Bir Tarihçe: Çocukların Hakları ve Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına dair Sözleşme

19 Haziran 2013

ÇOCUKLARIN HAKLARI ve BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇOCUK HAKLARINA dair SÖZLEŞME: BİR TARİHÇE

Gülgün Müftü, Uluslararası Çocuk Merkezi, Çocuk Hakları Programı Koordinatörü ve Danışmanı

İnsan hakları, kişinin doğuşundan itibaren sahip olduğu ve  birey olarak hakettiği,  kimsenin ondan alıp veremeyeceği, yaşaması için gerekli, toplumsal açıdan kabul görmüş olan yasal haklardır. Bu haklar,  ırk, dil, din, etnik köken, sınıf,  yaş ve din gibi farklılıklar gözetilmeksizin bütün insanlar için geçerlidir.

Hakların korunması ve uygulanması devletin sorumluluğundadır. Devletler bunu ‘saygı’, ‘koruma’ ve ‘uygulama’ ile gerçekleştirirler. Devletlerin görevi hakların uygulanmasını gerektiren ulusal ve uluslararası yasaları uygulamak ve hangi haklara sahip oldukları konusunda vatandaşları bilgilendirmek ve bilinçlendirmektir.

Çocukların Hakları

Toplumsal yaşamda bazı gelişmeler öylesine tam olur, bazı haklar öylesine işlerlik kazanırlar ki geçen zaman içinde bu hakları kazanmış olanlar  sanki herşey oldum olası böyle kendiliğinden gelişmiş, oluvermiş gibi bir rahatlık içinde sahip oldukları hakların ne denli zorluklarla geliştirilip, sağlanmış olduğunun ayrımına dahi varamazlar.

Bundan yüzyılı aşkın bir süre  önce, toplumlarda küçücük çocukların yalnızca karın tokluğuna  saatlerce ağır işlerde çalışmak zorunda olmalarına pek aldırılmıyor, bunda  dikkati çeken bir gariplik de görülmüyordu. Gene o tarihlerde dünyaya gelen bebeklerin, çocukların yarısından fazlasının  biraz dikkat , biraz özen ve  yeterli beslenme gibi yöntemlerle önüne geçilebilecek önlenebilir hastalıklardan yaşamlarını kaybediyor olmaları dahi olağan karşılanıyordu. Gerçekte o yıllarda çocukların büyük çoğunluğu her zaman kısa ve acılı ömür sürmüş, cehalete ve ürkütücü bir yoksulluğa ve yoksunluğa mahkûm olmuşlardı.

Sosyal yaşamda yüzyıllar boyunca çok sayıda kadın ve çocuğun kıyımına neden olan başka etkenler de vardır; bunlar açlık, kıtlık, yoksulluk ve silahlı çatışma ortamlarıdır.

Çocukların haklarının uluslararası ortamda önem kazanması

Günümüzden birkaç yüzyıl geriye gidildiğinde çocuğun korunması dahil tüm sorumluluğunun ailesine ait olduğu düşüncesi yaygındı. Çocukların haklarının uluslararası hukukta korunması düşüncesi ilk kez 20. yüzyılda ortaya

atıldı. Çocukların haklarının uluslararası ortamda korunması amacıyla bir örgütün gerekli olduğu düşüncesi ilk defa 1894 yılında Jules de Jeune tarafından ileri sürülmüştür. Bu doğrultuda çocukların, gençlerin ve annelerin korunması amacıyla gerçekleşen ilk resmi girişim 1912 yılında İsviçre’de yapılmış, buna benzer bir başka çalışma aynı sıralarda Belçika’da yer almıştır. Burada amaç, ülkelerin çocuklara dair ellerinde bulunan yasa ve önemli yayınları toplayarak genel bir başlık altında yayınlamak ve ileride buna dayanılarak uluslararası bir anlaşma yapılmasını sağlamaktı. Birinci Dünya Savaşı’nın 1914’de patlak vemesiyle bu girişimler askıda kalmıştır.

Genevre Çocuk Hakları Bildirgesi, 1924

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra en çok acı çeken kesim Avrupa ve Uzak Doğu ülkelerindeki çocuklar ve kadınlar oldu. Bu konu ile ilgili olarak yapılması gerenlerin saptanması ve uygulanması için 1920 yılında Cenevre’de ‘Uluslararası Çocuklara Yardım Birliği’ adında özel bir örgüt kuruldu.

