‘Çocuğun bütün haklarından mahrum olmasıdır’

15 Ocak 2014

Haberfx / 15.01.2014

Çocuk gelin olgusunun çocuklara yönelik çok boyutlu hak ihlali olduğunu belirten Çocuk Gelişimi Eğitimcisi Ezgi Koman, “Çocuk gelin dediğimiz şey, bir çocuğun gelin olması değil, bir çocuğun bütün haklarından mahrum olmasıdır” dedi…

Çocuk gelin olgusunun çocuklara yönelik çok boyutlu hak ihlali olduğunu belirten Çocuk Gelişimi Eğitimcisi Ezgi Koman, “Çocuk gelin dediğimiz şey, bir çocuğun gelin olması değil, bir çocuğun bütün haklarından mahrum olmasıdır” dedi. Sosyal Hizmet Uzmanı Emrah Kırımsoy ise, en acil talebin çocuk yaşta evliliğin tamamen yasaklanması olduğunu belirterek, “İlk yapılması gereken imamların çocuk gelinlere ilişkin nikah kıymasının yasaklanması olmalıdır” diye belirtti.

Küçük yaşta zorla yapılan evliliklerin mağduru olan çocuk gelinlerin dramı, Siirt’in Pervari ilçesinde 12 Ocak’ta yaşamını yitiren 14 yaşındaki Kader Erten ile tekrar gündeme geldi. 12 yaşında evlendirilen Kader, bir yıl sonra çocukken çocuk anne oldu ve ikinci çocuğunda düşük yaptıktan sonra evde ölü olarak bulundu. Kader, “intihar mı etti yoksa öldürüldü mü” gerçeğinin ortaya çıkması için başlatılan soruşturma ise devam ediyor. Devletin yetkili kurumları tarafından Türkiye’deki çocuk gelinlerin oranı düşük gösterilirken, KAMER Vakfı’nın çocuk gelinlere ilişkin hazırladığı rapora göre, özellikle bölge illerinde çocuk yaşta zorla evlilik oranı yüzde 33. “Her çocuğun hak sahibi, eşit, özgür ve onurlu birer birey olarak, barış içerisinde, iyi ve mutlu bir yaşam sürmesi için çocukların yararına bütüncül bir dönüşümü ısrarla savunan çocuk hakları aktivistleriyiz” sloganıyla hareket eden Gündem Çocuk Derneği, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin tüm toplumda yaygınlaşmasını ve benimsenmesinin sağlanması, evrensel bir insan hakları kültürünü geliştirmek ve yaygınlaştırmak amacıyla 2005 yılından beri çocuk hakları için Türkiye’de çalışmalar yürütüyor. Gündem Çocuk Derneği Çocuk Hakları Merkezi Koordinatörü ve Çocuk Gelişimi Eğitimcisi Ezgi Koman ve Gündem Çocuk Derneği İdari Koordinatörü ve Sosyal Hizmet Uzmanı Emrah Kırımsoy ile “çocuk gelinler” olgusu üzerinden Türkiye’de çocukların içinde bulunduğu durumu, toplumdaki algıyı ve devlet yetkililerinin yapmadığı ve yapması gerekenleri konuştuk.

‘Çok boyutlu hak ihlali’

“Çocuk gelin konusu çok boyutlu bir hak ihlalidir” diyen Ezgi Koman, “Çocuk gelin dediğimiz şey, bir çocuğun gelin olması değil, bir çocuğun bütün haklarından mahrum olmasıdır. Cinsel istismar demek, cinsel şiddet demek, sağlık hakkının ihlali demek, eğitim hakkının ihlali demek. Bir evde bir çocuk gelin meselesi varsa, büyük ihtimalle o evde anne de zaten bir çocuk gelindir ya da akrabalar arasında başka çocuk gelinlerde olmuştur” değerlendirmesinde bulundu.

Toplumsal cinsiyet algısı ve dini öğeler

Toplumsal cinsiyet algısı ve dini öğelerin çocuk gelin olgusunu beslediğini belirten Koman, 12 yaşındaki bir çocuğun çok doğurmasının her anlamda o çocuk için çok fazla bir şey olduğunu dile getirdi. Koman, “İşte, bir evliliğin sorumluğunu almaktan tutun, cinsel ilişkiye girmekten tutun, hamile kalmak, bedeni hiçbir şekilde buna hazır değil. Fiziksel olarak zaten hazır değil. Bütün bunlar onların psikolojisini de çok ciddi şekilde etkiliyor. Yasalar ve uluslararası sözleşmelerde 0-18 arasındakilere çocuk diyoruz. Türkiye’de bu yeni yeni yasal olarak kabul edilmiş olundu ama bu henüz toplumda benimsenmiş değil. Çocuk 12 yaşında bir erişkin olarak görülebiliyor. Kader meselesinde bir berdel meselesi var. Berdel dediğimiz şey satılmaktır. Bir çeşit köleliktir aslında” diye belirtti.

