Annesinin cezasını paylaşan 479 minik yürek

24 Nisan 2011

 

Radikal / 24.04.2011

 

Halen 479 çocuk anneleriyle birlikte hapse ‘mahkum’. Uzmanlar ‘Bu çocuklar, dışarı çıktıklarında yaşamdan korkuyor, hapse bile dönmek istiyor’ dedi.

 

Hüküm giyen anne kucağında hapiste büyüyen çocukların yaşamı belgesele çekildi, ortaya düşündürücü bir tablo çıktı. Akşam Gazetesi’nden Melis Apaydın’ın haberine göre, Türkiye’deki 120 bin mahkumdan 2 bin 500’ü kadın. Birçoğu ekonomik yetersizlik nedeniyle cezasını çocuğuyla çekiyor. Kasım 2010 verilerine göre bu durumda 479 çocuk var. Cezaevinde doğan ya da 6 yaşına kadar anne yanında büyüyen çocuklar, süre dolunca parmaklıklar dışındaki hayattan korkuyor. Kimi cezaevinden gitmek istemiyor, kimi geri dönmek için suç işlemeyi bile göz alıyor. Belgeselde de bu miniklerin durumu masaya yatırıldı.

Denizli Bozkurt Kadın Kapalı Cezaevi, Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevi, İstanbul Üsküdar Paşa Kapısı Kapalı Kadın Cezaevi örnekleri irdelendi. Belgeselde ‘Bu çocuklar için toplum ne yapmalı’ sorusuna, cezaevi müdürleri, infaz koruma memurları, cezaevi psikologları, sosyologlar ve mahkum anneler cevap verdi. Yönetmen Funda Tan Arman, ‘Bakış açımızı bilimsel bir düzleme taşıdığı için ajitasyondan uzak, çözüm önerilerinde bulunan bir film yapabildik. Filmi ilk kez Denizli Bozkurt Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki mahkumlarla beraber izledik’ diyor. Belgeselde uzmanlar bu çocukların karşılaştıkları durumu anlatıyor.

YA ANNE YA ÖZGÜRLÜK
Filmde bu çocuklar için ‘en doğru’ tartışılıyor. Anne yanında her türlü ihtiyaçtan yoksun bir yaşam mı? Anneden uzak ihtiyaçlarının karşılandığı bir hayat mı? Çünkü onlar için özgürlük annesizlik, anneyle olmak hapis demek. Uzmanlara göre, çocuklar, dışarı ilk çıkışta topu, çimeni, erkekleri, insanları, araçları görünce ürküyor. İlk kez gördüğü çimeni battaniye sanan, elektrik süpürgesi ve çamaşır makinesinden korkanlar var.

Kadınların çoğu ya tecavüze uğramış, ya eşinden dayak yemiş ya da suça itilmiş. Mahkum kadınların hikayelerinde hep bir erkeğin parmak izi var. İstatistiklere göre kadınlar zorda kalınca suç işliyor. Önemli oranda kadın hamileyken tutuklanıyor ve cezaevinde doğum yapıyor. Çocuklar ise her koşulda ceza çeken taraf. Çocukların haksız mahkumiyeti ise Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin, ‘her tür işlemde çocuğun üstün yararının gözetilmesi gerektiği’ ilkesine ters düşüyor.

Bazı cezaevlerinde 3-6 yaş arasındaki çocuklara kreş imkanı sağlanıyor. Onlar eğitim alabiliyor, oyuncak ve diğer çocuklarla oynayabiliyor. Ama küçükler günü koğuşta geçirmek zorunda. Emekleme çağında, anne kucağından başka alan olmadığı için fiziksel gelişimi tamamlanmıyor. Emekleyemeden büyüdükleri için 3 yaşında yürümekte bile zorlanıyorlar.

OYUNCAK YASAK
Çoğu cezaevinde koğuşa oyuncak sokmak yasak. Çocuklar ancak tahta oyuncaklarla oynayabiliyor. Kimi minikler lazımlıkla bile tanışamıyor. Cezaevi yönetimleri bu ihtiyaçları kendi olanaklarıyla sağlamaya çalışıyor. Cezaevindeki erkek çocuklar hemcinslerinden uzak. Kadınlar arasında yaşayan çocuklar, onları taklit etmeye başlıyor. Uzmanlara göre cinselliğin keşfedildiği bu dönemde cinsel kimlik bunalımı yaşamalarına neden oluyor. Mahkum anneler de endişeli. Uzmanlar şu görüşte: Bu çocukları anneden ayırmak mümkün değil. Bu yüzden cezaevlerinde bu çocukların mahkum gibi değil diğer çocuklar gibi yaşaması sağlanmalı.

BAKIŞLARINI UNUTAMIYORUM
Yönetmen Arman cezaevlerinde yaşadıklarını unutamadığını söylüyor: Çocuklar sevgiye aç. Kucağınızdan inmek istemiyorlar, sevmeniz için uğraşıyorlar. Çekimler sonrası cezaevinden ayrılırken Rabia adında bir çocuk yanımıza yaklaştı, nereye gittiğimizi sordu. Çekimlerde çok neşeliydi. Gideceğimiz zaman ise durgunlaştı. ‘Tekrar geleceğiz’ diye söz verdiğimiz anki bakışlarını unutamıyorum. (Akşam)