Çocuk gelinler ve Cumhurbaşkanlığı makamı

21 Mart 2013

 

HABERTÜRK / 21.03.2013

 

Elif Şafak

 

BU hafta gündem her zamanki gibi yoğun, çalkantılı. Sıcak siyasi gelişmeler arasında bir “yerel” haber basınımızın semalarından kaydı gitti.

 

Gerçi Habertürk’te Rahşan Gülşan güçlü bir yazı kaleme aldı. Fakat ekseriya es geçildi konu. Oysa önemli, bir o kadar düşündürücüydü.

 

Bursa’da çocuk yaşta evlendirilen gelinler, hapisteki kocalarının affedilmesi için Cumhurbaşkanlığı makamına başvurdular, Abdullah Gül’denyardım istediler. Hatta mektuplarında bizzat Hayrünnisa Hanım’a seslendiler. Bebekleriyle beraber ortada kaldıklarına işaret ettiler.

 

Buraya kadar gayet insani, duygulandırıcı bir haber. Bir yürek fırtınasına tutulup, âşık olup sevdikleri kişiyle kaçan, ailelerinden uzaklardaevlenip çocuk dünyaya getiren, lakin yasal olarak yaşları elvermediği için kocalarının hapse girmesine tanıklık eden, dolayısıyla aslında iki

kez mağdur olan genç kızlarımızın hikâyeleri yeterince yazılmıyor, konuşulmuyor. Onların seslerine kulak vermek önemli.

 

Fakat… Burada biraz durmak, meseleyi titizlikle ele almak gerektiğine inanıyorum. Zira kız çocuklarının ufacık yaşlarda mal gibi alınıp satıldıkları bir ülkede (daha birkaç hafta önce babası tarafından inek karşılığı evlendirilmek istenen evladımızı unutmadık herhalde!) böyle

bir haberi naif bir tebessümle okumak içimden gelmiyor.

 

Şundan endişe duyuyorum açıkçası. Öyle bir hava esiyor ki bazen basında, “13-14 yaşında ‘genç kızlar’ âşık oldular, e yaptılar bir çılgınlık,hoş görelim, yasaları yumuşatalım, bu mesele hallolsun” izlenimi çıkabiliyor kolaylıkla. Bu tehlikeli bir eşik.

*

Tek tek insan hikâyelerini paylaşmak, empati kurmak başka şey. Adı düpedüz “çocuk istismarı” olan bir konuda yargının ve basının ve toplumun, cinsiyet eşitliğinden geri adım atmaya kalkması bambaşka şey.

 

Bu kanayan bir yara. Elbette tek tek insanları suçlamakla çözülmeyecek. Ve sadece Türkiye’nin problemi de değil. 2020’de, şayet zihniyetlerimiz ve yasalarımız değişmezse, tüm dünya üzerinde 14 milyondan fazla çocuk gelin olması bekleniyor. Bunların neredeyse tamamı gelişmemiş, geri kalmış üçüncü dünya ülkelerinden yahut demokrasisi arızalı iklimlerden çıkacak. Zira medeni dünya gerek

yasalarla gerekse kültür ve bilinçle koruma altına alıyor çocuklarını.

 

National Geographic Dergisi yeni sayısında çarpıcı bir dosya hazırladı. Şayet okumadıysanız tavsiye ederim, lütfen fotoğraflara bakın,

 

birkaç dakikalığına da olsa. 25 yaşında Yemenli bir adam, yanında karısı henüz 8 yaşında. O çocukla yapılmış bir söyleşi var. Ve daha niceleriyle. “Çocuk gelin” olmakla kalmıyor, “çocuk anne” oluyor gencecik kızlarımız.

*

Bu kadar erken hamile kalınca doğum esnasında yaşamsal tehlikeler atlatıyorlar. 15-19 yaş arası evli kadınların birincil ölüm sebebi “doğum esnasında yaşanan komplikasyon”. Daha henüz kendi çocukluklarını yaşamadan bebek büyütmek durumunda kalan “minik

kadınlar” onlar.

 

Türkiye değişiyor. Değişmek zorunda. Evet, geçmişte, atadan kalma âdetlerimize göre küçük yaşta evleniyordu genç kızlar. Hepimizin ailelerinde böyle fertler var, sevdiğimiz, baş tacı ettiğimiz, başta anneannelerimiz olmak üzere. Lakin geçmiş bugüne rehber olamaz.

 

Çocuk istismarında, bilhassa “yaşından büyük görünüyor” gibi “imajı hakikate yeğleyen” ve hiçbir temeli olmayan bir gerekçeye sığınarak geri adım atılamaz. Çocuk gelinleri kocalarının yollarını gözleyen kadınlar olarak görmek ve göstermek yerine, gelin evvela, samimiyetle, dobra dobra, çocuk istismarını ve kadına yönelik şiddetin boyutlarını konuşalım. Gidecek çok yolumuz var daha.