‘Devlet niyet etse…’

Toplumdaki geleneksel durumlarla baş etmenin yollarının var olduğuna işaret eden Koman, şunları ifade etti: “Devlet hakikaten buna niyet etse bir şekilde bu çözülebilir bir durum. Bir kere 18 yaşın altındaki evliliklerin hepsinin yasaklanması gerekiyor. Ama AKP hükümeti ya da bu zamana kadarki hiçbir hükümet bunu gerçekleştirmedi. Onun dışında algı meselesi hem yürütmede hem yasamada hem de yargıda çok fazla yaşandığını gördük. Resmi olarak 16 yaşan altındaki çocuklar evlenemezler. Kader’in evlenmesi mümkün değil zaten. Ama bu çocukların o adamlarla yaşayabilmesinin yolu, toplum içerisinde tabiî ki imam nikahı. İmamlar bu nikahı kıymasalar ve devlet bunun önüne geçse çocuk evlilikleri konusunda çok büyük adımlar atılmış olur. Ama bu yapılmıyor. Bu da aslında devletin çocuk gelin meselesini çözmeye yatkın olmadığını gösteriyor.”

‘O imam hakkında mutlaka işlem yapılmalı ki…’

Bütün çocukların Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre devletin koruması altında olduğunu hatırlatan Koman, “Kader’in başına gelenleri engelleyebilecek tek şey devlet. Devlet bunu engellemek zorundaydı. O imam hakkında mutlaka işlem yapılmalı ki, bundan sonra bir başka imam 12 yaşındaki çocuğun evliliğine onay vermesin. Bütün hak ihlallerinde çocukların rahatlıkla ulaşabilecekleri hak arama mekanizmaları zaten çok yok. Hali hazırdakilere çocukların ulaşmaları çok zor. Özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı, imamlara yönelik çocuk evliliklerine son verilmesi yönünde bir bildirimde bulunabilir. Çift başlı bir durum var. Bir yandan çocuğu 18 yaşına kadar koruyacağız diyoruz, diğer yandan dini inançlara göre hareket ediyoruz. Böyle bir ikilem içerisinde sıkışıp kalmak olması gereken bir durum değil” diye belirtti.

‘Kız çocukları baştan itibaren yok sayılıyorlar’

Özellikle erken yaşta evlendirilen çocukların nasıl özneden nesneye dönüştürüldüklerini gördüklerini belirten Sosyal Hizmet Uzmanı Emrah Kırımsoy ise, “Türkiye 1995 yılında Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni imzaladı ve çocukların hakların korunması, haklarına saygı duyulması ve geliştirilmesi konusunda birçok taahhütte bulunmuştur. Şimdi bu taahhütte baktığımızda, olanlarla ilgili tablonun ne kadar üzücü olduğunu görüyoruz. Kader ilk değil son olması için keşke hepimiz ayağa kalkabilsek ve bununla ilgili bütün sistemleri etkileyebilsek. Ama şöyle bir durum var ki; özellikle kız çocukları Türkiye’de baştan itibaren yok sayılıyorlar” dedi.

‘Kısır döngü devam ediyor’

“Zorunlu eğitimin olduğu bir ülkede kız çocukları neden sisteme dahil olamıyor?” sorusunu soran Kırımsoy, “Bunun yarattığı bir sonuçta aynı zamanda çocuk gelin olgusu. Çok fazla boyutu olan nedenlerden dolayı kız çocuklarının okula gönderilmesine gerek duyulmadığı ve zaten bu nedenle de anneliğe hazırlandığını görüyoruz. Ev işlerini yapmak konusunda yardımcı olunuyor. Ve daha sonrasında da aynı kısır döngü devam ediyor. Bir başka boyutta, namus kavramı var, Türkiye’nin toplumsal cinsiyet yapısında. Korumacı yaklaşımla çocuğu bir fanusun içine koyup, genel ahlak, namus gibi kavramlarla özgürlüğünü kısıtlıyoruz. Bu da benden sorumluluğu çıksın, kocası baksın anlayışına karşılık geliyor” diye belirtti.

‘Cezasızlıkla mücadelenin başlatılması gerekiyor’

Çocuk gelinliğin çocuğun cinsel ve ticari sömürüsü olarak tanımlamak gerektiğine dikkat çeken Kırımsoy, “Hem bir mal gibi alınıp satılıyor hem de cinsel olarak sömürülüyor. Her bir kamu personeli suça iştirak ediyor. Çocuk Koruma Kanunu’nun 6. maddesinde korunma durumu olan çocukla ilgili bir bildirim hükümlülüğü var. Bunun için kamu görevlisi olsun ya da olmasın her yurttaşın bir bildirim hükümlülüğü var. Kamu görevlileri bunu yapmadığında yaptırımları daha da yükseliyor. Bunların aydınlatılması ve cezasızlıkla mücadelenin başlatılması gerekiyor. Cezasız kaldığı anda hak ihlali yeniden yeniden yaşanmaya devam ediyor. Eğer Kader’in durumunda bir cezasızlık olursa, bir süre sonra başka bir çocuk için aynı şeyleri konuşmayı sürdüreceğiz. Sadece kız çocuğunun değil erkek tarafının ailesi hakkında da suç duyurusunda bulunulması ve işlem yapılması gerekiyor” diye konuştu.

‘İmamların çocuk gelinlere nikah kıymaları yasaklanmalı’

En acil talebin çocuk yaşta evliliğin tamamen yasaklanması ile ilgili karar vericilerin irade gösterip, bunu yazılı mevzuat haline getirmeleri olması gerektiğini ifade eden Kırımsoy, şunları dile getirdi: “Erken yaşta çocukların evlenmesi ile ilgili yasal düzenlemenin bir an evvel gündeme alınması gerekiyor. İlk yapılması gereken imamların çocuk gelinlere ilişkin nikah kıymasının yasaklanması olmalıdır.” DİHA