Ayrıca Birinci Dünya Savaşı’nın ardından evrensel barışın sağlanmasına katkıda bulunmak amacıyla ülkeler bir araya gelip bugünkü Birleşmiş Milletler’in temeli olan ‘Milletler Cemiyeti’ni oluşturarak öncelikle barışçı ve mutlu bir toplumun inşaası gereğine dikkat çekerek,  milletlerin uymalarını  istedikleri yaşam standardını tespit etmeye çalıştılar. Bu arada toplumun temel taşı olan çocukların her türlü ihmal ve istismardan öncelikle korunma haklarını vurgulamak amacıyla ve onların her hal ve koşulda yetişkinlerden daha özel olarak ele alınmaları gerekliliğinden hareketle ilk Uluslararası Çocuk Hakları Bildirgesi’ni hazırladılar. Bu bildirge 26 Eylül 1924’de, Milletler Cemiyeti Genel Kurulu’nda kabul edildi. Çocukların yaşatılmalarının, gelişmelerinin ve korunmalarının uluslararası bağlamda ilk kez temel ilke olarak ele alındığı bu 5 maddelik bildirgeyi imzalayan devlet başkanları arasında genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal de yer alıyordu.

Uluslararası iyi niyetin göstergesi olan bu çalışmalar ne yazık ki 1939’da patlak veren  İkinci Dünya Savaşı,  önce Milletler Cemiyeti’nin geçerliliğini yitirmesine ve buna bağlı olarak da Çocuk Hakları Bildirgesi’nin yalnızca bir kağıt parçasından öteye gidememesine neden oldu.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirgesi, 20 Kasım 1959

1939 da başlayıp 1945’de sona eren İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Birleşmiş Milletler  Teşkilatı, 1946 yılında BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi’ne ‘’dünya halklarını 1924’lerdeki gibi birbirlerine bağlamak’’ amacıyla 1924 Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi’nin canlandırılmasını önerdi. Bundan iki yıl sonra 1948’de BM Genel Kurulu’unda ‘İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ (Bildirgesi)  kabul edildi. Bu Bildirge’de temel insan haklarının neler olduğu saptanmakta ve bu hakları ihlal edenler sorumlu tutulmaktadır. İnsan Hakları Bildirgesi doğal olarak çocukların hak ve özgürlüklerini de içermektedir. Ancak çocukların yaratılışları icabı korunmaya ve gözetilmeye ihtiyaçları olduğundan hareketle, 1924 Cenevre Bildirgesi’nin üzerinde yapılan ayrıntılı çalışmalarla  yeniden bir 10 maddelik Çocuk Hakları Bildirgesi hazırlandı ve 20 Kasım 1959’da BM Genel Kurulu’nda oy birliği ile  kabul edildi.

İkinci Dünya Savaşı birincisine oranla çocukları daha fazla şiddet ve felakete maruz bırakmıştı; işte bunun önlenebilmesi amacı ile 1959 Çocuk Hakları Bildirgesi’nde çocuğun fiziksel ve ruhsal olarak olgunlaşmamış olduğu göz önünde tutularak, doğum öncesi ve sonrasında özel bakıma ve korunmaya muhtaç olduğu vurgulanarak, artık çocuklar arasında ayırım yapılmaması, çocukların gelişmelerini sağlayacak  tüm imkan ve olanaklardan yararlanmaları  gerçeği vurgulanıyordu. Ayrıca fiziksel, zihinsel veya ruhsal  engelli çocukların eğitim ve bakım görmeleri öngörülüyor, bu tür çocukların sevgi ve anlayışa ihtiyaç duydukları ve eğitim hakları olduğu fikri savunuluyordu. Uluslararası topluluk çocuk refahı ile ilgili konularda yol gösterici olarak bu bildirgeyi yıllarca göz önünde tutmuştur.

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne doğru ilk adımlar

Ancak zaman içinde süratle gelişen ve kalkınan dünyamızda çocukların haklarının korunması, onların ihmal ve istismarından uzak tutulmalarının sağlanması, birer birey olarak düşüncelerine saygı gösterilmesi için yalnızca bir iyi niyet ifadesinden öteye gidemeyen bu bildirgelerden daha bağlayıcı olan uluslararası belgelere ihtiyaç olduğu gerçeğini ortaya çıkarttı.

