Çocuk gelinler, kan davasının ‘bahanesi’

22 Kasım 2011

 

Sabah / 22.11.2011

 

Uzmanlara göre, çocuk yaşta evliliğe karşı çıkıp sevdiğine kaçan gençler, ileride kan davası için ‘bahane’ olarak görülüyor. Ve sorun belli bir bölge ya da etnik kökene özgü değil. Türkiye, çocuk evlilikleri konusunda ise Avrupa ikincisi

 

Türkiye’nin kanayan yaralarından “çocuk gelinler” konusunda çalışmalarıyla dikkat çeken sosyolog Doç. Dr. Rüstem Erkal, “Bu evlilikler, töre ve namus cinayetleri ile kan davalarına zemin hazırlıyor” diye konuştu. Dicle Üniversitesi Sosyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Erkal, çocuk yaşta evliliklerin sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne has olmadığının altını çizerek şöyle dedi: “İç Anadolu bölgesinde de çocuk yaşta evlilikler dikkat çekmektedir. Bir bölgeyi değil, ülkenin genelini ilgilendiren bir sorundur. Tek sevindirici olan, küçük yaştaki evliliklerde azalma görülmesidir. Fakat sayı düşse de önemli toplumsal sorunlardan biri. Birçok soruna da kaynaklık ediyor. Örneğin erken yaşta evliliklerde boşanmaların daha yüksek olduğu görülüyor. Çünkü burada aile içi şiddet daha fazladır.” Çocuk yaşta evliliklerin töre ve namus cinayetleri ile kan davalarını da tetiklediğini kaydeden Doç. Dr. Erkal, “Bazı durumlarda, kendisinden büyük kişilerle evlendirilmek istenen çocuklar, sevdiği akranlarına kaçıyor. Sonra devreye töre ve namus kavramları giriyor. Ya cinayetler işleniyor ya da intihara zorlanıyorlar. Durum daha da çetrefil hale gelip aileler arasında kan davasına neden olabiliyor” diye konuştu. Toplumsal değer yargılarının da erken yaşta evliliklerde etkili olduğunu belirten Doç. Dr. Erkal şöyle devam etti: “15-16 yaş grubunun ‘evlendirilecek yaş’ olarak görüldüğü ortamlarda bu tür evlilikler yaygınlaşıyor. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Kürt sorunu temel sorun olarak tartışıldığı için bu tür sorunlar göz ardı ediliyor. Oysa bu, etnik kimlikten, dinden bağımsız olarak varlığını sürdüren büyük bir sorun.”

GÜRCİSTAN’DAN SONRA İKİNCİ

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) tarafından hazırlanan rapora göre, dünyada çocuk gelinlere en yüksek oranda rastlanan ülkeler arasında ilk sıraları Batı-Doğu-Orta Afrika ülkeleri ile Güney Asya ülkeleri alıyor. Türkiye ise Avrupa ülkeleri arasında erken evlilik oranı yüzde 17 olan Gürcistan’ın ardından yüzde 14 oranıyla ikinci sırada görülüyor. Raporda, Türkiye’de 18 yaşın altında evliliklerin yaklaşık yarısının okur-yazar olmayan, yüzde 31.7’sinin ise okur-yazar olan fakat hiç okula gitmeyen çocuklar tarafından yapıldığı da aktarılıyor. Öte yandan Sabancı Vakfı ile Uçan Süpürge Kadın İletişim Araştırma Derneği’nin 18 aydır 54 ilde yürüttüğü “Çocuk Gelinler” projesi kitaba dönüştü. Türkiye’nin bir ucundan diğerine çocuk gelinlerle yüz yüze yapılan görüşmeler, “Küçük Yaşta Evlilik Büyük Geliyor” adlı kitapta toplandı. Kitaptan bazı öykülerse şöyle:

KOCAM ‘ÇIK DIŞARI OYNA’ DEDİ

Van: “13 yaşındayken, herkes okula giderken ben 30 yaşında bir adamla evlendirildim. Hiç görmedim, hiç tanımadım, sadece babamın arkadaşının oğlu olduğu için beni evlendirdiler. Gittiğim şahsı gördüğüm zaman sanki benim babam gibiydi. Hiçbir gün onun yanına yaklaşamıyordum, gece olduğu zaman çok korkuyordum, odasına bile giremiyordum. Her zaman baba gözüyle baktım ona. Hâlâ da o psikolojiyi üstümden atamıyorum.”
Amasya: “17 yaşında evlendim. Eşim askerdi. 18 yaşında anne oldum. Genç kızlara bakar özenirdim. Bir gün mahallenin genç kızları toplanmış oyun oynuyorlar. Balkondan izliyorum. Kızım üç yaşındaydı. Eşim oyun oynayanlara nasıl baktığımı görmüş, ‘Oynamak ister misin’ dedi. O kızımıza baktı, ben gittim oynadım eve geldim. Eşim her zaman çok destek oldu. Herkes benim kadar şanslı değil.”
Diyarbakır: “15 yaşında evlendim. Korkunç bir şey. Kız istendiği zaman derler ki ‘Yaşı küçük olsun eğitelim’. Mesela ben erkeklerin önünde ayağa kalkıldığını bilmiyordum, bilmediğim için ilk tokadımı yedim. 16 yaşımda oğlumu kucağıma aldım. 23 yaşındaydım, eşim vefat etti.”

Çocuğu olmadı diye, kumayla tehdit edildi
Şanlıurfa’nın Karagöz Mezrası’nda yaşayan Nasra Çiftçi (altta), 14 yaşında, hiç görmediği ve kendisinden 15 yaş büyük Ali Çiftçi ile evlendirilmiş. 1997’deki bu evliliğin ardından ilk çocuğunu 2000’de dünyaya getirmiş. Astım hastası olan Nasra, şimdi 28 yaşında ve 4 çocuğu var. Hastalığı nedeniyle 3 yıl boyunca çocuk doğuramayınca, eşinin ailesinin kuma getirmekle tehdit ettiğini belirterek, “Bir yandan kuma tehdidiyle, bir yandan hastalıkla boğuştum. Kızlarımı erken yaşta evlendirmeyeceğim. Onların okuyup iyi yerlere gelmelerini sağlayacağım” diye konuşuyor.

Bu yükü taşıyamadı kendini asıp intihar etti
Küçük yaşta evliliklerin sıkça yaşandığı Muş’un Bulanık ilçesinde, geçen yıl 19 yaşındaki bir gençle imam nikâhıyla evlendirilen 14 yaşındaki Havva Üzüm, küçücük omuzlarıyla bu ağır yükü taşıyamadı. Evliliğinin ikinci ayı dolmadan cesedi tavana asılı halde bulundu. Savcı, Havva’nın kesin ölüm nedeninin belirlenebilmesi için cesedi Malatya Adli Tıp Kurumu’na gönderdi. Bölgede yaşanan “intihar süsü verilmiş cinayetler” nedeniyle konuya hassas yaklaşan görevliler soruşturmayı bu yönde sürdürdü. Fakat Adli Tıp Kurumu’ndan gelen rapor doğrultusunda Havva’nın dosyası “intihar” kararı verilerek kapatıldı.

Faysal KARADENİZ-Mehmet YILDIRIM