Çocuk gelinler, sosyal problem, toplumsal travma

24 Mart 2013

 

Habertürk / 24.03.2013

 

Hüseyin Aslan

 

Ülkemizin, sosyal maliyeti yüksek travmalara, psikolojik bunalımlara yol açan en önemli toplumsal sorunlarından biri de; Cumhuriyet kanunları yasaklamasına rağmen “Çocuk Gelinler” sorunudur.

Genç Gelinler”; öğretmenlerinden, arkadaşlarından, oyundan, yaşamdan koparılarak babası, dedesi yaşındaki adamlarla ikinci ya da üçüncü eş olarak zorla evlendirilen, kaderlerine boyun eğen, zorlu ve çıkmaz sokakta tek başına bilinmezliğe terk edilen 10 yaşındaki “kader kurbanıkız çocuklardır.

 

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu’nun (USAK) raporuna göre; Türkiye, Avrupa’da %14 oranıyla, “Çocuk Gelinler” konusunda ilk sıradadır, Türkiye’yi %10 oranıyla Ukrayna izliyor. Raporda ayrıca, “Türkiye’de her üç kadından birinin çocuk evliliği yaptığıbelirtilmektedir. Bu arada; raporda, Türkiye’de erken evlilik yapan erkeklerin oranı %6,9 iken, bu oranın kadınlarda %31,7 olarak görüldüğü, kadınların erken evliliğinin %16,9’unun kentte, %24,6’sının da kırda gerçekleştiği vurgulanmaktadır.

 

Ayrıca; “Çocuk Gelinler” konusundaki Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre; evli kız çocuğu sayısının evli erkek çocuğusayısından 14 kat fazla olduğu, “Çocuk Gelinler”in yaklaşık yarısının okur-yazar olmadığı %31,7’sinin de okuma-yazmayı okula gitmeden öğrendiği görülmektedir.

 

Türk Medeni Kanunu (madde 124); 17 yaşını doldurmadan evlenen kızı “Çocuk Gelin” kabul etmektedir.

 

Çocuk Hakları Sözleşmesi” gibi uluslararası belgelere göre de; 18 yaşından önce evlenen kız, “Çocuk Gelin”dir.

 

KIZ ÇOCUKLARINA ŞİDDET

 

Çocuk Gelin” problemi; sosyal maliyeti yüksek; travmatik toplumsal sorun olmanın yanında; çalışma, eğitim ve sağlıklı yaşama hakkının, dolayısıyla temel insan haklarının da ihlalidir.

 

Uluslararası belgeler; “Çocuk Gelinler”i, kız çocuklarına yönelik şiddet” olarak kabul etmektedir.

 

Birleşmiş Milletler ve Dünya Bankası örgütlerinin araştırmalarına göre; “Çocuk Gelinler’le ülkelerin gelişmişlik düzeyi arasında doğrudan bir ilişki bulunmakta, ayrıca; ailelerin yoksulluğuyla da doğrudan bağlantılı görülmektedir.

 

Öte yandan; eğitimsizlik, aile içi şiddet, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik nedenlerin yanında gelenek, görenek ve dini inanç da, “Çocuk Gelinler” konusunda bir faktör olarak değerlendirilmelidir.

 

Ancak; Türk toplumu, “Çocuk Gelinler”i yeterli ağırlıkta bir sorun olarak değerlendirmemekte, bu konuda bir bilinçlenme göstermemekte, duyarlılık sergilememektedir.

 

Çözüm; yasaları etkin biçimde uygulamak ve bu konuda toplumsal bilinç düzeyini yükseltecek “sosyal projeleri” hazırlayıp eyleme dönüştürmektir.

 

Bu konuda medya; bilgilendirici, bilinçlendirici yayınlar yapmalı, yerel yönetimler projeler hazırlamalı, sivil toplum örgütleri de dağınık faaliyetler yerine entegre, tek hedefe kilitlenmiş olarak çabalarını yoğunlaştırmalıdırlar.

 

Hükümetler de yoksullukla mücadeleyi yoğunlaştırmalı; açlık ve yoksulluk sınırında yaşam sürdüren ailelerin gelir düzeyini artıracak sosyoekonomik projeleri, işsizliği önleyici programları yürürlüğe koymalıdır.

 

Kız çocuklarının eğitimi sağlanmadan, toplumsal duyarlılık yükseltilmeden, kişi başına düşen milli gelir artırılmadan, gelir dağılımı uçurumu giderilmeden, sosyal devlet ilkeleri uygulanmadan, sadece gönüllü kuruluşların çabalarıyla “Kadına Yönelik Şiddet”in de “Çocuk Gelinler” probleminin de çözüme kavuşturulması düşünülemez.

 

ERKEKLERİN SORUMLULUĞU

 

Türkiye’nin geleceği barışı, refahı, istikrarı, gücü, adil ve demokratik toplum olması, kadın-erkek eşitliğine, kadının iş gücüne, toplumsal alana, toplum yönetimine, siyasete, ekonomiye ve kültüre katılımına bağlıdır.

 

Erkek egemen” zihniyete karşı, “kadın-erkek eşitliği” ve erkeklerin soruna sahip çıkması gerekir.

 

Unutmayalım ki; şiddet gören, dışlanan, ötekileştirilen kadınlar bizim…

 

Kendisini öldüren kocasına mahkemede ceza indirimi sağlanan, tecavüzcüsüyle evlendirilmek istenen, tecavüz edildikten sonra canlı canlı toprağa gömülen, grup tecavüzüne uğrayan ve zaman zaman hukukun 2.sınıf vatandaş olarak gördüğü kadınlar da bizim kadınlarımız.

 

Sonuç olarak: Arkadaşlarından, okulundan, oyunundan, oyuncağından, yaşamdan, çocukluğundan koparılan, umutsuz, kader kurbanı kız çocukları da, “Çocuk Gelinler” de bizim…