1979 yılı tüm  dünya ülkelerinde Birleşmiş Milletler Çocuk Yılı olarak kutlanıldığında bu gereklilik bir  öncelik olarak ele alındı ve Polonya ‘nın o zamanki Yargıtay Başkanı, Prof. Adam Lopatka’nın çağrısı ve önderliğinde, Birleşmiş Milletler Sekreteryası’nın değişik birimlerinin ve belli başlı uluslararası  sivil toplum kuruluşlarının da katılımıyla 1978’de hazırlanmaya başlanan taslak Sözleşme metni BM Sekreteryası’nın değişik bölümlerinden, özellikle Cenevre’de bulunan İnsan Hakları Merkezi, Viyana’daki Merkez, UNICEF. ILO. WHO ve UNESCO, Kızılhaç ve Sivil Toplum Kuruluşları’ndan büyük destek ve yardım gördü.

Çocuk Haklarına dair Sözleşme Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda onaylanıyor

‘Çocuk kimdir, çocuk nedir?’ sorularının yanıtını içinde taşıyan, çocuğun doğumundan itibaren birey olma hakkını tanımlayan, ancak bu hakkın uluslararası ortamda uygulanmasının sağlanması için yalnızca Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Beyannamesi’nin yeterli olmayacağı düşüncesinden yola çıkılarak, çocuğun özel hak ve gereksinimlerini koruyup kollamak, çocuğun kendisi ile ilgili kararlarda görüşünü almak  amacıyla 10 yıl süren çalışmalar sonucunda hazırlanan ve çocukların Magna Cartası olarak da betimlenen Çocuk Haklarına dair Sözleşme, Birleşmiş Milletlerin 44. Genel Kurulu’nda 20 Kasım 1989 tarihinde oy birliği ile kabul edilen, çocuklara ilişkin ilk  uluslararası sözleşmedir.

20 Kasım, heryıl dünyanın tüm ülkelerinde Dünya Çocuk Günü olarak kutlanmaktadır.

Sözleşme onaydan sonra 26 Ocak 1990 tarihinde  Birleşmiş Milletlere üye  devletlerin imzalarına açıldı. Belgeyi aynı gün 61 ülke imzaladı. Bir ilk gün duyarlılığı olarak bu sayı rekor düzeyi temsil eder. Çünkü bir sözleşmenin imzalanması, genel olarak , imzacı ülkenin söz konusu belgeyi kendi yasama düzeyinde onaylamayı düşündüğünün göstergesi sayılmaktadır. Bir ülke sözleşmeyi onayladığında ise artık sözleşme , o ülkenin iç hukuk bünyesine girdiği için, kendi ulusal yasalarını gözden geçirerek bunların sözleşme hükümleriyle uyumlu olmasını sağlamaya mecbur olmaktadır.  Böylelikle de söz konusu ülke bu hükümlere uymakla yükümlü olduğunu açıklamakta, bunu yerine getirmemesi halinde ise uluslararası topluluğa hesap vermeyi kabul etmektedir.

Sözleşme, uluslararası yasa olması için gerekli olan en az  20 ülkenin onayından sonra 20 Eylül 1990 tarihinda yürürlüğe girmiştir. Sözleşme’nin BM’de oylanması ile yürürlüğe girmesi arasındaki zaman on aydan biraz fazla bir süredir ve rekor düzeydedir.Genelde bu tür uluslararası anlaşmaların yürürlüğe girmesi çok daha fazla zamanda gerçekleşmektedir. İşte yalnızca bu olgu bile uluslararası topluluğun çocuklara ilişkin değer yargılarını, ilgilerini ve kararlılıklarını simgelemeye yeter.

Sözleşme Türkiye’de onaylanıyor

Çocuk Haklarına dair Sözleşme bugün Amerika Birleşik Devletleri, Somali ve Güney Sudan dışında 193 ülke tarafından onaylanmış durumdadır. Türkiye Sözleşmeyi 14 Eylül 1990’da imzalamıştır. Bunun ardından o zamanki Cumhurbaşkanı Turgut Özal 30 Eylül 1990’da New York’da toplanan Çocuk Zirvesi’ne katılmıştır.

