Çocuk katılımları

22 Kasım 2011

 

Radikal / 22.11.2011

 

0-18 Çocuk Hakları Ulusal İletişim Ağı Medya Grubu, BM’nin Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’ndeki ‘çocuğun katılım kavramı’nı tanımladı.

 

Her yıl Dünya Çocuk Günü veya Çocuk Bayramı gibi günlerde üzerinde durulması gereken en önemli nokta, ‘çocuk’la ilgili kavramların tam anlaşılamamasıdır. Çok yönlü olarak tanımlanabilen bu kavramların çoğu kez yanlış yorumlanması, bu konuda bir anlam mutabakatı sağlanması gerekliliğini ortaya koyuyor. 0-18 Çocuk Hakları Ulusal İletişim Ağı Medya Grubu, 22. yılında Birleşmiş Milletler’in Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nin temel prensiplerinden ‘çocuğun katılımı kavramı’nı tanımladı.

Toplumsal bakış
Sevgi Özkan (Sosyolog)
Yetişkin-çocuk birlikteliğinin temel kavramlarından olan çocuk katılımının, çocuk kullanımı ile arasındaki farkın iyi kavranması önemlidir. Yaşamın her alanında var olan çocukların bireysel varoluş hakkından doğan bu kavram, farklı anlamlandırma ve uygulamalarla şekillenip tartışılırken algılanma ve uygulama yanlışları üzerinden ne anlama geldiğinden daha çok, ne anlama gelmediği gösterilerek ortak algı sağlanmalıdır.
Çocuk hakları doğrultusunda çocuk üzerinden geliştirilen kavramları bireyler kendi bilinç altyapıları ve düzeyleri kadar algıladıklarından, ortak anlamlandırılması da genel olarak toplumun bu konudaki algı seviyesini gösteriyor. Genellikle büyüklerin ezberlettiği ve anlamını içselleştirmedikleri fikirsel ve duygusal çocuk tepkilerinin çocuk katılımı sanılması, üzerinde neden durulması gerektiğini de göstermektedir. Toplumdaki politik uygulama ve uyaranların etkileşimiyle duydukları ve okuduklarını tekrar dile getirebilmeleri, çocuk katılımı anlamına gelmediği gibi duyduklarını ve öğretilenleri bilinç düzeyinde kavramadan bilmişçe tekrarlamalarına bu anlamın yüklenmesi de kavramın asıl karşılığını yansıtmıyor. Öğretilenlerin çocuklarca anlamını içselleştirmeden tekrarlanmasını bu davranışların gerçek etkisini göz ardı ederek marifet sayanlar, çocuğun kendi gerçeği hesaba katılmadan birtakım alanlara katılmasını da çocuk katılımı sayabiliyorlar.
Bu nedenle medyadan yansıyan Çocuk Bayramı kutlamalarında Atatürk heykeline kendiliğinden tırmanıp öpen çocuk görüntüsü, devlet adamlarının koltuğuna oturtulup konuşturulan çocuk görüntülerine göre gerçek çocuk katılımını yansıtmaktadır.

Çocuk gerçekliği 
Necdet Neydim (Öğretim Üyesi)
Katılım, kişiyi doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilendiren bir konuda, düşüncesiyle veya eylemiyle durumu olumlu ya da olumsuz değerlendirmek, sorgulamak, gerekirse değişmesi konusunda katkı sunmak amacıyla ortaya konan eylemdir. Katılım eylemi, sosyal ve demokratik toplum, grup, aile, okul, sokak, mahalle, kent, ülke hatta dünya ölçeğinde oluşturulmakta olan ya da oluşturulacak olan, yaşanmakta olan ya da yaşanması muhtemel durumlarda o topluma ait bireyin (özelinde çocuk) -kendi gerçekliği içinde- tüm bunlarla ilgili var olan veya oldurulması için olanak sağlanan düşüncelerini sözlü ya da eylemli paylaşımı gerektiğinde ortaya çıkar. Katılım, kişinin toplumsallaşması, birey olması ve ait olduğu toplumla özdeşim kurabilmesinin yanında (kendine ve başkalarına) yararlılık duygusunun ve bilincinin gelişmesini sağlar.
Çocuk gerçekliği, çocuğun salt ve mutlak kendi yaşının gerçekliği içinde kabul ve eşit tanımlanmasına ve de kabulüne dayanır. Bir çocuğa kendi yaşının gerçekliği üstünde bir düşünsel ve eylemsel beceri atfetmek, onu yaşının ötesine taşımak ve yaşamaya hakkı olan bir dönemi yaşamasına engel koymak demektir. Bunu çocuğa değer vermek olarak tanımlayamayacağımız gibi, çocuk gerçekliğini kabulün çok dışında bir davranışta bulunduğumuz gerçeğini de ortaya koyar.

