2 çocuğu öldü; dava açtı ama borçlu çıkan o oldu!

27 Kasım 2011

 

NTVMSNBC / 27.11.2011

 

Yangında zehirlenen çocuklarını hastanede kaybeden acılı baba ‘ihmal’ davası açtı. Ama 27 bin lira ödemeye mahkum edildi…

 

İSTANBUL – Buğrahan ve Alihan şu anda yaşasalar 10 ve 11 yaşında olacaklardı. Okula gidecek, babalarıyla top oynayacak, çocukluklarını doyasıya yaşayacaklardı. Ama evlerinde çıkan bir yangın, iki kardeşin acı sonuyla birlikte Karakılıç ailesinin zor günlerinin de başlangıcı oldu. Acılı babanın, hastane hastane dolaşırken kaybettiği çocuklarının acısı, 5 yıl sonra gelen bir kararla adeta katlandı.

İtfaiye zamanında gelmediği, gerekli tedavinin yapılmadığı ve hastanelere kabul edilmedikleri için tedavinin geciktiği gerekçesiyle dava açan baba Ali Karakılıç, yavrularını kaybetmenin ardından son şoku yaşadı.

 

Milliyet’in haberine göre; “idare kusursuz” kararının ardından 27 bin 291 lira masrafa ödemeye mahkum olan baba şimdi isyan ediyor.

Bir aileyi önce manevi, ardından maddi anlamda “tüketen” olaylar zinciri 5 yıl önce başladı. 7 Nisan 2006’da, babaları işe, anneleri hastaneye giden iki kardeş evde uyudukları sırada, elektrikli battaniyenin alev almasıyla yangın çıktı. Dumandan zehirlenen iki kardeş, Samsun Devlet Hastanesi’ndeki ilk müdahalelerinin ardından daha ileri tedavi için Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi.

 

Yeşil kartlı ailenin çocuklarının kurtarılması için, ileri duman zehirlenme vakalarında uygulanan ve üniversitede o dönemde bulunmayan hiperbarik tedavi ünitesinde tedavisi gerektiği için merkez arayışına başlandı.

 

HASTANE KAPISINDA ÖLDÜ
İstanbul ve Ankara’daki merkezlerle hastanenin yaptığı görüşmeler olumsuz sonuçlanınca, Karakılıç ailesi, akrabalarının da yardımıyla oksijen tedavisi için aynı günün akşamı özel ambulans tutarak çocuklarını Ankara’da bir özel hiperbarik tedavi ünitesine götürdü. Ünitede tedavinin ardından aile, bu sefer çocuklarının tedavisinin devamı için yoğun bakım ünitesi aramaya başladı. Çok sayıda hastaneye başvuran aile ‘ret’ cevabını aldı.

 

Ağabey Alihan (6), hastane önünde kabul beklerken sedye üzerinde hayatını kaybetti. Dramın basına yansıması üzerine Hacettepe Hastanesi’ne kaldırılan kardeşi Buğrahan da (5) yaşam mücadelesini iki gün sonra kaybetti.

 

Baba Karakılıç, iki çocuğunun ihmal sonucu öldüğü iddiasıyla Sağlık Bakanlığı, Samsun İtfaiye Daire Başkanlığı ve OMÜ Tıp Fakültesi aleyhine Samsun 1. İdare Mahkemesi’nde dava açtığını belirterek, süreçle ilgili şu bilgileri verdi:

 

“Bakanlık soruşturma açtı, kimse kusurlu bulunmadı, suçlu biz ilan edildik. Her kurum kendi içinde kendini aklamış. Devleti karşıma almak isteyen biri değilim, sadece sorumluların cezalandırılmasını istemiştim. ‘Paran yok, neden Ankara’ya geldin’ dercesine elime rapor tutuşturuldu, nasihatle gönderildim.”

 

GAZ MASKELERİ BİLE YOKTU
OMÜ’de hiperbarik ünitesinin olması halinde Ankara’ya gitmelerinin bile gerekmeyeceğini vurgulayan Karakılıç sözlerini şöyle sürdürdü:

 

“‘Çocuklar bu tedavi almasa ölecek’ denildi, çocukları kurtarmak için Ankara’ya gittik. Hastaneler kabul etmedi, kapı kapı sokakta dolaştık, ‘niye götürdük’ oldu. Yangında çocukları vatandaşlar kurtardı, itfaiye geldiğinde gaz maskesi bile yoktu, müdahale edemedi. Davada ‘itfaiyenin zamanında müdahale ettiği ve çocukları kurtardığı’ bilgisi yer aldı.”
Karakılıç bunun üzerine haklarını aramak için dava açtıkların anlattı.

 

VİCDANINIZ SIZLAMADI MI?
Baba Karakılıç davayla ilgili şunları söyledi:

“5 yılın sonunda karşıma davanın reddine, toplamda bilirkişi, mahkeme masrafı, avukat ücretleri ile birlikte 27 bin 291 TL borçlu çıktım. Hem çocuklarımı kaybettim, hem de ‘hakkımı ararım’ diyen inşaat işçisi babaya bu fatura çıkarıldı. Bu kararı verenlere soruyorum. Siz böyle bir acı yaşadınız mı? Ankara’nın ortasında, cebinizde paranız yok, 2 çocuğunuz ölüm kalım savaşı verirken sahipsizsiniz, devlet yanınızda değil. Bu kararı verirken yaşanan acıyı düşündünüz mü? Bu kararı verirken vicdanınız sızlamadı mı? Benim acımı paylaşacak olan hukuk devleti acımı paylaşması gerekirken, acılarımın üstüne tuz biber ekerek beni cezalandırıyor. Ben böyle adaleti kabul etmiyorum.”