Çocuk Haklarına dair Sözleşme 10 Aralık 1994’de TBMM tarafından kabul edilmiş ve Bakanlar Kurulu bu kararı 23.12.1994’de , 17, 29 ve 30. Maddelerine çekince koyarak (T.C. Anayasası ve 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan anlaşması hükümlerini göz önünde tutarak) 4058 sayılı yasa ile onaylamış, Yasa 27 Ocak 1995 gün ve 22184 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Türkiye böylelikle Sözleşme’ye ‘Taraf Devlet’ konumuna gelmiştir.

Birleşmiş Milletler Çocuk Zirvesi, 30 Eylül 1990 NEWYORK

Çocuk Haklarına dair Sözleşme’nin yalnızca ses getirmesi değil ama imza ve onaylayan ülkelerin uygulamaya yönelik eylemlerini saptamak ve yönlendirmek amacıyla Birleşmiş Milletler Teşkilatı 29-30 Eylül 1990 tarihinde New York’da gündem maddesi yalnızca  ‘ÇOCUK’ olan bir zirve düzenlemiştir. 71 devlet ya da hükümet başkanının katılımıyla gerçekleşen Çocuk Zirvesi’nde ülkelerin ‘2000 yılına kadar çocukların yaşatılması, geliştirilmesi ve korunmasına’ dair gerçekleştirmeleri beklenen hedefler belirlenmiş, ayrıca bu hedeflere erişebilmeleri için öngördükleri programları belirleyen çalışma planları da ülkelerden talep edilmiştir. O yıllarda ülkemiz de böyle bir ‘Eylem Planı’ oluşturmuştu. O sıralarda,  bugün sözleşmenin en belli başlı ilkelerinden biri olarak uygulanmaya çalışılan   ‘çocuğun kendini ifade etme ve katılım hakkı’ olarak üzerinde özenle durduğumuz hususların henüz o zamanki  hedeflerde  pek de görünür olmayışı  dikkatimizi çekiyor.

Sözleşme’nin İçeriği

Çocukların Magna Carta’sı olarak da nitelendirilen Sözleşme dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar bütün halklar için aynı anlamı taşımaktadır ve ırk, dil, din, cinsiyet, etnik ya da toplumsal farklılık, mülkiyet, engellilik, doğum ya da başka farklılık gözetilmeksizin bütün çocuklar için eşit ölçüde geçerlidir. Böyle bir sonuç uzun görüş alışverişleri sonucunda elde edilmiştir. Bu görüşmeler sırasında, farklı toplumsal ve ekonomik sistemlere sahip, yaşam konusunda değişik kültürel ve dinsel yaklaşımlar taşıyan ülkelerin temsilcileri, her yer için geçerli olacak bir dizi ortak değer ve amaç ortaya çıkartabilmak için sivil toplum kuruluşları ve Birleşmiş Milletler örgütleriyle birlikte çalışmışlardır.

Sözleşme ortak standartları ortaya koyarken, devletlerin farklı kültürel, toplumsal, ekonomik ve siyasal gerçeklerini de göz önüne almıştır. Bu sayede, tek tek devletler, herkes için geçerli olan haklar çerçevesinde, bunların hayata geçirilmesine yönelik kendi ulusal yollarını kullanabileceklerdir.

Çocuk Haklarına dair Sözleşme’nin  temel ilkeleri, AYRIM GÖZETMEME, YAŞAMA ve GELİŞME ve ÇOCUĞUN YÜKSEK YARARI’dır. Sözleşme her konuda çocuğun yüksek yararını öngörür.Bu Sözleşme, çocukların haklarının gözetilmesinde asgari standartı tespit eder, çocuğun öncelikle aile içinde ve aile çevresinde bakılıp korunmasını öngörür. Çocuğun KENDİSİ İLE İLGİLİ KARARLARDA GÖRÜŞ BİLDİRMESİ VE BU GÖRÜŞÜN DİKKATE ALINMASINI emreder.

Çocuk Haklarına dair Sözleşme öncelikle ana babaya olmak üzere ailelere, topluluklara, gençlere, öğretmenlere, sağlık çalışanlarına, güvenlik görevlilerine ve devlete çocuklarla ilgili asgari sorumluluklar veren, davranış biçimleri öngörür. Sözleşme, devletlere, çocukların ülkelerinin toplumsal ve siyasal yaşamında etkin ve yaratıcı bir yer alabilmelerine elverişli koşulları hazırlamaları çağrısında bulunmaktadır.

