Çocuk gelinlerin feryadı Meclis’te yükseldi

27 Ekim 2011

Evrensel Gazetesi / 27.10.2011

Kafamı duvara vura vura evlendirdiler beni”, “60 yaşında bir adam nerede, 14 yaşında bir kız nerede”, “13 yaşında, herkes okula giderken ben de 30 yaşında bir adamla evlendirildim. Hiç görmedim, hiç tanımadım, sadece babamın arkadaşının oğlu olduğu için beni evlendirdiler. Gittiğim şahsı gördüğüm zaman sanki benim babam. Hiçbir gün onun yanına yaklaşamıyordum, gece olduğu zaman çok korkuyordum, odasına bile giremiyordum. Her zaman baba gözüyle baktım ona, hâlâ da o psikolojimi üstümden atamıyorum”, “15 yaşında evlendim, korkunç bir şey…” Bu ifadeler Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği’nin “Çocuk Gelinler” projesi kapmasında çığlıkları Meclis’e yansıyan feryatlarından bir kısmı.

Uçan Süpürge’nin Sabancı Vakfı’nın da desteğiyle 18 aydır sürdürdüğü Çocuk Gelinler Projesi’nin kapanış oturumu Meclis’te grup toplantı salonunda gerçekleştirildi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Meclis Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun da destek verdiği etkinliğe katılım oldukça yüksekti.

ÇOCUK GELİN İNSAN HAKKI İHLALİ

Uçan Süpürge Yönetim Kurulu Başkanı Halime Güler, çocuk yaşta evlendirilen çocukların feryatlarından alıntılar yaparak, vehameti “60 yaşında bir adam nerede, 14 yaşında bir kız nerede” sözüyle özetledi. 18 ay boyunca 54 ilde çalışmalar yürüttükleri çalışmalardan, kadınlarla yaptıkları toplantılardan izlenimlerini paylaşan Halime Güler, “Çocuk gelinler olsun istemiyoruz. Bunun ömür boyu izini taşıyacağız” dedi. Çocuk yaşta evliliğin gerçekten bir insan hakkı ihlali olduğunun altını çizen Güler, destek istedi.

HAKLARI ÇALINAN ÇOCUKLAR

Afyonkarahisar’dan, Kırıkkale’den Van’dan Diyarbakır’dan ve Tekirdağ’dan çocuk gelinlerin acı öykülerinden örnekler veren Uçan Süpürge Koordinatörü Selen Doğan da “Başkasının acılarına bakmayı” öğrendiklerini söyledi. Çocukken gelin edilen, hakları çalınan bu çocukların çok yakınlarında, hemen yanlarında olduğunu, ancak ilk kez görüldüklerini belirterek, çalışmalarının önemine vurgu yaptı. 14 yaşında, 14 bin lira başlık için 70 yaşında biri ile evlendirilen çocuğa dikkat çekerek, “O çocuğun hayatına biçilen değer 14 bin lira idi” diyen Selen Doğan, çocuk yaşta evlendirilmeyi, “Hiç de doğal olmayan bir afet” olarak değerlendirdi.

YAŞ YÜKSELDİ AMA ÇOCUK GELİNLER HALA VAR

ODTÜ Sosyoloji Bölümü ve Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Yıldız Ecevit de 54 ilde sürdürülen proje kapsamında yaptıkları araştırma sonuçlarına ilişkin bilgi verdi. Dünyada kabul edilen erken evlilik tanımında yaşın 18 olduğunu ve kendilerinin de böyle kabul ettiklerini belirten Ecevit, 18 yaşın altında evliliklerin “erken evlilik” olduğunu dile getirdi. Bu konunun tüm dünyada sorun olduğu, Nikaragua’da yüzde 63, Hindistan’da yüzde 71, Etyopya yüzde 80 ve Afrika’da yüzde 83 olduğuna ilişkin bilgi veren Ecevit, evrensel sorunla mücadelenin de evrensel olması gerektiğini söyledi.

