Çocuk istismarında adam adama markaj

23 Nisan 2013

 

Milliyet / 23.04.2013

 

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, “Risk faktörünü tespit edip, ‘Bu ailede kalması zarar verecek’ deyip ele alıp gerektiğinde çocuğu aileden ayırmak gerekiyor. Adam adama markaj gerekiyor. Bunun için de toplumun bütün sinir uçlarına, kılcal damarlarına girecek altyapıyı oluşturmanız gerekiyor. TÜBİTAK’ın 40 mühendisi bize çalışıyor” dedi.

 

N.Ç. olayıyla gündemimizin ilk sıralarına tırmanan, yakın zamanda Gölcük ve son olarak Zonguldak’taki vakalarla yeniden vicdanları kanatan çocuk istismarı bir 23 Nisan’da daha yeniden gündemde.
Gölcük’te, 13 yaşındaki kız çocuğuna toplu cinsel istismarda, mahkeme 21 kişiyi serbest bırakabilmişti. Üstelik istismarcıların bir kısmı kamu görevlisiydi.
Zonguldak’ta ise bir erkek çocuğa iki yıl boyunca para karşılığı cinsel istismarda bulunan 12 kişiye ilişkin dava henüz açılmadı. Arananlar var, soruşturma sürüyor.
Bugün, iki çocuğumuzun da 23 Nisan’ı.
Bu nedenle dün Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’in kapısını çaldık. Bakanlığın, çocuk merkezli politikalarını ve çalışmalarını dinledik. Şahin’in değerlendirmeleri şöyle:

İKİ KATI CEZA
“Çocuk hakları konusunda tarafız. İhmal, istismar konusunda Adalet Bakanlığı ile birlikte çalıştığımız paket tamamlandı. Bugün-yarın Bakanlar Kurulu’na sevk edilecek. Hem ihmali, istismarı önleyecek TCK’daki değişiklikler bağlamında cezaların çok daha artırılacağı düzenlemeler var hem de bu davaların uzamasını ortadan kaldıracak düzenlemeler var. Toplu taciz, tecavüz olaylarında “çocuğun ruh sağlığı bozulmuş mudur, bozulmamış mıdır” diye sorulan garip soruyu kaldırıyoruz. (ruh sağlığının bozulduğu değerlendirmesine göre ceza verilecek.) İstismara uğrayan çocukların yaşları düştükçe cezaların daha da artırılması sağlanacak. TCK’nın 101 ve 102. maddeleri ile ilgili düzenlemeler. Kamu görevlilerinde ceza, iki katına artırılacak. Bir kamu görevlisinin bunu yapması affedilir bir şey değil. Meclis’e gelecek sıradaki paket bu.

BİR KEZ ANLATACAK
Çocuk İzleme Merkezleri yoğun olarak devrede. Çocuk başına gelen olayı her defasında gidip ayrı ayrı anlatıyordu. Şimdi artık aynalı odada çocuk bir defa anlatıyor, bütün muhataplar aynı anda dinliyor. Ankara’daki bu pilot sistemin 29 ilde başlatılması için Sağlık Bakanlığı çalışmasını yürütüyor.
42 bin çocuğa ekonomik ve sosyal destek veriyoruz. Çocuk ve gençlik merkezlerimizde risk grubu oluşturan, parçalanmış ailelerin çocukları, okulu terk eden çocuklar takip ediliyor. Yalnızca ekonomik destek sorunu çözmüyor. Çünkü çocuk kendi bedeni ile ilgili istismarı anlayamayacak durumda oluyor. Biz yeniden yapılanma sisteminde şu anda 19 milyon kişinin ekonomik ve sosyal analizini yapıyoruz.

KORUYUCU HEKİMLİK
Esas olan, olay olmadan önce sistemi kontrol altına alabilmek. Aile destek uzmanlığı sistemimiz devrede. Bu aslında koruyucu hekimlik gibi. Nasıl hastalık olmadan “şunu şunu yapmazsanız şu hastalığa yakalanmazsınız” deniliyor. Uzmanlarımızla, o ailenin riskine bakıp olay olmadan alınacak tedbirlerle kontrol edilecek bir hizmet anlayışını geliştirmeye çalışıyoruz. Her türlü risk faktörünü kriter olarak alıyoruz. Babanın alkolüyle mücadele etmeden ya da zihinsel özürlü anneyi tedavi etmeden ekonomik destek verdiğiniz zaman çocuğun mağduriyetini engelleyemiyorsunuz. Bizim buradaki en büyük ortaklarımız öğretmenler ve aile hekimleri.