Hukuksal zemin
Nilüfer Balta (Avukat)
Neden bizim çocuklarımız tatil beldelerinde yabancı turistlerin çocukları gibi sakin ve huzurlu oynamazlar, illa ki şirretlik yaparlar, çığlık çığlığa bağırır veya ağlarlar? Cevap, “Sus küçüğün söz büyüğün” özdeyişimizde mevcut. Çocuklar, kendilerini dinlemeyen ebeveynleri ile bir şekilde iletişim kurmak, onlara seslerini duyurabilmek için böyle çarelere başvuruyorlar. Aslında bilmeden de olsa “Dinlenmeyen toplumlarda ses yükselir” deyişini haklı çıkarıyorlar. Bu bakış açısı, ana babanın çocukla ilişkilerinin düzenlendiği hukuk sistemimize de yansımıştır. Uygulamada velayet, ataerkil bir hak olarak görülmekte ve çocuk hastanelik olana kadar dövülmediği sürece, velayet hakkının ana babanın ellerinden alınmaması gerektiğine hükmedilmektedir.
Medeni Kanunumuza göre, çocuğun ana babanın sözünü dinleme yükümlülüğü vardır (Türk Medeni Kanunu m. 339/2). Ana babaya ise, önemli konularda -o da çocuk, yeterli olgunluğa eriştiği bir yaştaysa- çocuğun düşüncesini göz önünde tutması tavsiye edilmiştir (Türk Medeni Kanunu m. 339/3). Nedir bu önemli konular? Örneğin, 17 yaşında üniversite sınavına gireceği ve gelecekteki mesleğini seçeceği zaman ya da çocuğunuzun evlenmesi söz konusuysa, ailenin çocuğunun isteklerini göz önünde tutması gerektiği söylenmekte. Nasreddin Hoca’nın eşeğinin tam açlığa alıştığında ölmesi misali, çocukluk bittiğinde… “Ne çabuk büyüdü” dediğinizde, artık belki de hayatı, olayları karşılıklı konuşup paylaşacak zaman ve zemin bulamadığınızda…

Çocuklar nasıl katılmalı?
Tanzer Gezer (İşletmeci)
Yaşama, gelişme, korunma ve katılım, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin temel prensipleridir. Yaşama, gelişme ve korunma hakları dünyada yaygın biçimde işlenmekteyken, çocuğun katılım hakkına gereken önem verilememiştir. Sözleşmeyi bilen kesim içerisinde bile çocuğun katılımının ne anlama geldiğini bilmeyenler mevcuttur. Çocuğun katılımı basit anlamda, ‘çocukla ilgili her türlü konuda alınacak kararlarda çocuğun görüşünün de alınması’ olarak tariflenmektedir. Kavram, bundan çok daha kapsamlıdır ve bu şekilde tariflenmiş olması uygulamada birçok sakıncayı beraberinde getirdiğinden çocuğun katılımı başarılamamıştır. Uygulamada çocuğun kendi yüksek yararı hakkında inisiyatif sahibi olacak kadar olgunlaşıp olgunlaşmadığı, hep soru işareti olarak kalmaktadır. Çocuğun yüksek yararı ilkesi, çoğu yerde çocuğun katılım hakkına muhalefet edecek şekilde kullanılmaktadır. Tanımda eksik kalan, çocuğun kendisini ilgilendiren konularda bilgilendirilmiş ve kendisini ifade etme becerilerinin kazandırılmış olmasının gerekliliğidir. Burada yetişkinlerin, özellikle çocukla ilgili çalışan uzmanların da çocuğun katılımı üzerine bilgilendirilmiş olmalarına dikkat edilmelidir.
Bir diğer önemli husus ise çocuğun kendisiyle ilgili alınan kendi oluru dışındaki kararlarda, ikna edilmesidir. Böylece çocuğun kararın uygulanmasındaki rolü işlevsel kılınabilir.

Çocuğun katılım hakkını bildiren maddeler:
Madde 2 – Ayrım gözetmeme
Madde 3 – Çocuğun yüksek yararı
Madde 7 – İsim ve vatandaşlık
Madde 12 – Çocuğun görüşlerine saygı
Madde 13 – Çocuğun ifade özgürlüğü
Madde 14 – Düşünce, vicdan, din özgürlüğü
Madde 15 – Dernek kurma özgürlüğü
Madde 16 – Özel hayatın korunması
Madde 17 – Doğru bilgiye ulaşım
Madde 31 – Boş zamanı değerlendirme, eğlence ve kültürel etkinlikler
Madde 42 – Sözleşme hakkında bilgilenme