20 Kasım Çocuk Hakları Günü İçin Mersin Çakıl Derneği Basın metni

20 Kasım 2013

üstünüaçma

 

Her gece “üstünü açma, üşütürsün” diyeceğine,

“kalbini açma, üzülürsün” deseydin be anne!

Mersin’de yaklaşık üç yıldır adalet sistemi ile ilişki içinde olan çocuklarla ve son bir yıldır sığınmacılarla çalışan meslek elemanları ve gönüllülerden oluşan Çakıl Derneği olarak, bu yıl biz de 20 Kasım “Dünya Çocuk Hakları Günü”nü kutlamak istedik. Ama birlikte çalıştığımız çocuklardan dağa gidenler, tekrar tekrar tutuklananlar, “bu işler”i bırakıp madde dünyasına dalanlar, ailesini geçindirmek için çalışmaya başlayanlar, bir araya gelmekten korkanlar, durumu umutsuz bulanlar, bize ortada kutlanacak bir şey olmadığını söyledi.

 

Bize de bu yıl Mersin’de daha çok kamusal alanda hak ihlaline uğrayan ve daha çok adalet sistemi ile ilişki içinde olan çocukların hikayelerini paylaşmak düştü.

 

Önce, 2013 biterken 2012  nasıl geçti diye bakalım: 2012 içinde 134 çocuk, hak ihlaline uğradığı gerekçesiyle İHD Mersin Şubesine başvurdu. Başvuruların tamamı gözaltı ve cezaevinde yaşadıkları kötü muameleye ilişkindi. Detaylarda cezaevinde organ kaybıyla sonuçlanan ihmal iddialarından, polisin psikolojik baskısı ve ajanlık tekliflerine kadar pek çok kara haber var. “İHD Mersin Şubesine Çocuk Başvuruları, 2012-2013 Raporu”nun ayrıntılarını yakında sizlerle paylaşacağız.

 

Biliyorsunuz, Şubat 2012’de  çoğunluğu Mersin’de tutuklanan çocukların yattığı Pozantı Çocuk Cezaevinde şiddet olayları ortaya çıktı. Adalet Bakanlığı bir soruşturma yürüttü. Durumun vehametini anlamış olacaklar ki, 6 Mart 2013’den itibaren cezaevini boşaltmaya başladılar. Çocukları daha sıhhi, daha medeni, daha güvenlikli olduğu, daha çocuk merkezli dizayn edildiği gerekçesiyle ailelerinden kilometrelerce uzaktaki cezaevlerine sevk ettiler. Mersin’li çocukların sevk edildiğini tespit edebildiklerimiz Ankara Sincan, İzmir Şakran ve Antalya L Tipi cezaevleri idi. Ancak Bakanlığın özrü kabahatinden büyük oldu. Çakıl Derneği, Mayıs 2013’de İzmir Şakran cezaevinden tahliye  olan çocukların anlatılarıyla kötü muamele ve ayrımcılığın sürdüğünü tespit etti. İzmir ÇHD’den hukukçuların cezaevini ziyareti de çocukların anlatılarını doğrular nitelikteydi. Aynı günlerde Antalya L Tipi Cezaevinden çocuklara yönelik cinsel istismar haberleri yükseldi. TBMM üyeleri Ertuğrul Kürkçü ve Rıza Türmen 17 ve 29 Mayıs tarihlerinde ayrı ayrı düzenledikleri basın toplantılarında bu iddiaları kamuoyuyla paylaştılar. 27 Mayısta Çakıl Derneği İHD Mersin Şubesi, ÇHD Mersin Şubesi, Mersin Tabip Odası ile birlikte cezaevlerinde çocuklara yönelik istismar, kötü muamele ve ağır işkencenin sürdüğüne ilişkin bir basın açıklaması yaptı. Açıklamaların ardından TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonundan bir heyetin Şakran cezaevini ziyareti sonucu hazırlanan “temiz raporu”na Mersin milletvekili Ertuğrul Kürkçü muhalefet şerhi koydu.

 

2012’deki Pozantı olaylarından sonra ortaya çıkan bu yeni kötü muamele olaylarının Türkiye’deki çocuk adalet sistemi için toptan bir dönüşüm yaratması gerekirken, çocuklar için 10 yeni cezaevi açılacağı açıklandı. 22 Temmuz 2013’de Adalet Bakanı Ergin, bağımsız çocuk cezaevlerinin artırılması amacıyla 2012-2017 mali yatırım programına 10 yeni çocuk cezaevi yapımının alındığını bildirdi.

 

19 Eylül 2013’de, yukarıdaki duvar yazısıyla aynı mahallede, Siteler Karakolu önünde  polisler yine bir çocuğu dövdü. Mersin’de Kürt mahallelerinde çocuğa yönelik polis şiddeti gündelik bir olaydır, sıradandır, vaka-i adiyedir. Olay bu kez kamuoyunun gündemine geldi. Diğer çocuklar bu duruma hayret etti. “E bizi her gün dövüyorlar, kimse haber yapmıyor” dediler. Bu gibi durumlarda genellikle aileler korku ve baskıdan dolayı şikayetçi olmazken, 8 yaşındaki çocuğun ailesi şiddet uygulayan polisten şikayetçi oldu.

