‘Bir bakan olarak şiddete uğradım’

3 Mart 2011

NTVMSNBC / 25.02.2011

Kadına şiddeti lanetlediğini söyleyen Bakan Çubukçu, “Dilini koparırım’ demek şiddet dilidir. Bu hangi milletvekiline yapılırsa yapılsın herkesin karşısında durması lazım” dedi.

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, NTV Ankara Temsilcisi Nilgün Balkaç’ın canlı yayın konuğu oldu. Çubukçu, kadına şiddetten kendisine uygulanan şiddete, öğretmen atamalarından harç indirimine kadar merak edilen soruları yanıtladı.

İşte Bakan Çubukçu’nun açıklamaları…

“Kadına şiddet artık okula farklı boyutlarda girdi. Yaşanan hadise son derece üzüntü verici. Hükümetimiz döneminde kadına yönelik şiddet ve onunla mücadele ciddi bir devlet politikası haline gelmiştir. 2007 yılında sayın Başbakanımızın yayınlamış olduğu genelgeden sonra devletin tüm kurulları ve kuruluşları, bu konuda özel bir hassasiyetle davranmaya başlamışlardır.

Kanunların değiştiği kadar toplum ve zihniyetler aynı hızla değişmiyor. Gün geçmiyor ki; gazeteleri açtığımızda eşi tarafından şiddete uğrayan veya hayatını kaybeden kadın haberleri okumayalım… Bununla ilgili yapılması gerekenler konusunda daha çok yolumuz var.

Bilindiği gibi; Özlem öğretmen Kocaeli’nin Gebze ilçesinde öğretmenlik yaparken eşinden şiddet gördüğü gerekçesi ile boşanıyor ve eşinin şiddetinden kaçmak için Adana’ya tayin istiyor. Eski eşi, onu takip ediyor ve okulunda öğretmenimizi bıçakla yaralıyor.

Dün yoğun bakımdan çıktığından görüştük, bu durumun öğrencilerinin yanında gerçekleşmiş olmasından dolayı büyük bir üzüntü içerisindeydi ve gururu kırılmıştı. “Öğrencilerimin yüzüne nasıl bakacağım?” dedi.

KADINLAR ŞİDDETE UĞRADIĞINDA UTANMASINLAR, MÜCADELE ETSİNLER


“Benim yılladır mücadele ettiğim konu; kadınlar şiddete uğradığında utanmasınlar, mücadele etsinler. Asıl utanması gereken o şiddeti uygulayanlar… Hocam bu asla sizin utanacağınız bir şey değil,  bu çirkin saldırıyı yapan utansın” dedim.

ŞİDDET KONUSUNDA EĞİTİMLERE BAŞLIYORUZ


Bugün eğitim; aile, okul ve görsel iletişim kanalları aracılığı ile insanların hayatlarını etkiliyor. Bir kadının, en çok güvendiği insanlar tarafından şiddete uğraması o kadar büyük bir psikolojik etki yaratıyor ki, bu zihniyetle mücadele etmek boynumuzun borcu. Biz de kurumumuz içinde şiddetle mücadele konusunda eğitim çalışmalarına başlıyoruz. 60 bin öğretmeni şiddet konusunda eğiteceğiz.

“AĞZINI KOPARIRIM” DEMEK ŞİDDET DİLİDİR


Ahmet Duran Bulut, Balıkesir’de katıldığı bir toplantıda benim “çift dilli eğitime” yönelik açıklamam olduğu düşüncesinden bir konuşma yaptı. Kendisi dün aradı, “Bir hanımefendi bakana bunu yapmamam gerekirdi” dedi ve özür diledi.

Ne kadar gerekçelerimiz olursa olsun, ne kadar duru izah edecek cümleler kurarsak kuralım, böyle bir cümlenin sarf edilmiş olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Maalesef siyasette üslup konusunda ahkam kesenlerden hiçbiri bu konuda ses vermedi. Ben burada kadın vurgusunu da yapmadım. Bir milletvekili, bir bakana “Ağzını koparırım” diyor. Şiddet sözleri ile ben siyasi çizgimden vazgeçecek değilim. Ağzımızdan çıkanı kulağımızın duyması lazım. Bu hangi milletvekilini yapılırsa yapılsın, herkesin bunun karşısında durması lazım.

“Devletin dili de, eğitim dili de Türkçe’dir” diye defalarca açıklama yaptım. Bunlara karşı mücadelemiz şiddet dili mi olacak?

HARÇLARI İNDİRDİK ÇÜNKÜ DAHA ÇOK VATANDAŞA ULAŞMAK İSTİYORUZ


Açık ilköğretim ve açık lise uygulamamızda harçları yüzde 50 oranında indirdik. Çok daha fazla vatandaşımıza ulaşmayı hedefliyoruz. Bunun için sistemimizi yeniden yapılandırdık.

SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLERLE İLGİLİ ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR


Sözleşmeli öğretmenlerle ilgili olan “Kamuda Sözleşmeli Personel Çalışması”na ilişkin düzenleme sadece Milli Eğitim Bakanlığı’nı ilgilendirmiyor. Kamu Personel Kanunu çerçevesinde ve ilgili tüm bakanlıklarla birlikte görüşmek sureti ile bu konuda bir düzenleme yapacağız. Şu anda neticelenmiş bir çalışma yok.

ARTIK TÜRKİYE’DE SINAVLARLA İLGİLİ HİÇBİR PÜRÜZ YAŞANMAYACAK


KPSS sınavında yaşananlar son derece üzüntü verici. Bu kopya sorununun en büyük mağduru Bakanlığımız oldu. Çünkü Ağustos ayında atamaları gerçekleştirecektik. Sınav iptalinden sonra yeniden sınav yapıldı ve bizim atamayı yapmamız Kasım ayını buldu. Geçici çözümlerle öğretmen istihdamı sağlayarak, bu sorunu gidermeye çalıştık.

Kopya çekmediği halde bu sınavın iptali ile zarar görmüş insanlarla çok yakın bir bağ kuruyorum. Ama bu iptal kararı; siyasi bir kararla değil yapılan incelemeler neticesinde yargının verdiği kararla alınmıştır.

Geçtiğimiz haftalarda ÖSYM’nin yeni yasası Meclis’ten geçti. Kopyacıların elindeki teknolojik imkanlar ÖSYM’nin elinde yoktu. Bizim bu sınav sistemleri üzerinde iyice kafa yormamız, ölçme ve değerlendirme imkan verecek hem teknolojik hem de diğer personel donanımını sağlamamız lazım.

Artık Türkiye’de bu sınavlarla ilgili en küçük bir pürüz yaşanmayacak.”