TÜBİTAK ÇALIŞIYOR
Koruyucu tedbirlerle ilgili bizim en önemli çalışmalarımızdan biri TÜBİTAK’la beraber ÇETUS dediğimiz çocuğun riskini ölçen çalışma. İki olayda da (Gölcük ve Zonguldak) aileleri incelediğimiz zaman bugün olmasa bile yarın olabilme riski yüksek olan aileler. Biz şimdi onu çalışmaya başladık. Risk faktörünü tespit edip, “çocuğun bu ailede kalması çocuğa zarar verecek” deyip baştan kontrolü ele alıp gerektiğinde çocuğu aileden ayırmak gerekiyor. Bizim olaylarda genellediğiniz zaman çözemiyorsunuz. Adam adama markaj gerekiyor. Bunun için de toplumun bütün sinir uçlarına, kılcal damarlarına girecek altyapıyı oluşturmanız gerekiyor. TÜBİTAK’ın şu an 40 mühendisi bize çalışıyor.

Bakan Şahin, Serpil Çevikcan’a, hazırladıkları paketin tamamlandığını söyledi.

HÂKİM BAKIŞI DEĞİŞTİ
(Gölcük’te istismarcıların serbest bırakılmasına itiraz etmiştiniz. Yargının yaklaşımı ve kararları da önemli değil mi?)
Bakın o kadar önemli bir değişim var ki. Bizim davalarla ilgili süreçte daha önce bizim müdahilliğimiz yoktu. Şimdi artık Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ailenin yanında yer alıyor. Biz müdahil olmaya başladıktan sonra sonuçlar değişti. Çünkü çocuğun yanında güçlü bir temsilci olduğu zaman her şey değişiyor. Eskiye göre çok daha güçlü kararlar aldırmayı başardık biz. Gölcük’teki itirazımın yanıtını bugün-yarın alacağız. Bakanlık, çocuğun yanında olunca yargıdaki kararlar da daha güçlü oluyor. Hakim bakışı daha farklı oluyor. Mesele bunu yapana karşı tek vücut olabilmek. Yargı eskiye göre çocuğun daha çok yanında. Aile mahkemesi hakimleri evli ve çocuklu hakimler. Bu empati o kadar önemli ki. Bu konudaki zihniyet değişimi de önemli. Yargı, idare, toplum; takım ruhuyla çalışmalıyız.

PSİKOLOJİLERİ KÖTÜ
Zonguldak’taki olayda baba alkol alıyor. Çocuğun hafif mental olduğu yönünde bir durum var. Davaya müdahil olarak katılmak için talebimizi ilettik. Yapısal dönüşümleri başardığımız zaman işte bu tür vakaları olmadan önleyeceğiz. Gölcük ve Zonguldak’taki iki çocuk da korumamız altında. Psikolojileri iyi değil. Birinin okulunu, belki şehrini değiştireceğiz.

BİREYSELLİK ARTTI
(Art arda istismar haberleri geliyor. Toplumsal bir sorunumuz mu var?)
En büyük sorun; bireysellik arttıkça insan komşusundan, akrabasından kendi kendini soyutluyor. Çekirdek aileler ve bireysellik arttıkça toplumdaki bu vicdanımızı kanatan olaylar daha çoğalmaya başlıyor. Birbirimizden uzaklaşıyoruz. Bu işin kontrolü bir bakanlığın yapacağı işten çok daha geniş. 75 milyon bunu kontrol etmeli. “Bana değmeyen yılan bin yaşasın” anlayışı hakim olursa yarın o çocuğun yaptığı bir olayın senin kendi evladını olumsuz etkileme ihtimali o kadar yüksek ki. Biz, bireysel şikayetinden daha çok çocuk meselesinin bir kamu davasına dönüşmesini istiyoruz.

