ve türkü söylediklerinde infaz koruma memurlarınca “terör sloganı” attıkları iddiasıyla toplu saldırılara uğramaları.
* Okumak istedikleri gazetelerin kendilerine verilmemesi.
* Dilekçe ve suç duyurularının yazıldıkları makam ve kişilere ulaştırılmaması.

“Çocuklar cinsel taciz ve tecavüze şahsen maruz kalmadıklarını ancak ‘Suriyeli’ takma adıyla bilinen bir çocuğun tecavüze uğradığını duyduklarını söylediler. Ayrıca; zaman zaman ‘cinsel koğuş’ denilen daha çok cinsel saldırı suçlamasıyla cezaevine konulmuş çocukların tutulduğu koğuşa gönderilmekle tehdit edildiklerini bildirdiler.”

Kürkçü, bu ihlallerle ilgili olarak Adalet Bakanlığı’nın derhal harekete geçerek idari ve adli soruşturmaların başlatılması ve cezaevlerinde çocukların uluslararası anlaşmalara ve çocuk haklarına uygun bir biçimde tutulmalarını sağlamak için üzerine düşeni yapması gerektiğini söyledi. (AS)