AB Türkiye İlerleme Raporunda Çocuk Hakları

12 Ekim 2012

AB İlerleme Raporunda çocuk hakları[1]

(Rapordan çocuk haklarını ilgilendiren kısımlar) – English version in PDF below

Cezaevi sistemi reformu devam etmiştir. Mahkum ve tutuklular için oluşturulan beş rehabilitasyon merkezinde, Adalet Bakanlığı tarafından rehabilitasyon hizmetlerini geliştirmek amacıyla oluşturulan vaka yönetimi modeli uygulamaya geçirilmiştir. Adalet Bakanlığı, Adana Pozantı Çocuk Cezaevindeki kötü muameleye ilişkin soruşturma başlatmıştır. Mahkûmların tıbbi muayeneleri sırasında kolluk görevlilerinin bulunmasının önlenmesine ilişkin olarak, Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı arasında yapılan üçlü protokol Kasım 2011’de uygulanmaya başlanmıştır. Söz konusu protokolün Avrupa standartlarına uygun olması için yakından izlenmesi gerekmektedir.

Çocuk cezaevleri sayı ve kalite açısından yetersiz kalmaya devam etmektedir.  Adana Pozantı Çocuk cezaevindeki kötü muamele iddialarının ardından, çocuklar ailelerinden uzakta, Ankara’da bir çocuk cezaevine yerleştirilmiştir. Özellikle kızlar olmak üzere çocuklar, cezaevlerinin tümünde yetişkinlerden ayrı tutulmamaktadır.

[İ]lk ve orta öğretimde zorunlu olmaya devam eden din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri konusunda AİHM’nin Zengin v. Türkiye davasında verdiği karar henüz uygulanmamıştır. Derslere katılmayan öğrenciler, bazı durumlarda, ayrımcılığa uğramışlardır. Din derslerinden muaf tutulan öğrencilere alternatif sunulmamaktadır.

Adli yardım konusunda kırsal kesimin ve dezavantajlı grupların farkındalığı sınırlıdır. Kadınlar ve çocuklar dâhil, cezaevindeki mahkûmların büyük bir kısmının adli yardıma erişimi bulunmamaktadır. Etkili bir korumanın bulunmaması, aile içi şiddet mağdurlarının adalete erişimini hala engellemektedir. Davalılar, yanlış şekilde yönlendirilerek, avukat talebinde bulunmanın suçlu olma anlamına geldiğini düşünmeye devam etmektedirler.

Çalışan kadınlar için çocuk bakım hizmetlerinin sağlanması konusu bir sorun olmaya devam etmiştir; doğum iznine ilişkin yönetmelik çalışmalarında ilerleme kaydedilmemiştir.  İş gücü piyasasının esnekliğini artırma çabalarında, genel olarak toplumsal cinsiyete dayalı işgücü piyasası sınıflandırmasından kaçınılması gerektiği dikkate alınmamaktadır.

Cinayet dâhil olmak üzere, kadına yönelik  şiddet vakalarına ilişkin detaylı istatistikler bulunmamaktadır. Kadına yönelik  şiddet davalarına ilişkin bazı mahkeme kararları endişe yaratmıştır. Kararlarda kadına ve bazen de çocuklara uygulanan şiddet, mağdurun aile geçmişi ve tutumuna değinilerek,  meşru gösterilmeye çalışılmıştır.

Çocuk hakları ile ilgili olarak, okul öncesi eğitime kaydolan çocukların oranı bir önceki rapor dönemine kıyasla %1 oranında artarak 4-5 yaş grubu için % 44’e ulaşmıştır. Okul öncesi eğitime ilişkin,  gerekli kalite standartlarına sahip ulusal bir modelin geliştirilmesi çabalarına devam edilmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin sayısı yaklaşık % 15 oranında artmıştır.

