Başsavcılık: N.Ç. istismarın farkındaydı

6 Ekim 2011

Milliyet / 06.10.2011

Yargıtay Başsavcılığı, Mardin’de 28 kişinin cinsel istismarına uğrayan 13 yaşındaki kız çocuğu için yerel mahkemenin “küçük kızın her şeyin farkında olduğu ve sanıkların en alt sınırdan cezalandırılması” talebine destek verdi.

Henüz 13 yaşındayken 28 kişinin cinsel istismarına maruz kalan Mardinli N. Ç’ye yargıtaydan kötü haber geldi. Aralarında asker ve devlet memurlarının da olduğu 28 sanıklı dava, 7 yılın ardından karar bağlandı. Ancak Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararı alırken küçük kızın alıkonulmadığına ve her şeyin farkında olduğuna hükmetti.

Böylece sanıklar en alt sınırdan cezalandırıldı. İyi hal indirimi de uygulanan sanıklar 20 ayla 6 yıl arasında değişen hapis cezası aldı. Küçük kızın avukatları kararı temyize gönderdi. Fakat dosyayı inceleyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14. Ceza Dairesi’ne gönderdiği yazıda yerel mahkemenin kararının onanması yönünde fikir bildirdi. Şimdi gözler, Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin alacağı karar çevrildi. (Ntvmsnbc)

OLAYIN GEÇMİŞİ

Mardin’de 2002 yılında ortaya çıkan bir tecavüz olayı Türkiye’yi derinden sarsmıştı. 13 yaşındaki N.Ç’nin fuhuşa sürüklendiği ve bakire olması nedeniyle, kendisini satan kadınlar tarafından aralarında asker, memur, korucu, muhtar gibi birçok devlet görevlisinin bulunduğu 26 erkekle ters ilişkiye girmeye zorlandığı ortaya çıkmıştı. N.Ç kendisine tecavüz edenlerle ilgili olarak açılan davada adalet istediğini dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek’e bir mektupla bildirmişti.
N.Ç mektubunda, “Sayın bakan adım N.Ç. 13 yaşındayım. Ben daha çocuğum. Küçük yaşta çekmediğim acı kalmadı. 12 yaşındayken; babam ve dedem yaşındaki onlarca adam bana 7 ay boyunca zorla tecavüz ettiler. Davam hala devam etmektedir. Ben bunların hiçbirini hak etmiyorum. Gazeteleri her gün takip etmekteyim. Her gün bir genç kızın hayatı kararıyor. Yeter artık biz çocuklar okumak istiyoruz. Oyun oynayacak çocuklarız. Ben artık hiçbir genç kızın hayatının kararmasını istemiyorum. O kötü acıyı ben çektim, başka kimsenin çekmesini istemiyorum” diye yazmıştı. N.Ç.’nin bu çığlığına rağmen Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan dava, 2010 Ekim ayında, 8 yıl sonra ve sanıklara verilebilecek en hafif cezalarla karara bağlanmıştı.

26 tecavüzcüye iyi hal indirimi

Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi, N.Ç.’ye bir kez tecavüz eden 13 sanığı, 15 yaşından küçük çocuğun ırzına geçtikleri gerekçesiyle, alt sınırdan 5 yıl hapisle cezalandırmıştı. Mahkeme, sanıkların cezalarından 6’da 1 oranında iyi hal indirimi yaparak, cezayı 4 yıl 2 aya düşürmüştü. Mahkeme, N.Ç.’ye birden çok defa tecavüz eden 11 sanığa ise 5 yıl 10 ay vermiş ve yine iyi hal indirimi ile cezayı 4 yıl 10 aya düşürmüştü. 18 yaşından küçük bir sanığa 3 yıl 2 ay ceza veren mahkeme, bir sanığı ise eyleminin teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle 1 yıl 4 aya mahkum etmişti. Bütün sanıklara iyi hal indirimi uygulayan mahkeme N.Ç.’yi pazarlayan ve kendileri de fuhuş yapan T.T. ve E.A. isimli iki kadına ise alt sınırdan değil, alt sınırın 1 yıl üzerinde 6 yıl ceza vermiş, daha sonra bu cezayı suçun birden çok kez işlenmesi nedeniyle 9 yıla çıkarmıştı. Mahkeme bu iki kadına iyi hal indirimi de yapmamıştı.