Çocukların haklarını bütün yönleriyle medeni, siyasal, ekonomik, toplumsal ve kültürel olarak birlikte kapsayan Sözleşme, bir haktan yararlanmanın, diğer haklardan soyutlanamayacağını kabul etmektedir. Gene Sözleşme sergilemektedir ki çocuğun kendi düşünsel, ahlaki ve manevi niteliklerini geliştirmek için gereksinim duyduğu özgürlük, başka şeylerin yanısıra sağlıklı ve güvenli bir çevreyi, tıbbi bakım olanaklarını ve yiyecek, giyecek ve barınak anlamında asgari standarları öngörür. Eğitim, ayrım görmeme, ihmal ve istismardan korunma, sağlıklı bilgiye ulaşım, kimliğine ve özel hayatına saygı, boş zaman ve oyun oynama hakları da hiç şüphesiz ki bu standartların içinde mevcuttur.

Çocuk Haklarına dair Sözleşme, çocukların haklarına dair bugüne dek hazırlanmış olan en kapsamlı belge ve bu haklara uluslararası yasa gücünü kazandıran ilk metindir.Sözleşme geleceğe sahip çıkan bir belgedir.İnsan haklarına saygı, bir toplumun çocuklarına nasıl davrandığı ile başlar. Bu konulara duyarlı olan bir toplum, genç insanlara özgürlük ve saygınlık tanır. Onların geleceğe donanımlı olarak hazırlanmaları için gerekli koşulları sağlar, gençlere özgürlük ve saygınlık tanır. ÇOCUKLARIN KENDİLERİNİ İFADE ETMELERİNİ VE KENDİLERİYLE İLGİLİ KARARLARDA İFADE ETTİKLERİ DÜŞÜNCELERİNİN DİKKATE ALINMASINI öngörür.

SÖZLEŞME’DEN DİKKATE DEĞER NOKTALAR

– Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan yasaya  göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her birey çocuk sayılır.

– Taraf Devletler her çocuğun yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler.

-Taraf Devletler çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.

– Her çocuk doğumla birlikte bir isim ve vatandaşlık hakkına sahiptir.

-Mahkemeler, yardım kuruluşları, kamu, özel sektör, Sivil Toplum Kuruluşları, çocuklarla ilgili konuları ele aldıklarında, çocuğun yüksek yararı göz önüne alınacak birinci önceliği oluşturacaktır. Bu konuda çocuğun görüşü özenle dikkate alınacaktır.

– Devletler, çocukların herhangi bir ayırım gözetilmeksizin bütün haklarından yararlanabilmelerini güvence altına alacaklardır.

-Yetkili makamlarca ve çocukların kendi esenlikleri için başvurulan durumlar dışında, çocuklar ana babalarından ayrılmayacaklardır.

– Devletler kendi topraklarına giriş çıkışlara izin tanıyarak ailelerin yeniden birleşmesini kolaylaştıracaklardır.

-Bir çocuğun yetiştirilmesinde başlıca sorumluluk ana babaya aittir, ancak Devlet bu alanda onlara gerekli yardımı gösterecek, çocuk bakım kurumlarını geliştirecektir.

-Devletler, cinsel anlamda kötüye kullanım ve sömürü dahil her türden fiziksel veya zihinsel zarar ve ihmale karşı çocukları koruyacaklardır.

– Devletler ana babasız çocuklara uygun koruyucu aile sağlayacaklardır. Evlat edinme işlemleri özenle düzenlenirken, çocuk evlat edinen ailelerin çocuğu doğduğu ülkeden dışarıya çıkarmaları durumunda gerekli güvencelerin ve hukuki geçerliliğin sağlanabilmesi için uluslararası anlaşmalara başvurulacaktır.

-Engelli çocuklar özel muamele, eğitim ve bakım görme hakkına sahiptir.

– Çocuk, erişilebilecek en yüksek sağlık standardına ulaşma hakkına sahiptir. Devletler, önleyici tedbirlere, sağlık eğitimine ve bebek ölümlerinin azaltılmasına özellikle önem vererek, bütün çocuklara gerekli sağlık bakımının ulaştırılmasını sağlayacaklardır.

–  İlköğretim zorunlu tutulmalı ve parasız olmalıdır; okullarda uygulanan disiplin, çocuğun saygınlığına özen göstermelidir. Verilen eğitim, çocuğu bir anlayış, barış ve hoşgörü ortamında yaşamaya hazırlamalıdır.

