ÇOCUK İNTİHARLARINA VE İSTİSMARLARINA DUR DE! SUÇA ORTAK OLMA!

10 Şubat 2014

BASIN VE KAMUOYUNA

 

ÇOCUK İNTİHARLARINA VE İSTİSMARLARINA  DUR DE! SUÇA ORTAK OLMA!

Muş’un Hasköy ilçesi Azıklı köyünde 2 Şubat günü 15 yaşındaki Cansel Öner adlı kız çocuğu, korucu babasının silahından çıkan mermi ile yaşamını yitirdi. Yapmış olduğumuz görüşmeler sonucunda, Cansel Öner’in  bir yıl önce babası tarafından okuldan zorla alınmış olduğu, evlenmesi için aile tarafından bir baskının da söz konusu olduğu köylüler tarafından da ifade edildi.

Türkiye’de günde üç kadın erkekler tarafından öldürülüyor, yüzlerce kadın ve kız çocuğu intihara zorlanıyor. Bu cinayetleri besleyen birçok toplumsal olgu mevcut. Öldürülen kadınların ve kız çocuklarının sayısı gün geçtikçe artıyor.  Dolayısıyla insanların aslında toplumsal birçok nedeni olan bu olaylar karşısındaki tutumları normalleşmeye başlıyor. Yapılan bu kıyımların Türkiye’deki yargı sisteminin kadınlar lehine işlememesi, suçun cezasız kalması ve herhangi bir yaptırımın olmaması, iyi niyet indirimlerinin olması bu cinayetleri besleyen bir noktada duruyor.

 

Maalesef ki Muş gibi toplumsal baskının çok yoğun olduğu şehirlerde, kadınların ve kız çocuklarının başta yaşam hakları olmak üzere pek çok hak ihlalleri ile karşı karşıya oldukları su götürmez bir gerçek. Bu intihar girişimlerinin altında geleneksel, toplumsal pek çok neden yatıyor. Bunlardan biri de ailelerin kız çocuklarının gerekli tüm intihar koşullarını hazırlamaları ve son kertede çocuğa intihar etmeyi dayatmasını ve bunu töreler, din, namus adına yapıyorlar. Böylece kız çocuğunun bunu kendi iradesiyle yaptığı mesajını gerek toplumsal çevresine gerekse de yetkili mercilere bu şekilde yansıtılıyor.

Son dönemlerde işlenen çocuk cinayetleri ve gerçekleşen çocuk intiharları bizlere 90’larda Doğu Anadolu Bölgesi’nde çok yoğun yaşanan kadın intiharlarını anımsattı. Geçen bunca yıla rağmen bu konuda bilhassa devlet tarafından ciddi somut adımların atılmaması bir yol kat edilmediğini gösteriyor. Kadınların ve kız çocuklarının namus ve töre adına intihara zorlandığı veya katledildiği geleneksel bir yapının toplum tarafından kabul görmesi ve buna karşı hem toplum tarafından hem de devlet tarafından tedbirlerin alınmaması bu cinayetleri ve intiharları çoğaltıyor.

Cansel’in olayında olduğu gibi kız çocukları isteği dışında okuldan alınıyor, ya evlendiriliyor ya da evde, tarlada, ahırda çalıştırılıyor.

Artık yeter;

Biz artık Kader’lerin, Cansel’rin ölümlerinin, hak ihlallerinin incelenmesi, araştırılması ve cezalandırılmasını istiyoruz.

Türkiye’de her üç evlilikten biri çocuk evliliği. Erken yaşta evlilikler insan haklarının kullanılmasını engelleyen, kadının statüsünü düşüren ve çocukların başta eğitim olmak üzere bir çok temel haklarını ellerinden alan bir sorundur. Bu evlilikler toplumsal cinsiyet eşitliğini hedefleyen Türkiye’de mutlaka mücadele edilmesi gereken önemli bir sorundur.

 

Bu soruna kökten çözüm bulunması için Sosyal Politikalar, Milli Eğitim, Diyanet, iç İşleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, ilgili Sivil toplum Örgütleri  gibi ilgililerin bir araya gelerek ulusal bir eylem planı çıkarması ve uygulaması gerekiyor.

Resmi kurum çalışanlarının haberdar oldukları çocuk evliliklerini şikayet etmemelerinin Kabahatler Kanunu’nda yaptırım uygulanması gerekiyor.

Yerel yönetimler çocuk yaşta evliliklerin halk sağlığı açısından zararlarını ve hukuken de suç olduğu bilgisini il ve ilçelerde yaygınlaştırmalı.

Milli eğitim bakanının geçen yıl yaptığı açıklamada ortaokuldan sonra örgün eğitimi bırakan öğrencilerin sayısını 136 bin olduğunu söyledi.

Okuldan alınan kız çocuklarının takip edilmesi ve okula yeniden kazandırılmaları için Milli Eğitim’in özel bir sistem oluşturması gerekiyor.

 

Muş Kadın Çatısı Derneği