Türkiye’de ortalama evlilik yaşının yükseldiğini, bunun da sevindirici olduğunu belirten Yıldız Ecevit, 2001 yılında 25,5 olan evlilik yaşı ortalamasının, 2011’de 26,7’ye yükselmesini sevindirici olarak değerlendirdi. Buna rağmen 18 yaşından küçük evlenen kadınların 3 milyon 863 bin 732 sayısıyla yüzde 28.2’lik bir dilimi oluşturduklarını da belirten Ecevit, bunun bölgelere göre değiştiğinin de altını çizdi.

4 MİLYONA YAKIN ÇOCUK GELİN

Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etüdleri Enstitüsü Nüfus Sağlık Araştırması’na değinen Ecevit, buna göre 18 yaşından küçük evli kadın sayısı 3 milyon 863 bin 732 (yüzde 28.2), 18 yaşındaki evlilik sayısının da 1 milyon 575 bin 635 olduğunu dile getirdi.

Evlilik yaşının yükselmesine rağmen Hacettepe Üniversitesi’nin 2008 araştırmasına göre, Orta Anadolu’da yüzde 38, Kuzey Doğu Anadolu’da yüzde 40, Güney Doğdu Anadolu’da yüzde 41, Orta Doğu Anadolu’da yüzde 42, Batı Marmara’da bile yüzde 20 olduğuna dikkat çeken Ecevit, küçük yaşta evliliklerin, “toplumsal cinsiyet eşitsizliğini pekiştirdiğini, kadınların toplumsal statülerini düşürdüğünü, eğitimden yoksun bıraktığını, kadınların doğumlardan dolayı hasta olduğunu, cinsel istismar ve cinsel hastalıklara daha yatkınlık” gibi sonuçları beraberinde getirdiğini söyledi. Ecevit, sunumunu “Çocuk gelinlerin ve çocuk annelerin olmadığı bir dünya dileği” bitirdi.
Meclis Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyon üye ve başkanının da konuştuğu etkinlikte Bakan Fatma Şahin, salona vurgu yaparak, “burada ülkenin aklını, vicdanını, kadın-erkek farklı renklerini sorunun nasıl çözüleceği için görmekten” memnun olduğunu söyledi.

Projeye başından beri destek veren sanatçı Burhan Şeşen, TRT Cocuk Korosu’ndan üç çocuk ile, projeye katkı için, genç yaşında kaybettiği oğlu Serhan anısına yazdığı “Lütfen sesimizi duyar mısınız” adlı parçasını okudu.

ÜÇ COCUK TARTIŞMASI

Toplantıda “Üç çocuk yapın” tartışması yaşandı. CHP Ankara Milletvekili Gülsün Bilgehan, Başbakanın “3 çocuk yapın” sözlerini hatırlatarak toplantıda konuşulanların Erdoğan’a anlatılmasını istedi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Başbakan’ın söyleminin bilimsel bir temeli olduğunu savunarak “Sayın Başbakan’ın en az 3 çocuk söyleminin bilimsel temeli vardır. Son raporlar Türkiye nüfusunun yaşlandığını gösteriyor. Hane başına düşen nüfus sayısı 2.1’e düşmüştür. Batıda bu oran 1.8’dir. 2’nin altı Türkiye’nin yaşlandığını göstermiştir. Eğer biz bilimi ve aklı kullanacaksak bu işi muhafazakar bir erkek bakışı olarak değil, bilim ne diyorsa onu yapmalıyız.” dedi. (Ankara/EVRENSEL)

‘İSTANBUL SÖZLEŞMESİ İMZAYA AÇILDI’

Kapanış toplantısında konuşan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, kadına yönelik şiddetin önlenmesiyle ilgili İstanbul Sözleşmesinin Bakanlar Kurulu’nda imzaya açıldığı ve yakında Meclis’e geleceğini söyledi. Türkiye’nin çekince koymadan bu sözleşmeyi imzalayan ilk ülke olduğunu söyleyen Bakan Şahin, “Önemli bir iradedir, bu iradenin gereğini yapmak da hepimizin görevidir” dedi.