İlköğretim ve orta öğretim kayıt oranları, 2011-2012 eğitim ve öğretim yılında artış göstermiştir. 6-13 yaş grubu için net okul kayıt oranı % 99,3 olmuştur. Kız ve erkek öğrenciler arasındaki kayıt oranı farkı % 2,5’e düşmüş ve orta öğretim kayıt oranı % 67,4’e ulaşmıştır. Kapsama alanı sınırlı olmakla birlikte bazı illerde kızlar için taşımalı eğitim hizmeti sağlanmıştır. 2012-2013 ders yılı itibariyle, orta öğretim öğrencilerine seçmeli olarak, Türkiye’de kullanılmakta olan yaşayan diller ve lehçeler dersleri sunulmuştur. Aile temelli bakım destek programının başlatılmasıyla, çocuklara yönelik bakım hizmetlerinin kurumsal yapının dışına çıkarılması yönündeki eğilim devam etmiştir.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, özellikle mevsimlik tarım işlerinde ve fındık toplama işinde, çocuk işçiliği ile mücadele yönünde adımlar atmıştır. Söz konusu tedbirlerin etkisinin değerlendirilmesi ve çocuk işçiliğine ilişkin durumu yansıtan güncel bir araştırma yapılması gerekmektedir.

Bununla birlikte, okul kayıt oranlarındaki bölgesel farklılıklar devam etmiştir ve ülkenin doğusundaki bazı illerde okula kayıt oranı düşüktür. Mevsimlik tarım işçisi ailelerin ve Roman vatandaşların çocuklarında okulu bırakma ve devamsızlık oranları yüksek olmaya devam etmiştir. Her tür okul öncesi eğitimi ve bakım hizmetini kapsayan, etkili bir izleme ve denetleme mekanizması henüz oluşturulmamıştır.

Çocuklara yönelik  şiddetle mücadele çabaları izleme ve önlemeye yönelik etkili bir mekanizma içermemektedir. Çocuklara yönelik bakım hizmetlerinin kurumsal yapının dışına çıkarılması hakkında farkındalık yaratma çabaları sınırlı kalmıştır. Çocuk bakımı ile ilgili kurumların koşullarının ve idari kapasitelerinin iyileştirilmesi gerekmektedir.

Çocuk işçiliği ile ilgili az miktarda nicelik ve nitel veri bulunmaktadır. Mevsimlik tarım işçisi ailelerde çocuk işçiliği, durumun iyileştirilmesine yönelik çabalara rağmen devam etmiştir. Bu alandaki idari kapasitenin güçlendirilmesine ve bütün ülkeyi kapsayan etkili bir izleme ve denetleme sisteminin oluşturulmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

Haziran 2010’da Terörle Mücadele Kanunu ve diğer ceza mevzuatı hükümlerinde yapılan değişikliklere rağmen, birçok durumda çocuklar, terör örgütü üyesi olma suçuyla tutuklanmış ve ağır cezalarla karşı karşıya kalmışlardır. Bu, özelikle çocukların kolluk görevlilerine mukavemet ettiği veya gösterilerde yer aldığı durumlarda gerçekleşmiştir. Sorgulama ve cezaevine giriş esnasında kötü muamele vakaları bildirilmiştir.

Rapor dönemi sonunda, 9’u faaliyette olan, toplam 19 çocuk ağır ceza mahkemesi bulunmaktadır. Çocuk Koruma Kanunu uyarınca 81 ilde çocuk mahkemelerinin kurulması öngörülmesine rağmen, 67 tanesi faaliyette olan toplam 86 çocuk mahkemesi vardır. Bu mahkemelerin olmadığı illerde çocuklar, ağır ceza mahkemelerinde yargılanmıştır.

Temmuz sonu itibariyle, yaşları 12 ila 18 arasında değişen 1830 çocuk cezaevinde bulunmaktadır. Bu çocukların 190’ı mahkûm edilmiştir, geri kalanlarının yargılama öncesinde veya sonuçlanmamış davalarda tutukluluk halleri sürmektedir. Adana’daki Pozantı çocuk cezaevinde kötü muamele ve cinsel istismar olduğuna dair ciddi iddialar üzerine, tutukluların tümü Ankara Sincan cezaevine sevk edilmiştir.

Sonuç olarak, eğitim, çocuk işçiliği ile mücadele, sağlık, idari kapasite ve koordinasyon dahil, bütün alanlarda çabalar gerekmektedir. Genel olarak, çocuklar için daha fazla önleyici ve rehabilite edici tedbirler alınması gerekmektedir. Cezaevlerinde çocuklar için uygun koşullar bulunmamakta ve mevzuatla uyumlu olarak, ilave çocuk mahkemesi kurulmalıdır.