– Çocuklar, dinlenecek ve oynayacak zamana ve kültürel ve sanatsal faaliyetlere katılımda eşit olanaklara sahip olmalıdırlar.

– 18 yaşından önce işlenen suçlara idam ya da ömür boyu hapis cezası verilmeyecektir.

– Tutuklu ya da hükümlü durumdaki çocuklar yetişkinlerden ayrılacak, bunlara işkence ya da acımasızca ve aşağılayıcı herhangi bir muamele yapılmayacaktır.

– 15 yaşından küçük hiçbir çocuk çatışmalarda yer almamalıdır. Silahlı çatışma ortamlarında yaşamakta olan çocuklara özel koruma sağlanmalıdır.

– Kötü davranışlara, ihmale ya da tutukluluğa maruz kalan çocuklara yeniden topluma kazandırılmaları için gerekli özen gösterilmelidir.

– Ceza yasalarının ihlali vakalarına karışmış olan çocuklara, değer ve saygınlık anlayışlarını geliştirici nitelikte olan ve onları toplumla yeniden bütünleştirmeyi amaçlayan bir tutumla yaklaşılmalıdır.

– Devletler Sözleşme’de yer alan hakların gerek yetişkinler, gerekse çocuklar tarafından yaygın biçimde öğrenilmesini sağlamalıdırlar.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi

Çocuk Haklarına dair Sözleşme’nin Taraf Devletler tarafından uygulanmasının izlenmesi ve ülkelerin adeta konu ile ilgili ‘karneleri’nin oluşturulması için Sözleşme’nin 43. Maddesi uyarınca Cenevre’de bir Çocuk Hakları Komitesi kurulmuştur. Çocuk Haklarına dair Sözleşme’nin ilgili maddesinde ( Madde 43) bu konu aşağıda belirtildiği gibi yer almaktadır:

–  Sözleşme :Madde 43

‘’Taraf Devletlerin bu Sözleşme ile üstlendikleri yükümlülükleri yerine getirme konusunda kaydettikleri ilerlemeleri incelemek amacıyla, görevleri aşağıda belirtilen bir Çocuk Hakları Komitesi’’ kurulmuştur. (Bkz. Sözleşme Madde 43)

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi (BMÇHK)i Sözleşme’nin 42-45 maddeleri gereği Sözleşme’nin parçasıdır.

Komite 18 uzmandan oluşmaktadır.Taraf Devletler Sözleşme’de tanınan hakları yürürlüğe koymak için aldıkları önlemleri ve bu haklardan yararlanma konusunda gerçekleştirilen ilerlemeye ilişkin raporlarını Komite’ye sunarlar. Komite her  ülkenin raporunu belirli tarihte yaptıkları özel ülke toplantısında, o ülkenin resmi temsilcileri ve varsa eğer Sivil Toplum Kuruluşları  ve çocuk temsilcilerinin de katılımı ile, gözden geçirip, oluşturduğu ülke raporunu  Taraf Devlet’e yorumları ile birlikte yollar.

Çocuk Hakları Sözleşmesi çocukların yüksek yararlarının gözetilerek uygulanması görevini devlete verirken sivil toplumun ve hükümet dışı kuruluşlarına da takipçilik görevi vermektedir. (Sözleşme Madde 45b) Dolayısıyla Komite Sivil Toplum Kuruluşları’ndan da kendi alternatif raporlarını oluşturup yollamalarını beklemektedir. Buna ilaveten komite ayrıca ülke çocuklarının oluşturdukları alternatif çocuk raporunu teşvik etmelerini devletlerden bekler.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Komite’ye yolladığı Raporlar

Türkiye, Komite ile ilk raporunu 2001 yılında görüşmüştür. Raporlara aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

http://www.cocukhaklariizleme.org/turkiyenin-ilk-ulusal-cocuk-haklari-raporu-1999-2001  

Türkiye’nin ikinci ve üçüncü periodik raporları 2012 yılında görüşülmüştür. Bu raporla ilgili tüm bilgiye buradan ulaşabilirsiniz: http://www.cocukhaklariizleme.org/turkiyenin-ikinci-periodik-raporu

Türkiye ayrıca ÇHS’ye ek ihtiyari iki protokol ile ilgili raporlarına da aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz:

