Cezasını okulda çekiyor

19 Mayıs 2011

NTVMSNBC / 19.05.2011

Bıçakla yaralama suçundan 11 ay 20 gün hapis cezasına çarptırılan ve cezaevinde 7 ay kalan hükümlü, cezasının geri kalanını bir okuldaki çeşitli işlerde çalışarak geçiriyor.

KOCAELİ – Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesince 12 Ağustos 2010’da kendisine küfür ettiğini öne sürdüğü kişiyi bıçakla yaralayan 44 yaşındaki Süleyman E, 11 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı.

Kandıra Açık Cezaevi’nde cezasının 7 ayını geçiren E, 9 Mart 2011’de Kocaeli 4. Asliye Ceza Mahkemesine dilekçeyle başvurarak cezasının geri kalanını kamu hizmetinde çalışarak tamamlamak istediğini bildirdi.
Mahkemenin talebi uygun görmesi üzerine Süleyman E, Derince’deki bir ilköğretim okulunda çeşitli işlerde çalışmaya başladı. Okulda boya-badana, sıra taşıma, temizlik işlerini yapan Süleyman E, hem eşi ve 17 yaşındaki kızının yanında olmanın, hem de ”çocuklarım” dediği okuldaki öğrencilerle zaman geçirmenin mutluluğunu yaşıyor.

Süleyman E’nin okulda verilen görevleri yerine getirip getirmediğini ise Kocaeli Cumhuriyet Savcılığı Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğünce takip ediliyor.

Süleyman E, 9 Martta cezasının geri kalanını bir kamu hizmetinde çalışarak tamamlamak amacıyla mahkemeye başvurduğunu, mahkemenin kararı doğrultusunda 1 Mayıs itibariyle çalışmaya başladığını söyledi.

Haftanın 5 günü 4 saat çalışarak cezasını tamamlamaya çalıştığını belirten E, ”Okulun evraklarının dağıtılması, sıraların ve masaların taşınmasına yardımcı oluyorum. 150 gün daha burada çalışacağım” dedi.
Dışarıda olmanın ve bir okulda çalışmanın cezaevinde kalmaktan çok daha iyi olduğunu vurgulayan Süleyman E, şöyle konuştu:

”Cezaevinde kalmaktansa eşimin ve çocuğumun yanında olmam benim için çok daha iyi. Çünkü cezaevinde kaldığımı sürece ailemin ne durumda olduğu merak eder, kendi kendime sıkıntı çekerdim. Çalıştığım yerden para almasam da ailemin yanında olmam, çocuğumu görebilmem ve akşamları eve gidebilmem benim için büyük mutluluk.

”ONLAR BENİM ÇOCUKLARIM”

Eğer diğer mahkumlara da böyle bir imkan verilirse en azından annesiyle, babasıyla yaşantısına devam eder. Allah kimseyi cezaevine düşürmesin. Ama bir yandan da gerekli. Cezaevine girmeyen bir kişi, dışardaki özgürlüğün tadını bilemez.

Buranın ortamı çok farklı. Ben çocukluğumu yaşayamadım. Çocuklar bahçede oynarken düşecekler diye korkuyor, ‘yapma, etme’ diyorum. Kimi çocuklarla şakalaşıyorum. Kimisi ağladığında yanına gidiyor, ‘Çocuğum niye ağlıyorsun’ diyerek onlara çikolata alıyorum. Teneffüse çıkan çocuklar ‘amca, amca’ diyerek bacağıma sarılıyorlar. Onlar benim çocuklarım. Onları çok seviyorum.”