Engelli kişiler ve akıl hastaları hakkında resmi ve güvenilir veriler ve araştırmaların eksik olması, bilgiye dayalı politika geliştirilmesine engel olmaktadır. Engelli kişiler, eğitim, sağlık, sosyal hizmetler ve kamu hizmetlerine erişimde zorluklarla karşılaşmaya devam etmiştir. Kamu binalarına ve ilgili bütün kuruluşlara erişimde karşılaşılan fiziksel engeller devam etmektedir. Bu sorunun çözülmesine yönelik kapsamlı bir yatırım stratejisi mevcut değildir.

Kamu kurumlarının engellilere yönelik erişim hizmetleri sunması için zorunlu uyum süresi uzatılmış ve ertelenmiştir. Kapsayıcı eğitim uygulamalarının, mevzuata uygun olarak kapsam ve kalite bakımından artırılması gerekmektedir. Mevcut sistemde, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin önemli bir rolü vardır ancak, teftiş, izleme ve değerlendirme sistemindeki eksiklikler, bu merkezlerin etkililiği konusunda şüphe uyandırmaktadır. Hemen hemen her merkezde, birçok çocuk kayıtlı görünmekle birlikte (devlet desteği almak amacıyla), bunlar gerçek anlamda kurslara katılmamaktadır. Teftişler, yeterince derin değildir ve sağlanan hizmetlerin içeriğini kapsamamaktadır. Engelli kişiler hakkındaki önyargılarla mücadele etmek için kamuoyu farkındalığının artırılması gerekmektedir.

Kadınlar, çocuklar, lezbiyen, eşcinsel, biseksüel ve transseksüeller dâhil, sosyal bakımdan korunmaya muhtaç grupların, toplumsal istismar, ayrımcılık ve şiddete karşı etkin biçimde korunması için hala Hükümetin önemli çabalar göstermesi gerekmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı, Ermeni, Rum ve Musevi azınlıkların Türk vatandaşı olmayan çocuklarının, azınlık okullarında eğitim almalarına izin veren yeni bir yönetmelik Kabul etmiştir. Ancak, Türk vatandaşı olmayan çocuklar resmi mezuniyet belgesi alamamaktadır.

Roman vatandaşların çocuklarının okulu bırakma ve okula devamsızlık oranlarının ilkokullarda bile yüksek olduğu bildirilmiştir.

Büyük oranda Roman vatandaşların çocuklarının gittiği okullarda çalışan öğretmenler sıklıkla değişmekte ve başka okullara atanmakta ve bu durum, eğitim kalitesini etkilemektedir.

Roman vatandaşlar, bazı durumlarda nüfus cüzdanları olmadığı için, sağlık hizmetlerine erişim konusunda zorlukla karşılaşmış ve kötü barınma koşulları nedeniyle sorunlar yaşamıştır.

Refakatsiz küçükler (mülteci-sığınmacı), yetişkinler ile birlikte gözaltına alınma riskiyle karşı karşıya kalmış ve devletin çocuk koruma hizmetlerinden yararlanamamıştır.

Makul fiyatlı çocuk bakım hizmetlerinin eksikliği, kadınların işgücüne katılımının önündeki kilit engellerden biridir.

Kasım 2011’den itibaren, BTK, internet hizmet sunucularından müşterilerine, talepleri üzerine, ücretsiz bir internet filtreleme hizmeti (çocuk ve aile profilleri olan) sunmaları yükümlülüğünü getirmiştir.

Özellikle kırsal kesim ve çocuklar olmak üzere, ülke nüfusu yüksek yoksulluk riskine maruz kalmaya devam etmektedir.

Cezaevlerinin kalabalıklaşması, sıhhi ve fizikil koşullar üzerindeki ciddi etkileri bakımından hala sorun olmaya devam etmektedir. Cezaevlerindeki  şikâyet sisteminin tümüyle gözden geçirilmesi için geç kalınmıştır. Tıbbi tedavi ve çocuk tutukluların içinde bulundukları koşullara ilişkin olarak özel çabaya ihtiyaç vardır.