Çocuk Hakları Sözleşmesine Ek Çocuk Satışı, Fuhuşu ve Pornografisine İlişkin İhtiyari Protokolü İlk Ülke Raporu: TürkçeEnglish (Corr/İngilizce Düzeltme/Ekleme Rapor)

Konular Listesi: English (Add/Elkeme)

Yazılı Yanıt: English

HDK Raporu:  Türkçe, English

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi Sonuç Gözlemleri: TürkçeEnglish

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye Ek Çocukların Silahlı Çatışmalara Dahil Olmaları Konusundaki İhtiyari Protokol Ulusal Rapor (2008): TürkçeEnglish

Komitenin Türkiye’ye Yönelttiği Konu Listesi (Haziran 2009): Türkçe, English

Hükümet Dışı Kuruluş Raporu (Mayıs 2009): TürkçeEnglish

Komitenin Sonuç Gözlemleri (Ekim 2009): Türkçe, English

Çocuklar için Adalet Girişimi/İnsan Hakları Ortak Platformu’nun Rapor Görüşmesi ve Sonuç Gözlemleri ilgili notları

B.M. Çocuk Hakları Komitesi’nin Sözleşme’ye ilişkin Genel Yorumları

 Genel Yorumlar, çocuk haklarının yorumlanması, uygulanması ve çocukların korunması ile ilgili standart çerçeve oluşturukmasına katkıda bulunmaktadır. Bunu gerçekleştirirken Devletlerle ve onların gözlemci kuruluşlarıyla da mevcut standartların geliştirilmesini sağlamaktadır. Bu nedenle ülkelerdeki kanun yapıcıları ve tüm uygulayıcılar için bir kılavuz niteliğindedir.

Genel Yorum No. 1 Eğitimin Amaçları
Genel Yorum No. 2 Bağımsız İnsan Hakları Kurumları
Genel Yorum No. 3 HIV/AIDS ve Çocuk Hakları
Genel Yorum No. 4 Çocuk Hakları Sözleşmesi Bağlamında Ergen Sağlığı ve Gelişimi
Genel Yorum No. 5 Çocuk Hakları Sözleşmesi Genel Uygulama Önlemleri
Genel Yorum No. 6 Refakatsiz ve Ayrılmış Çocuklarla İlgili Olarak Menşe Ülkeleri Dışında Gözetilecek Hususlar
Genel Yorum No. 7 Erken çocuklukta çocuk haklarının uygulanması
Genel Yorum No. 8 Çocukların fiziksel cezalardan veya cezalandırmanın zalimce veya aşağılayıcı diğer biçimlerinden korunma hakkı
Genel Yorum No. 9 Engelli çocukların hakları
Genel Yorum No. 10 Çocuk Ceza Adaletinde Çocuk Hakları
Genel Yorum No. 11 Yerli halklara mensup çocuklar ve Sözleşme’de yer alan hakları
Genel Yorum No. 12 Çocuğun katılım hakkı
Genel Yorum No. 13 Madde 19: Çocuğun şiddetin her türünden masun olma hakkı

SONUÇ

1959 Çocuk Hakları Bildirgesi, ‘Bütün Çocuklar Bizimdir’ der. Bu ifadeden anladığımız, gerek dünyanın en ücra köşesinden olsun, gerekse ülkemizde, yanıbaşımızda, komşumuzda, bir gecekondu sokağında, şehirler arası otogarda, sanayi sitelerinde, sokaklarda küçücük  bedenleri ve kocaman gözleri ve kocaman görevleri ile bize hizmet vemeye çalışan çocuklar; karda kışta bizler ve çocuklarımız sıcacık yataklarımızda yatarken geceleri  Bankamatik kulubelerine gibi yerlere sığınıp altlarında birer karton, üstlerinde hiçbir şey olmadan titremekte olan, ana kucağı yerine köpeklerine ya da  kendilerinden bir iki yaş büyük ağabeylerine sarılarak korkularından uzak uyumaya çalışan, her türlü ihmal ve istismara açık olan  çocukların da BİZİM çocuklarımız olduğunu, olması gerektiğini anlamak istiyoruz.Gene bundan, küçücük yaşlarında itilmişliklerinin sonucu olarak cezaevleri koğuşlarına düşmüş olan ve aslında eğitim görmeleri, topluma kazandırılmaları gerekirken hala yetişkin suçlularla aynı ortamı paylaşarak ‘suç işleme yöntemleri’ eğitimi almakta olan(!) çocuklarımızı anlıyoruz.