PANİK BUTONU BAŞARILI
10 gün önce Finlandiya’daydım. Finlandiya bu meselelerin yıllardır hukuki altyapısını düzenlemiş ve kurumsal kapasitesi çok yüksek bir ülke. Ve 5 milyonluk Finlandiya’da yılda 29 kadın cinayeti işleniyor. (Bizde yılda 155 s.ç.) Baktığınız zaman parlamentosunun ve kabinenin yarısı kadın. Yani tek başına hukuk, ekonomi düzeltemeyebiliyor. Finlandiya için en büyük neden alkol, uyuşturucu dediler. Bizdeki verilere baktığımız zaman da alkol öne çıkıyor. Silahsızlanma da önemli. Panik butonu uygulaması şu ana kadar çok başarılı. Buradaki temel nokta psikolojik. Kadın kendini daha güvende hissediyor. Erkek de kadının takip edildiğini bilip daha caydırıcı olarak görüyor.

BABALARA MÜJDE
(Ayrı yaşadığı eşinin çocuğunu göstermediği babalar isyanda. Bunlara dönük bir düzenleme yapılıyor mu?)
Velayet-vesayet hakkı. Adalet Bakanlığı’nın paketinin içinde var. Bir kadın olarak şunu söylüyorum: Bunu bir kadın da yapıyorsa çok yanlıştır. Çocuğun üzerinde ana hakkı varsa baba hakkı da var. Babaların çocukları üzerindeki haklarına ilişkin sistemi kolaylaştırıyoruz. Babalar her çocuk görmeye ciddi bir para ödemek zorunda da da kalıyorlar. Bu da kabul edilebilecek bir şey değil. Aylarca çocuğunu görmeye çalışıp göremeyen babalar var. Adil değil. Çocuğu diğer tarafa göstermeyen kişiye hapis cezası var. Fakat bu hapis cezası çocuğu gösterdiği anda kalktığı için hapse gireceği anda çocuğu gösterip cezadan kurtulmuş oluyor. Bu suiistimali önleyecek bir düzenleme yapılıyor.

YARAMAZ DEĞİLDİM
Yaramaz bir çocuk değildim. Ben ailenin ilk çocuğuydum. Ailenin ilk çocukları her zaman sorumluluk sahibi oluyor. Biz 3 kardeşiz. Her zaman yaşımdan çok daha sorumlu bir çocuk oldum. Hep ablalık yaptım. Ailemi hiç üzmedim, ailem de beni hiç üzmedi. Şu anda o çocukluktan gelen hassasiyeti bu bakanlıkta bütün yüreğimde hissediyorum.

 

KAFELERE DÜZEN

 

(İnternet, sanal alem çok büyük tuzaklarla dolu. Bununla ilgili yeni önemler alıyor muzunuz?)
İçişleri ve Ulaştırma Bakanlığı ile çocuklarımızı koruyacak tedbirler konusunda çalışıyoruz. Bir paket hazırladık. Öncelikle ağı kontrol altına almak gerekiyor. Ondan sonra çocuğu, internet kafeyi işleteni ve aileyi. Artık oturma odasına internetle birlikte dünyanın nimeti de külfeti de giriyor. Anneler, babalar iş işten geçtikten sonra inanamıyor, konduramıyor. Uyuşturucuda da alkolde de taciz tecavüzde de karşılaştığımız durumlar böyle.

 

FEODAL YAPI ZAYIFLADI

 

(Çocuk gelinler meselesinde aşama kaydediliyor mu?)
Bizde 16 yaşın altında evlenmesi mümkün değil. Enteresan olan 16 yaşın altında olan çocuklar evlendirilirken özellikle Güneydoğu bağlamında gizli yapılmıyor, düğünle dernekle yapılıyor. Ne zamanki bebeği olacak, evlilik cüzdanı yok, baba tecavüzcü muamelesi görüyor, kız annesinin evine gönderiliyor. Şu anda Sabancı Vakfı ile beraber çalışıyoruz. En büyük sorun zihniyet. Fakat sevindirici bir şey var. Yüzde 98,5 temel eğitimde kızların ve erkeklerin fırsat eşitliğini yakaladık. Ortaöğretimde bunda yüzde 11 artış oldu, yüzde 56’den 67’ye çıktık, kızlarımızda. Örgün eğitim kız çocuğu birey yapıyor. 18 yaş altı evliliklerde yüzde 9’a düştük. Kızların üniversiteye gitme oranı yüzde 19’dan 45’e yükseldi. Kızları bu süreçte ne kadar çok tutarsanız ne çocuk gelin oluyor ne başka bir şey. Aslında feodal yapı da eskiye göre çok zayıfladı. Bilim ve teknoloji çağı o yapıyı ciddi manada azaltıyor.