Kız çocuklarının okula kaydolma ve okulu bırakma oranlarının izlenmesine ihtiyaç vardır. Erken yaşta ve zorla yaptırılan evlilikler hala endişe kaynağıdır.

Çocuk haklarına ilişkin olarak, eğitim, çocuk işçiliği ile mücadele, sağlık, idari kapasite ve koordinasyon dahil, bütün alanlarda çaba sarf edilmesi gerekmektedir. Genel itibarıyla, çocuklar için, daha fazla önleyici ve rehabilitasyon amaçlı tedbirler alınması gerekmektedir. Tutuklu çocuklar için uygun koşullarda barındırılmamaktadır ve yürürlükteki mevzuata uygun olarak daha fazla çocuk mahkemesi kurulmalıdır.

Çocukların korunması ile ilgili olarak, 2003 tarihli Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi kabul edilmiş ve Mayıs 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ancak Türkiye, 1996 tarihli Velayet Sorumluluğu ve Çocukların Korunması Tedbirleri Hakkında Yetkiye, Uygulanacak Hukuka, Yetki, Tanıma ve Tenfize ve  İşbirliğine Dair Sözleşmeyi henüz onaylamamıştır.

Türk Eğitim Kanununda, zorunlu eğitim süresini 8 yıldan 12 yıla çıkaran ve okullar için yeni bir yaklaşım getiren (8+4 yerine 4+4+4) değişiklik, Nisan 2012’de yürürlüğe girmiştir. Kanun, farklı okul türleri, örneğin ortaokullarda, genel ve mesleki okullar (imam hatip okullarının orta kısımları) arasında seçim yapma esnekliğini de içerecek  şekilde mevcut eğitim sistemine bazı değişiklikler getirmiştir. Böylece çocukların 14 yerine 10 yaşında dini eğitim almaya başlayacak olmasıyla birlikte, yeni mevzuatın sunulma yöntemi Türkiye’de tartışmalara yol açmıştır.

2011-12 eğitim yılında, zorunlu okul öncesi eğitimin 81 ilin 71’ine genişletilmesinin ardından, 2011-12 eğitim yılı için 4-5 yaş arası öğrencilerdeki okul öncesi eğitime kayıt oranları % 43,1’den % 44’e yükselmiştir ve okul öncesi eğitimdeki öğrencilerin ve öğretmenlerin sayısı sırasıyla % 5,6 ile % 15,6 oranlarında artmıştır. Ancak, yeni Eğitim Kanunu ile birlikte, tüm illerde zorunlu okul öncesi eğitim verilmesi hedefi terk edilmiştir.

İlkokula net kayıt olma oranı yaklaşık % 99’a ulaşmıştır. Orta öğretimde ise, kayıt olma oranı % 67,4’e yükselmiştir ve cinsiyetler arası dengesizlik % 2,5 daralmıştır. Başta kız öğrenciler için olmak üzere, tüm düzeylerde kayıt oranlarının artırılmasına yönelik çabaların devam ettirilmesi, okul terklerini azaltmak amacıyla kullanılan etkili müdahale stratejileri açısından önemli bir sorun olmayı sürdürmektedir.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı çocuk bakım ürünleri, plastik dekoratif malzemeler, mıknatıslar, banyo ürünleri ve mumlarla ilgili güvenlik risklerine ilişkin asgari güvenlik  şartlarını belirleyen bir tebliğ kabul etmiştir. Tebliğ, ürünün uygunluğuna dair kontrolü zorunlu tutmaksızın uyumlaştırılmış ulusal standartlara atıfta bulunmaktadır. AB veya AB üyesi olmayan ülkelerden yapılacak ithalata ilişkin belirli bir hüküm içermemektedir ve piyasadaki tüm ürünlere uygulanabilir. Söz konusu tebliğ, Ocak 2013’te yürürlüğe girecektir.



[1] Bu derleme Uluslararası Çocuk Merkezi tarafından yapılmıştır. Daha fazla bilgi için: Adem Arkadaş-Thibert [email protected]

PDF versiyonu AB ilerleme raporunda cocuk haklari

Derlemenin Ingilizce versiyonu: Child rights in EC Progress Report on Turkey


Yayınlarımız

Listele