Ulusal/uluslararası, yasalar, sözleşmeler, kararnameler ancak uygulandıklarında bir anlam ifade ederler, tıpkı Çocuk Haklarına dair Sözleşme’de olduğu gibi. Yukarıda sözü geçen  tabloları değiştirmek geleceğin daha iyi eğitimli, kendi düşüncesini üretebilen, kendisi ve ülkesi için alınan kararlara bağımsız olarak katkıda bulunabilecek nitelikte vatandaşlarımızı yetiştirmek istiyorsak, yurdumuzda ve dünyada  gerçek barışı sağlamak istiyorsak, HER ÇOCUĞU KENDİ ÖZ ÇOCUĞUMUZDAN AYIRDETMEMEMİZ  gereğine inanmalıyız. Bunun için mesleğimiz, kimliğimiz ne olursa olsun, çocukların haklarının gözetilmesinde her birimiz birer ÇOCUK HAKLARI SAVUNUCUSU olarak görev almalıyız. Çocuklarımızın durumunu gösteren göstergelerin daha iyi yöne doğru değişmesi ülkemizin de aydınlık geleceklere doğru gelişmesi anlamına gelecektir.

Çocukların haklarının gözetilmesi, her çocuğun doğuştan itibaren bir birey  OLDUĞUNUN BİLİNİP KABUL EDİLMESİ, DOĞUŞTAN SAHİP OLDUĞU POTANSİYELİNİN SAĞLIKLI, KALİTELİ ÇAĞDAŞ eğitim ile geliştirilmesi, yalnızca o çocuk için değil: sağlıklı,  iyi gelişmiş, iyi eğitim almış, kendini iyi ifade edebilen, kendi yaşamı hakkında söz sahibi olan çocuklardan  ve gençlerden oluşmuş bir dünya düşünüldüğünde, düşlenen gerçek BARIŞ ORTAMI’nın sağlanması için de gerçek yapı taşları olacaktır. O halde Cumhurbaşkanı’ndan en sade vatandaşa kadar hepimizin belki de ilk ve en öncelikli görevi her çocuğu öncelikli hakları açısından kendi çocuğumuz gibi görmek ve çocukların hakları ile ilgili her girişime ‘evet’ demek olacaktır. Çünkü ÇOCUK BUGÜNDÜR! Onu yarına erteleyemeyiz. Bu görevi yerine getirmekten kaçınacak olanların mevcut olmadığı bir dünyada yaşamak en büyük amaç ve dileğimiz olmalıdır.

‘’Birgün gelecek ulusların gelişmesi onların askeri ve ekonomik güçleri, başkentlerinin şaşaası ya da yüksek binaları ile değil, orada yaşayan insanların sağlık, beslenme ve eğitim durumlarıyla,  çalışmalarının karşılığında hakettikleri dengeli gelirleriyle, hayatlarını etkileyen kararlara katılım oranlarıyla, vatandaşlık  ve politik haklarına duyulan saygıyla;  engellilere, güç durumda olanlara, ve gelişen bedenleri ve beyinleriyle küçücük çocuklarına gösterdikleri koruma ile değerlendirilecektir.’’ (Ulusların Gelişmesi Raporu 1993, UNICEF)

Bu yayının üzerinden geçmiş olan yirmi yılın sonunda SORUYORUZ, acaba gelişme konusunda yirmi yıldır, bir yerlere gelebildik mi?

REFERANSLAR

  1. UNICEF Dünya Çocuklarının Durumu 1986 Raporu
  2. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına dair Sözleşme Uygulama El Kitabı, UNICEF, 2007.
  3. Manual on Human Rights, UN Publications, Geneva, 1997.
  4. UNICEF Dünya Çocuklarının Durumu Raporları 1996 – 2013.
  5. Ulusların Gelişimi 2001 Raporu, UNICEF.
  6. Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 1993 – 2008, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etüdleri Enstitüsü.
  7. Türkiye’de Çocukların Durumu, Ön Rapor, Devlet İstatistik Enstitüsü ve UNICEF, Aralık 1999.
  8. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Dr. Seref Ünal. TBMM Kültür, Sanat ve Yayın Kurulu Yayınları, No. 89, TBMM Basımevi, 2001.