 

4 Kasım 2013’de İHD Mersin Şb. 2012 yılı içinde 55 çocuğa toplam 578 yıl, 11 ay 6 gün hapis ve 978 bin 180 TL adli para cezası verildiğini; ailelerine toplam 1 milyon 270 bin TL idari para cezası verildiğini açıkladı.

 

2013 yılı boyunca, Mersin’e çok sayıda Suriye’li sığınmacı geldi. Mersin’de kayıtlı oldukları halde temel insan haklarından yararlanmakta pek çok sorun yaşayan yaklaşık 2000 İran’lı, Afganistan’lı, Sudan’lı sığınmacıya yenileri eklendi. Kaçak yollardan gelen ve güvenlik endişesiyle kamplarda kalmak istemeyen Suriye’li sığınmacı gebeler, bebekler, çocuklar eğitim ve sağlık gibi temel haklardan yararlanamadı. BM’ce sığınmacı statüsü tanınmış olan çocuklar belli bir sınırı aşan harcama, örneğin ameliyat gibi ciddi sağlık müdahaleleri gerektiren durumlarda devlet yardımı alamadı. Çakıl Derneği aracılığıyla bir çocuğun ameliyatı yapıldı.

 

Ve Gezi çocukları… Mayıs sonunda Taksim Gezi Parkı’nda başlayan olaylara destek vermek amacıyla Türkiye’nin pek çok yerinde ve Mersin’de de  protesto eylemleri yaşandı. Olaylar sırasında kolluk kuvvetlerinin orantısız şiddet kullanımı ve keyfi uygulamalarıyla pek çok  hak ihlaline çocuklar da maruz kaldı. Yaralananlar ve gözaltına alınanlar oldu. Eylemlere doğrudan katılan çocuklar kadar, tesadüfen oradan geçerken şiddete maruz kalan çocuklar da oldu.  Ekmek almaya çıkmışken yaralanan Berkin Elvan, tüm çocukların temsilcisi oldu arafta. Protesto eylemleri sırasında çocuklar sanat etkinliklerine, forumlara, atölye çalışmalarına da katıldılar. 2013 yılı Gezi olaylarıyla Türkiye, daha önce Kürt çocukları üzerinden yaşadığı sokak gösterilerine katılımı, bu kez ülke çapında yaşadı. Olaylar, çocukların uluslararası sözleşmelerce güvence altına alınmış olan “toplumsal yaşama katılım hakkı” tartışmalarını bir kez daha alevlendirdi.

 

Mersin’de bu yıl çocukların sadece ulusal değil, uluslararası kamuoyu tarafından güvence altına alınması gereken en temel hakları ihlal edildi. Pek çok hak ihlalini de ev içlerinde, okullarda, işyerlerinde yaşadılar. Çocuk alanında çalışan diğer hak örgütleri bunları paylaşacaktır.

 

Yukarıdaki fotoğraf, Mersin’de sokak çatışmalarının sık yaşandığı Kurdali, Yeni Pazar, Şevket Sümer, Güneş gibi bir mahalleden.  Fotoğrafı çeken çocuk, Pozantı Çocuk Cezaevinden tahliye olduktan sonra yaşamını yeniden kurmaya çalışan onlarca çocuktan biri. Cezaevi yaşantısı sonrası gelişen Travma Sonrası Stres Bozukluğu açısından takip edilirken, travma onarımı henüz tamamlanmamışken tekrar tutuklandı. Pozantı’dan tahliye olduktan sonra, okuluna devam etmek istedi. Eğitim sistemi içinde kalabilmek ve arkadaşlarını da tutabilmek için epey çaba gösterdi. Okulu durumuna özgü bir rehberlik ve psikolojik danışmanlık programı hazırlamadı. Okul yöneticilerinin destekleri paternalist nasihatlerin ötesine pek geçemedi. Ne yazık ki, hakikaten de olmadı, okulda tutunamadı. 2012-2013 öğretim yılı sonunda örgün eğitimle ilişiği kesildi. Travmadan iyileşme sürecinde, sivil toplum kuruluşlarının çocuk hakları alanındaki çalışmalarına katıldı.  Arkadaşlarının eğitimle ilgili, ekonomik ve psikososyal destek almaları için çalışmalar yaptı. Halen cezaevinde. 2013-2014 öğretim yılı için açık liseye kaydını yaptırdı. Duruşma gününde Mersin adalet sisteminin “Gizli Tanık” müessesesinden onun bahtına ne düşeceğini merakla bekliyor.

 

Fotoğrafını çektiği duvardaki bir başka yazı şöyle diyordu: “Mevzu yapmak sanat olsaydı, Kurdali çocukları Oskar alırdı”. Tüm çocukların Oskar değilse bile adalet, eşitlik ve  özgürlükten nasibini aldığı bir dünya umuduyla…

 

Çakıl Sosyal Dayanışma, Eğitim, Sağlık ve Hukuk Derneği