Gerekçeli kararda, 13 yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz eden erkeklere alt sınırdan ceza verip, üstüne bir de iyi hal indirimi yapılırken iki kadına alt sınırın üstünde ceza verilerek iyi hal indirimi yapılmamasının nedeni şöyle açıklandı: “İki kadının duruşmadaki olumsuz tavırları, kendi yaşadıkları iffetsiz hayatı 13 yaşında bir çocuğa da yaşatmak şeklinde gözüken olumsuz tutum ve davranışları göz önüne alınarak haklarında takdir indirimi yapılmamıştır.” Kararda buna karşılık işledikleri suçu inkar ederek N,Ç.’ye hayır işlemek için para verdiklerini ileri süren, N.Ç.’ye, “Bizimle yatmak istedi, kabul etmeyince de ‘Sizin başınıza iş açarım’ diyerek tehdit ettiği” iftirasını atan sanıklara iyi hal indirimi yapılmasını ise “duruşmadaki tavırlarına” bağladı.
Küçük kız zorla alıkonulmamış

Gerekçeli kararda, sanıklar hakkında, alt sınırdan, yani verilebilecek en hafif cezanın verildiği konusunda tartışma yaratacak ifadeler kullanıldı. Mahkeme sanıklara ‘cebir, tehdit ve hileli vasıtalar’ kullanarak 15 yaşından küçük çocukla cinsel ilişki kuranlara en az 10 yıl hapis cezası verilmesine ilişkin maddeyi işletmemesini açıklarken, “N.Ç.’nin hem kendisini pazarlayan iki kadının yanına, hem de kendisiyle ilişkiye giren 26 kişinin yanına rızasıyla gittiği” yorumuna yaptı. Mahkeme ayrıca sanıkların N.Ç.’yi zorla alıkoymadığını, N.Ç’nin rızası olduğu yorumunu da yaparak sanıklar hakkında tecavüzün yanı sıra “alıkoyma” suçundan açılan davanın da zamanaşımına girmesine yol açtı. Mahkeme, N.Ç.’nin rızası olduğu yorumunu yapmasaydı sanıklara bu suçtan ayrıca 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası daha verilecekti.

Kararda, İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu’nun, N.Ç. ile ilgili raporundaki “Olayın ahlaki radaetini müdrik (Ahlaki kötülüğünün farkında olduğu) olduğu” ifadelerine de yer verildi: “N.Ç.’nin mağduresi olduğu olayların ahlaki radaetinin (kötülüğünün) farkında olduğu, bu olaylara ruhsal yönden karşı koymaya muktedir olduğu halde kendi iradesiyle para kazanmak amacıyla sanıklar T. ve E. ile irtibata geçtiği veya bunlarla irtibata geçen diğer sanıklarla ilişkiye girdiği anlaşılmaktadır. Adli Tıp’ın tespitine göre, mağdurenin olay tarihindeki gerçek yaşı 15’tir. Sanıkların maddi veya manevi bir cebir kullandıklarına dair unsurun bulunmaması, mağdurenin yaşının da kanunun suç olarak kabul ettiği 15 sınırında olması nedeniyle, sanık T. ve E. dışındaki sanıklar için cezaların alt sınırdan tayin edilmesi gerektiği kanısına ulaşılmıştır.”
En alt sınırdan ceza aldılar

13 yaşındaki N.Ç’ye tecavüzle suçlanan ve o dönem Kızıltepe Kaymakamlığı Yazı İşleri Müdürü olan R.S ile Mardin İl Jandarma Komutanlığı’nda görevli yüzbaşı E.E.’nin de aralarında bulunduğu 26 sanığa, iyi hal indirimiyle “cinsel istismarda bulunmak” gerekçesiyle 1 yıl 8 ay ile 5 yıl arasında değişen hapis cezaları verildi. Mahkeme, sanıklara eski Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 414. maddesinin 1. fıkrasından ceza verdi. Bu fıkrada, “Her kim 15 yaşını bitirmeyen bir küçüğün ırzına geçerse beş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasına mahkûm olur” hükmü yer alıyor. Bu fıkra, ancak küçük çocuğun rızası varsa işletilebiliyor. Bunun yerine, aynı maddenin ikinci fıkrasını uygulasaydı, yani N.Ç.’nin rızasının olmadığına hükmedilseydi sanıkların her birine en az 10 sene ceza verilecekti.